Reklamı Kapat

TV ekranlarındaki “prof”ların dalkavukluğu

İyi olmadı…

Profesörlerin televizyon ekranlarına çıkması hiç iyi olmadı.

Eskiden profesörlerin toplumda bir ağırlığı vardı.

“Profesör” denince, belirli bir branşta geniş bilgi ve deneyim sahibi “saygın bir isim” akla gelirdi.

Oturmasını kalkmasını, konuşmasını, daha ötesi “haddini” bilen bir isim…

Vizyon sahibi…

Ya şimdi?

TV ekranlarında sıkça görünmeye başladıklarından buyana…

Bu ağırlık kayboldu.

“Profesör imajı”, yara aldı.

“Profesör unvanı” itibar kaybetti.

Keşke çıkmasalardı…

Yanlış anlaşılmasın, sözüm, pandemi nedeniyle halkı aydınlatmak için ekranlarda gördüğümüz tıp profesörlerine değil.

Onlar, böylesine sıkıntılı bir dönemde toplumu aydınlatıyorlar.

Sözüm; her şeyden anlayan, her şeyi bilen, her konuda kendini “uzman” gören, her şeye maydanoz olan, halkın deyimiyle “herbokologlar”a!

“Maddi veya makam çıkarı” için, sürekli güce dalkavukluk edenlere.

Sizi bilmem, ama ben bazılarının konuşmasını dinlediğimde, görev yaptıkları üniversitelere ve öğrencilerine acıyorum.

Hele aralarında “din ticareti” yaparak köşeyi dönen bazı şarlatan ve şaklabanlar var ki, anlatılacak gibi değil.

Kuşlara zikir çektirerek, papağanlara dua okutarak topluma dinimizi öğrettiklerini sanıyorlar.

“Bilgisizliklerini, görgüsüzlüklerini, cehaletlerini, kaba ve terbiyesiz ağızlarını, seviyesiz düzeylerini” sergiliyorlar.

Gerçekleri bir tarafa bırakıp, toplumun çıkarlarını görmezlikten gelerek güce yaltaklanıyorlar…

Bir de tartışma esnasında bağırmıyorlar mı, karşı tarafa parmaklarını sallamıyorlar mı…

“Ahh” diyorum kendi kendime, “işte kendilerini ele veriyorlar…”

Fikrin olmadığı yerde, ses yükseltilir.

Yüksek ses, çoğu kez “yetersiz fikrin” veya “fikirsizlik”in dışa vurumudur.

Ne kadar çok bağırırlarsa, haklı çıkacaklarını sanırlar.

Fikri fukaralıklarını, böyle gidermeye çalışırlar.

Ülkemizin geleceğini, bunların yetiştirdikleri öğrencilere mi emanet edeceğiz?

 
 

Türkiye, ne çekiyorsa bunlardan çekiyor

Prof. Dr. Yalçın Küçük’ü tanır mısınız?

Araştırmacı yazar…

Düşünür…

Ekonomist…

Medya ve edebiyat eleştirmeni…

Sovyetolog…

Siyaset bilimci…

Teorisyen…

Gençlik önderi…

Pek çok özelliği kendinde toplayabilmiş, gerçek bir bilim insanı.

Onlarca kitabı var.

Onlarca yıl cezaevinde yattı, her cezasını tamamladığında cezaevinden birkaç kitapla çıktı.

Suçu, düşünmek!

Yani, düşünce suçlusu…

Ülkemizin sıradışı bir aydını, düşünürü ve yazarı…

Kendisi “sıradışı” olunca, ülkemizin sıradan aydınlarını çok iyi tanır.

Öyle iyi tanır ki, 80’li yıllarda “Aydın Üzerine Tezler” isimli 5 ciltlik kitap bile yazmıştır.

Yalçın Küçük, kitabında “Türkiye’nin aydın sorununu” şöyle anlatır:

“Türkiye, tarihinin en aydınsız dönemini yaşıyor. 10 yıllara sıkışan bu yüksek tansiyon, Türkiye aydınında süreksizlik yaratıyor. On yılda yükselen, arkasından gelen on yılda alçalıyor, alçalmayı, ebedileştiriyor. Bunun edebiyatını yapmaya çalışıyor. Aydın, aklıyla ve inatla mücadele eden insandır. Mithat Paşa’nın Taif’de boğulması aydın tarihinde bir dönüm noktasıdır. O tarihten bu yana aydın etkinliğini kaybetmiştir. Günümüzde ise aydınlar toptan kırıma uğradığından, aydınlanma doktrininin yerini postmodernizm ile dinsel gericiliğin aldığı bir dönem yaşıyoruz. Olumsuzluklara tepki göstermeyen, buyruklara boyun eğen, pasifize edilmiş toplumda, aydınlar toplumun aykırı bireyleri olarak küçümsenir hale gelmiştir.”

Nasıl, Yalçın Küçük’ün “aydın” tanımı bizim televizyonlarda gördüğümüz sözde aydınların çizgisiyle uyuşuyor mu?

Hiç ilgisi yok değil mi?

Bunlar, Türkiye’ye dayatılan düzenin aydınları.

Çaresiz iktidarın çığırtkanları ve şakşakçıları…

İşte Türkiye ne çekiyorsa bunlardan çekiyor.

Ve bunlardan ülkemizin gerçek aydınları, gerçek profesörleri de çok rahatsız.

Osmanlı döneminin önde gelen isimlerinden Keçecizade İzzet Molla’nın o ünlü sözünü bilirsiniz…

“Cihan ahlaksızlıkla harap olmaz, onu âlimlerin dalkavukluğu harap eder.”

Osmanlı çökerken söylemiş bu sözü…

O zaman da “âlimlerin dalkavukluğu” varmış, bugün de “dalkavukluk yapan âlimler” eksik değil.

Sürüyle…

Ama uğraşmasınlar, boşuna beklenti içine girmesinler, onların dalkavuklukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne diz çöktüremeyecek.

Gün gelecek, dalkavuk profesörlerin dönemi sona erecek, gerçek bilim insanlarının değeri bilinir olacak.

Ülkemiz o güzel günleri görecek…

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın!

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Ersoy Kandemir - Liyakatsizlere ağzını yıllardır açmayanlar iyi okusunlar bu yazıyı!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Aralık 16:12
04

İzmi̇tli̇ - Helede bu süreçte 1 tane çözüm üreten prof varmı sürekli bunalım satıyorlar birde kapatalım insanları başka sözleri varmı icraatları yok sadece bunalım ve kriz adeta toplum düşmanı kesildiler tanıyamıyoruz bunları neyin kafası bu çözüm üretsinler görelim ama nerde bunalım satmak varken çözüme ne hacet

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Aralık 10:43
03

Selami - devletin parası ile dergi basıp kendi reklamını yapan gölcük başkanına ne demeli....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Aralık 09:52
02

Ayyıldız - Siyası düşünceler öne çıktımı ilmi irfani düşünceler rafa kalkıyor.

Misal: Ergenekon dan insanların hayatları karardı ama birisi TV YILDIZI OLDU hiçte rahatsız değil ayak ayak üstünde her tarafa laf yetiştiriyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Aralık 14:16
01

Hasan - Çok doğru onlara prof. denmesi bile gerçek prof lara zulümdür.

Yanıtla . 8Beğen . 2Beğenme 11 Aralık 17:35


Anket Darıca Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?