Reklamı Kapat

“Hamza Yerlikaya olayı” ile verilmek istenen mesaj ne?

Son günlerde sıkça konuşuluyor, ama biz yine de “Hamza Yerlikaya olayı” ne, şöyle satırbaşlarıyla hatırlayalım.

Hamza Yerlikaya, milli güreşçi…

“Dünya ve Olimpiyat şampiyonu” olmayı başaran bir sporcu…

Bu yönüyle bir zamanlar ülkemizin gurur kaynağıydı.

Madalyonun bu yüzü, mükemmel!

Şimdi de madalyonun diğer yüzüne bakalım.

Hamza Yerlikaya’nın güreşçiliğinde eğitim düzeyi düşüktü, ortaokul mezunu…

Olabilir, bir sözümüz yok.

Ama Hamza Yerlikaya’nın bundan sonra yaptıkları, “affedilir” gibi değil.

Sırasıyla yazayım:

Bu yazdıklarımın baş tarafı Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararından.

Yani milli güreşçinin mahkemede verdiği kendi ifadesinden…

Geçenlerde ulusal basında çıktı.

Diğerleri ise, “sahte lise diplomalı” Hamza Yerlikaya’nın ülkemizde üstlendiği önemli görevler.

Başlayalım! 

*Hamza Yerlikaya, İstanbul Arnavutköy İmrahor Meslek Lisesi’nden “sahte diploma” alıyor.

*Bu sahte diplomayla Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’na kaydını yaptırıyor ve iddiaya göre mezun oluyor.

*2007-2011 yılları arasında AKP’den Sivas Milletvekili seçiliyor. TBMM sitesinde, Yerlikaya’nın eğitimi “üniversite mezunu” olarak görünüyor. AKP’nin resmi sitesinde ise “lise mezunu” olarak yer alıyor.

*Halen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı.

*Aynı zamanda Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı.

*Bitmedi, son olarak da Vakıflar Bankası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı’na atandı.

Şimdi, bütün bu olup bitenleri lütfen bir arada düşünün.

Yaşananlar, bir devlet için “olay” değil mi?

Hamza Yerlikaya ile ilgili gerekçeli kararın bir bölümünde aynen şunlar yazıyor:

“Sanığın kullandığı diploma sahte olup, bu sahteliği yapanlarla dayanışma içine girdiğine, bu suça katıldığına dair herhangi bir delil yoktur. Mevcut delil durumuna göre, ancak sanığın sahte olan diplomayı kullandığı söylenebilir.”

Yani, suçu sabit.

Suçu sabit, ama cezası yok.

“Sanığın daha önce bir aftan ve koşullu salıvermeden yararlanmamış oluşu gözetilerek sanık hakkındaki kamu hukuku davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine” deyip, suçu “cezasız” bırakıyorlar.

Her neyse…

Burada esas üzerinde durulması gereken, mahkeme kararından çok, “sahte diploma” kullandığı biline biline kendisine “çok üst seviyede” devlet görevleri verilmesi.

Ağır Ceza Mahkemesi 2001 yılında, yani 19 yıl önce kararını vermiş, ama birileri Hamza Yerlikaya’ya “yürü ya kulum” demekte devam etmiş.

Milletvekili olmuş…

Yetmemiş “cumhurbaşkanlığı başdanışmanı” olmuş…

Yetmemiş Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı olmuş… 

Yine yetmemiş Vakıflar Bankası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olmuş…

Son derece üst düzey eğitimi olan, birkaç yabancı dil bilen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, “yukarıdaki görevlerden sadece birine” dahi ulaşması çok zor…

Ama “sahte lise diploması” kullandığı mahkeme kararıyla sabit eski güreşçi Hamza Yerlikaya bu görevlerin hepsine birden sahip olabiliyor.

Bu işte bir gariplik yok mu?

Vicdan ve sağduyu sahibi kaç kişi, böyle bir uygulamaya onay verebilir.

Buna, “olay” dedim.

Her olayın, bir nedeni vardır.

Sizce bu olayın nedeni ne?

Sahte diploma kullandığı mahkeme kararıyla sabit biri, neden “ahlak” ve “liyakat” kuralları yok sayılarak böylesine yüksek devlet görevlerine getiriliyor?

Acaba iktidar bu atamayla toplumdaki benzer kişilere, “Eğitiminiz önemli değil, diplomayı nasıl temin ettiğiniz de önemli değil, kültür seviyenizin de hiçbir önemi yok, paradan puldan bankacılıktan anlamasanız da olur, yeter ki siz AKP’li olun, biz sizi milletvekili de, başdanışman da, bakan yardımcısı da, banka yönetim kurulu üyesi de yaparız” mesajını mı vermek istiyor?

“Biz çok güçlüyüz. Olmayanı da oldururuz… Yapamayacağımız hiçbir şey yok” mu demek istiyor?

Topluma verilmek istenen mesaj bu mu?

 Çin aşısı ve o “paraşüt fıkrası”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçenlerde “Çin aşısı” için konuştu:

“Beğenmezsek, ödeme yapmayacağız bu aşıya. Bu şekilde aşı anlaşması yapabilmiş tek ülkeyiz. Siparişimizi verirken bunu anlaşmaya koyduk.”

Bakan Bey’in bu açıklaması, sanırım çoğu kişiye şu fıkrayı hatırlattı:

Adamın biri paraşüt almaya gitmiş, tam parayı verirken “Ya açılmazsa ne olacak?” diye sormuş. Satıcı, “Kardeşim, açılmazsa getir paranı iade ederiz” demiş.

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Yeşil-siyah - Artık ben bu Hamza Yerlikaya'nın orta okul mezunu olduğundan da şüphe duyuyorum...!!!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:03
01

Neyzen - Sahteciliği sorgulamak,Adalet ,hukuk, ahlak aramak Bana düşmez.

Neden mi;

Ben,sen,o hepimiz Ahlak nedir, adalet kimdir Hangi yılları kapsar da ki sorgulama ahkaksızlığımız dır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 11:08


Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?