Çevre barışı kaçınılmaz

“Kedi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”

Kur’an-ı Kerim


İklim değişiklikleri nedeniyle kutuplardaki buzullar bile erir oldu. Okuduğum bir haberde kuzey kutbundaki buzullardan kopan iki buzdağı kara parçalarına doğru hızla ilerliyorlarmış. Kara parçalarına çarptığında ne gibi felaketler yaşanacağı belli değil. İngiltere kendi kıtalarına çarptığında neler yapabilecekleri konusunda bir dizi tedbirler alıyormuş.

Bencilliklerimiz ve dünyamıza zarar verecek hareketlerimiz nedeniyle dünyamızdaki dengeyi bozduğumuzdan hiç şüphesiz geleceğimizi tehlikeye atıyoruz. Gelecek nesillerimize sağlıklı bir dünya bırakamadığımızdan dolayı onların da bizden şikâyetçi olacakları bir gerçektir.

Öyleyse dünyamızdaki nimetleri kullanırken çok dikkatli olmamız ve ölçülü olmamız gerekliliğinden kaçınmamız mümkün değildir. Buna göre Kur’an’ın “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız” ikazına uymadığımızdan birtakım felaketlere ve tehlikelere uğrayacağımız muhakkaktır.

Neden iklimleri bozacak hareketlerde bulunarak mevsim değişikliklerine sebep oluruz? Kışı kış, yazı yaz, baharı bahar olarak yaşayamamaya başlarız. Bunun neticesi bitkiler ve hayvanlar da şaşkınlığa uğrarlar.

Kâinatta bulunan düzeni ve dengeyi bir bozduk mu rahat yaşa yaşayabilirsen.

Havası, suyu, toprağı kirlenmiş bir dünyada nasıl rahat yaşayabiliriz?

Bitki örtüsünü tahrip ettiğimizde bizleri hangi sıkıntıların beklediğini niye düşünmeyiz?

Genetiği bozulmuş sebze ve meyveleri yediğimizde sağlığımıza nasıl zarar vereceğini neden hesap etmeyiz?

Kirlenmiş su, hava ve toprağın sağlıksız ürünlerin yetişmesine neden olacağını ve kirli ortamlarda üreyen mikropların çoğalarak bize zarar vereceğini nasıl düşünemeyiz?

Kirli denizlerde balık cinslerinin yok olacağını hangimiz bilmeyiz?

Kuru ve kirli havanın ağaçları kurutacağını ve dünyamızı çölleştireceğini hangimiz bilmeyiz?

Çeşitli nedenlerle veya ihtiyaçlarımız için ağaçları kesiyoruz. Diktin mi ki kesmeye hakkın olsun. Ya yangın çıkarıyorsan kendi hayatını yakıyorsun demektir.

Kimyasal silahların ve kimyasal ürünlerin dünyamıza telafisi mümkün olmayan zararları vereceğini hiç mi hesap etmeyiz?

Sağlıklı bir şekilde doğal yaşamamız için önce doğayı sağlıklı tutmalıyız.

Çocukluğumuzda her yere yağan karların şimdi yüksek dağlara yağdığını görmekteyiz. Atalarımız boşuna “Kar berekettir” dememişlerdir. Kar uzun müddet eridiğinden sularını toprağa verir ve bu sular yer altında depolanır. Böylece yazları susuz kalmayız. 

Şimdi su kaynakları kuruyor; göller, denizler sularını çekiyor diye söylenip duruyoruz.

Doğada yaptığımız tahribatlar nedeniyle “susuz kalırsak ne yapacağız?” şeklinde söylenip duruyoruz.

Bakınız Allah bu konuda bizleri nasıl ikaz ediyor: “De ki: Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?” (Tebareke:30)

Kendi ellerimizle ve ihmallerimizle dünyadan yok ettiğimiz suyumuzu bize kimse getiremez.

Aklımız kullanmadığımız takdirde okyanuslardaki buzullar da erir, yer suyunu da çeker, suyu-havası-toprağı kirlenmiş bir dünyada yaşayamaz hale geliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kandıra Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?