Reklamı Kapat

Değişen ABD ve Direnen ABD

Değişen ABD, Değişecek Dünya başlıklı önceki yazıların devamı niteliğinde olan bu yazıda, ABD’de İlerici Demokrat adayların toplumsal tabanlarını koruyarak, etki alanlarını her seçimde biraz daha genişletmelerinin; Demokratların yeni yönetim dönemine sayılı günler kala Biden kabinesine yönelik eleştirileri üzerinde duracağım.

İlerici Demokrat akımın en popüler figürleri olan Senatörler Elizabeth Warren ve Bernie Sanders’ın yeni kabinede görev alacağına dair söylentiler kısa sürede dolaşımdan düştü. Obama döneminde görev yapan bazı Demokratların da en az Cumhuriyetçiler kadar “ilerici demokrat ajandaya” karşı oldukları gerçeğinin de kafalara uzun bir süre sonra yeniden dank etmesiyle; ABD’de toplumsal dönüşüm talep eden çok önemli bir dinamik; destekledikleri siyasi parti tarafından temsil dışı kalacaklar gibi görünüyor.

Bu noktada elbette yürütme görevine gelen bir liderin ideolojik saikleri bir kenara koyarak daha denge odaklı ve pragmatik çözümler üretme odaklı yaklaşması zorunluluğu ortada duruyor. Biden’ın seçilmesinde İlerici Demokratların katkıları kadar; Trump Popülizminden utandıkları ve ülkeyi felakete sürüklediğini düşündükleri için Biden’a oy veren Cumhuriyetçi seçmenin varlığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Trump’ın seçimleri kaybetmeyi hazmedememesi ve 4 sene sonrası için siyaset kurgulamaya çalıştığı bir sürecin de içinde olduğumuz gerçeği de dikkate alınınca; Biden’ın reel-politik odaklı hamlelerini ve yöneltilen eleştirileri anlamak mümkün.

Koalisyon Kabinesi

Biden’ın geniş bir şemsiye içerisinde geleneksel Demokratlarla birlikte İlerici Demokratları da belli derecelerde tatmin etmeye çalışması; her zaman Amerikan siyasetinin genel eğilimlerinden birisi olmuştur. Bush döneminin neo-con kadroları ve Trump’ın “sözümü dinlemeyen gider” tarzıyla, bir öğütücü gibi adam harcayan yönetimleri dışında; ABD genellikle geniş konsensüsü arayan bir siyasal yapıya sahiptir; zira %50+1 denilen kazanma formülünü uygulamak için ABD gibi politizasyon seviyesi düşük ülkelerde geniş ve kapsayıcı kadrolarla yol yürümek bir zorunluluktur.

Eski Başkan Obama ve yeni seçilen Başkan Biden kendilerini “ilerici” olarak tanımlıyorlar. Ancak bu tanımlama kendisini ilerici olarak gören diğer kadrolar tarafından yetersiz görülüyor; daha idare-i maslahatçı bulunuyorlar ve takiyye yaptıkları şeklinde değerlendiriliyorlar. Öte yandan teorik yaklaşımları bir kenara koyarak siyasetin günlük gerçekleri çerçevesinde ele alındığı zaman şu çok net görülüyor ki hem Obama hem de Biden; Cumhuriyetçilere göre fersah fersah ilerideler, ilericiler ve karşı kampın en az iki yüz sene zihin gelişimi olarak önündeler.

Sağlık Bakanlığına gelecek olan Xavier Becerra, ilerici demokratların takdir ettiği atamalardan birisi oldu. Özellikle pandemi koşulları sürmekteyken ilerici demokratların toplumu korumayı temel alan sağlık politikalarına bir yöneliş anlamına gelen bu atamayla; Biden’ın denge ve koalisyon kabinesinin, politik ihtiyaçlara göre ideolojik isimlere pragmatik bir şekilde görev alanı açacağının bir işaret kabul edilebilir. Tabi öte yandan şu da var; Biden partisinin ön seçimleri sürecinde karşısındaki ilerici adaylar olan ve ABD siyasi jargonunda sol olarak tanımlansa da İskandinav Sosyal Demokratı olarak bildiğimiz politik skalada izdüşümlerini görebileceğimiz Warren ve Sanders’a öyle sert muhalefet ederek ön seçim kampanyası yürüttü ki şu anda geri adım da pek atamıyor.

İlerici Demokratlar Beyaz Saray Genel Sekreteri olarak atanan Ron Klain’in tercih edilmesini takdir ettiler ancak çok sert eleştirdikleri tercihler de var. Beyaz Saray’ın Halkla İlişkiler Birimine getirilen Cedric Richmond, kendi seçim bölgesi olan Louisiana’da etki alanı yüksek olan enerji şirketlerine karşı yumuşak bir isim olduğu için iklim değişikliği konusunda ikircikli bir söyleme sahip.

Ne İstiyor Bu İlerici Demokratlar

İlerici Demokratların çok sert şekilde karşı çıktığı atamalarda öne çıkan başlıkların ekonomi ve iklim değişikliği olduğu görülüyor. Toplumun geleceği yerine ekonomik sistemin ve mevcut aktörlerin korunmasını görüşlerinin temeline alan isimlerden ve geçmişte Obama’nın ekonomi danışmanlığını da yapmış isimlerden olan Brian Deese’nin Ulusal Ekonomik Konsey’in başına atanmasına, ilerici demokratlar çok sert tepki gösterdiler.

İlerici Demokratları oluşturan siyasi ekipler, sivil toplum kuruluşları, yayın organları ve yerel örgütlenmeler; Obama’nın başkan seçildiği dönemden sonra mobilizasyonlarını yavaşlatmışlar ve Obama’ya şans tanımak adına eleştirilerini dile getirmemişler ve siyaseti daha çok entelektüel ve fikirsel bir eksene çekmişlerdi. Ancak Obama’nın ikinci dönemiyle beraber hareket yeniden taban siyasetine, günlük konularda aktif söylemlerde bulunmaya ve kendi Başkan, Senatör, Temsilci adaylarının arkasında organize olarak gücünü bir ileri seviyeye taşımayı başardı. Obama’nın çok büyük bir karizması olması ve tarihin ilk siyah başkanı olması sebebiyle dokunulmaz pozisyonu; Biden ve Harris için geçerli değil.

Biden’a açıkça eleştiriler yöneltiyorlar, taleplerini kamuoyu önünde çata çat tartışıyorlar ve “cesur ol, korkma, denge siyasetinden vazgeç” diyorlar. Elbette büyük kısmı gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplardan olan bu hareketin söylemlerinin; siyasetin gerçeklerine göre daha sert ve hırçın olması anlaşılabilir. Uygulama noktasında bu derece sivriliklere yer olmadığı kendilerinin de malumudur. Ancak haklı oldukları bir nokta var; ABD’nin ve dünyanın geleceğini kökünden değiştirebilecek bir kabus senaryosunu ortaya çıkabilir.

Radikalleşen Cumhuriyetçiler, Bölünen Demokratlar

İlerici Demokratların Biden kabinesi süreciyle ilgili olarak “bir balayı olmayacak çünkü ortada bir evlilik yok, sadece demokrasiyi korumak için yapılan bir işbirliği” diyen hareketin önemli isimlerinden Ezra Levin’in tespiti gelecekte ABD’yi ve dünyayı bekleyen olası senaryoları tek cümlede özetledi.

Biden kabinesinde bugüne kadar açıkladığı isimleri çoğunluğu beyaz olmayan isimlerden. Ayrıca yarısı da kadın. Bu tercihlerin vitrin olarak tasarlandığı eleştirileri giderek artıyor. Kişilerin cinsiyetleri ya da renklerinin değil görüşlerinin ve savundukları politikaların önemli olduğunu söyleyen eleştiriler haksız sayılmaz. 2020 seçimleri son derece gergin bir atmosferde yaşandı ve kendisini bu mücadelede öne atmaktan çekinmeyen tüm gruplar yeni kabinede fikren temsil edilmek istiyorlar.

Biden kabinesi eğer kendisine seçimi kazandıran önemli unsurlardan olan İlerici Demokratları yok sayan ve politik olarak bu çizgiye uzak isimlerden oluşursa, Demokratların içerisinde derin bir çatlak oluşabilir. Başkan Yardımcısı Kamala Harris kadın, renkli ve aktivist bir hukukçu olarak bu ayrımı engelleyecek figürlerden birisi olarak görülüyor ancak Obama’nın sahip olduğu dokunulmazlığa sahip değil. Üstelik kendisini bekleyen 8 senelik olası bir Başkanlık sürecini garantilemek istiyorsa; bu 4 yıllık Başkan Yardımcılığı sürecinde ilerici ajandayı daha net bir biçimde savunmalı ve kabine tercihlerinde sahip olduğu ağırlığı bu yönde ortaya koymalı.

Aksi bir senaryoda; ülkemiz siyasi tarihinde ve bugününde de örneklerine birçok kez şahit olduğumuz gibi siyasi hareketler ve onu destekleyen taban arasında duygusal bir kopuş ve temsil edilmiyor olma hissi ortaya çıkabilir. Kısa süreli taktiksel başarılar ve idare-i maslahat amacıyla söylemlerden kopuk eylemler, destekleyen kitlelerin beklentilerini boşa çıkarma ve “benden sonrası tufan” anlayışı ABD’yi çok ciddi bir distopyaya doğru itebilir.

Bugün Cumhuriyetçi partide çok ciddi bir avam hakimiyeti var. Seçimlerde hile olduğundan tutun da aşıyla insanlara çip takılacağına, dünyanın düz olduğuna, aya gidilmediğine, ABD’li elitlerin çocukları ayinler yaparak yediklerine inanan bir kitle var. Birbirinden bağımsız olarak yaşayıp giden bu delileri Trump Popülizmi ortak bir söylem çerçevesinde buluşturdu ve partisinin tavşan dışkısı gibi ne kokan ne bulaşan, kendi siyasi konfor alanından öte bir şey düşünmeyen kerli ferli adamları da bu dalga karşısında suspus oldular. Geçmişten gelen önemli Cumhuriyetçi figürlerin açıkça karşı çıktığı bu tutuma, bugünün Cumhuriyetçi temsilcileri seyirci kalıyorlar ve o güç odağına yaranmak için araziye uyuyorlar.

Eğer ki Demokratlar tabandan gelen değişim taleplerini yok sayarlar ve Cumhuriyetçiler Trump Popülizmi çerçevesinde saflarını sıklaştırırlarsa; Trump’tan sonra da ABD’de bir Trumpizm var olacak ve bunun faturasını da öncelikle elbette ABD halkı ödeyecek. Ancak dünya siyasetinin etrafında döndüğü yörüngelerin en büyüğü olan ABD’de, bu denli savrulmalar yaşanması ve bu savrulmaların Biden seçimlerinde olduğu gibi bir noktada geri döndürülmesi Demokratların bölünmesi neticesinde sağlanamazsa; Bush ve Trump dönemlerinde dünyanın savrulduğu krizlerin çok daha büyüklerine hazırlıklı olmak gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Darıca Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?