Reklamı Kapat

26 günlük televizyon

Bir gazete çıkarmak, bir televizyon açmak, bunların yayınını bıkmadan usanmadan ve de baskılara boyun eğmeden onlarca yıl sürdürebilmek, ülkemizde yapılabilecek en zor işlerden biri.

46 yıldır kesintisiz günlük gazete çıkaran biri olarak, bu işin zorluğunu en iyi bilenlerden biri de benim.

1975 yılından bu yana nelere şahit olduk nelere.

Kaç iktidar gördük, kaç cumhurbaşkanı, kaç başbakan, kaç bakan…

Kaç vali, kaç milletvekili, kaç belediye başkanı…

Ve “dünyaları ben yarattım havası” atan kaç iktidar il başkanı…

Hepsi kaybolup gittiler, biz buradayız.

Sizin kulağınız, gözünüz, diliniz olmaya devam ediyoruz.

Sizin haklarınızı koruyor, çıkarlarınızı savunuyoruz.

Kentimizin, ülkemizin ve milletimizin sorunlarını korkmadan, sansürsüz dile getiriyoruz.

Çünkü biz gazeteciyiz, asıl mesleğimiz bu.

Gazetecilik ve matbaacılık dışında bir işimiz yok.

Gazeteyi, “siyasal bir amaç” için çıkarmıyoruz.

Gazeteyi, “ticari bir amaç” için de çıkarmıyoruz.

Bu nedenle hiçbir kimseyle, hiçbir kurumla “göbek bağımız” yok.

Türk medya dünyasının yaşadığı sıkıntı da burada.

Yerelde olsun, ulusalda olsun, işi sadece “gazetecilik” olan gazete sahibi pek kalmadı.

İnşaatçı, gazete patronu oldu.

Otobüsçü, gazete patronu oldu.

Kamyoncu, gazete patronu oldu.

Fırıncı, gazete patronu oldu.

Tüpçü, gazete patronu oldu.

Petrolcü, gazete patronu oldu.

Türkiye’deki gazete sahiplerinin gerçek mesleklerini şöyle alt alta yazın, ülkemizin neden bu halde olduğunu daha kolay anlarsınız.

Gazete sahibi “gazeteci” değilse, o gazete “gazetecilik” yapamaz.

Siyasi ve ticari amaçla gazete-televizyon sahibi olanlar, birinci planda kendi çıkarları olduğundan, eninde sonunda iktidarla “aynı yolda yürümek” zorunda kalırlar.

Tıpkı son 10 yılda olduğu gibi…

Yerel ve ulusal medyanın yüzde 95’i iktidarın güdümünde.

“Aynı bakış açısıyla” yayın yapıyorlar…

Manşetler aynı, fotoğraflar aynı…

Köşe sahipleri bile utanmadan aynı şeyleri yazıyorlar.

Ve yaratılan “iklim” böyle olunca, dikkat edin, gazete ve televizyonlar birer birer eksiliyor.

Çünkü gazeteleri satılmıyor, televizyonları izlenmiyor.

Gazete ve televizyon denecek durumları yok.

Sayın bakalım, kaç “gerçek gazete” ve kaç “gerçek televizyon” kaldı.

Durup dururken bütün bunları neden yazdım?

Ömrü sadece 26 gün süren bir televizyon yüzünden.

Cavit Çağlar’ı biliyorsunuz, Bursalı zengin işadamı, eski bakan…

Cavit Bey, kendisi gibi tekstilci arkadaşı Hüseyin Kalkan ile birlikte bir “televizyon kanalı” kurdu.

OLAY TV…

Binası hazırlandı, sistem satın alındı, kadro oluşturuldu...

“Basın çok kutuplaştı, bir tarafta iktidarı tutanlar, diğer tarafta muhalefeti savunanlar… Biz fabrika ayarlarına geri döneceğiz, haberleri saklamayacağız, gizlemeyeceğiz, her kesime eşit mesafede duracağız… İktidar partisinin grup toplantısını başından sonuna canlı yayınlıyorsak, muhalefet partilerinin grup toplantılarını da yayınlayacağız” diye yola çıktılar.

Böylesine iddialı bir hedef koydular ve 30 Kasım’da yayına başladılar.

Bir aylarını bile doldurmadan, aralığın sonunu görmeden, tam 26 Aralık’ta ekranlarını kararttılar.

“OLAY TV’yi kapattık” dediler…

Sebep?

“İktidardan baskı gördük, diğer işlerimize çeşitli bahanelerle zarar gelebilir diye düşündük” anlamına gelen ifadeler kullandılar açıklamalarında.

Böylece “OLAY TV’nin 26 günde kapanması” olayı, Türk basın tarihine “kara bir leke” olarak geçti.

Sen koskoca bir binayı televizyon kanalı için hazırla, yayınlar için son teknolojiyi getir, konusunda son derece yetenekli kişilerden kadro oluştur, biz şöyle televizyonculuk böyle televizyonculuk yapacağız diye yola çık, 26 gün sonra da “pes” et…

Türk basınının geldiği nokta işte burası.

Bu ve benzer olayların, dünya tarafından izlenmediğini mi sanıyorsunuz?

Adım adım izleniyor ve her biri Türkiye’nin hanesine “eksi” olarak yazılıyor.

Bu nedenle Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 154’üncü.

Daha önce defalarca yazdım, bir kez daha yazayım…

Basın özgürlüğü, bir ülke için en vazgeçilmez değerdir.  

Bir ülkenin özgürlüğü, o ülke basınının özgürlüğüyle eş tutulur.

Başka bir ifadeyle, bir ülke “basını kadar” özgürdür.

Ülkeler değerlendirilirken, önce “basın özgürlüğü notuna” bakılır.

Eğer “basın özgürlüğü notu” kötüyse, defteri kapatılır, diğer değerlerine bakılmaz.

Çünkü basını özgür olmayan bir ülkenin, diğer değerlerinin mükemmel olması düşünülemez.

“26 gün ömürlü OLAY TV” olayına üzüldüm, duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Doğrucu - Basın özgürlüğü 2002 vefat etti ve cenazesi gizlice kaldırılıp defnedildi. Siz yenimi duydunuz. Allah allah.

Yanıtla . 4Beğen . 3Beğenme 28 Aralık 08:03


Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?