Bankamatik müşavir ve danışmanlar ülkesi

Ayıp!

Vallahi de ayıp, billahi de ayıp!

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu soru önergesi verince, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un 53 müşaviri olduğu ortaya çıktı.

Vay canına!

Müşavir, “akıl danışılan kişi” demek.

Bu kadar müşavir, Meclis Başkanı Şentop’a ne gibi akıllar veriyor acaba?

Bu “akıllar” ne işe yarıyor, Türkiye’nin hangi derdine derman oluyor?

Bu 53 müşavirin seçimi nasıl yapıldı?

Özellikleri ne?

Her birine ne kadar maaş veriliyor?

Devlete toplam maliyetleri ne kadar?

Şentop, müşavirlerinin kaçını tanıyor, kaçının adını biliyor?

Ben size söyleyeyim, üç beşi hariç bu müşavirlerin tamamı “bankamatik müşavir”dir.

Partilidir veya yakınıdır.

Aydan aya kartla maaşlarını çekip keyiflerine bakarlar.

Bu garip devletin, bu garip milletin sırtında “kene” gibidir bunlar.

Soru önergesi verilince, TBMM müşavirleri açığa çıktı.

Araştırın bakalım, her bir bakanlıkta, o bakanlıkların her bir kurumunda kaç “bankamatik müşavir-danışman” var?

Yerel yönetimleri araştırın, hangi belediyede kaç müşavir var?

Tüm Türkiye’de acayip bir sayı çıkar karşınıza.

Binlerce müşavir…

Binlerce danışman…

Yazık günah değil mi?

Bir maaşın bir ücretin karşılığında “üretim” veya “hizmet” yoksa, bu parayı veren de alan da suçludur.

Kimin parasını kime dağıtıyorsun sen arkadaş?

Türkiye, böyle böyle bu hale geldi.

Parayı dağıtan, “dağıttığı paranın sorumluluğunu” taşımıyor, devleti “babasının çiftliği gibi” görüyor…

Parayı alan ise, “Acaba ben bu parayı hak ediyor muyum?” diye düşünmüyor.

Ve bu çirkinlikleri görenler de sesini çıkarmıyor.

Hep birlikte ülkemize yazık ediyoruz.

 İktidar, bunu hep yapıyor

Şu Hamza Yerlikaya olayı…

Daha önce yazdım, bir kez daha yazayım.

*Hamza Yerlikaya, 1995 yılında bir şebeke aracılığıyla “sahte lise diploması” alıp üniversiteye kayıt yaptırmış mı? Evet, yaptırmış…

*Yerlikaya, bu nedenle yargılanmış mı? Evet, yargılanmış…

*Yerlikaya, bu yargılama sonunda 2001 yılında mahkûm olmuş mu? Evet, olmuş…

*Bütün bunlar mahkeme kararıyla sabit mi? Evet, sabit…

Tamam da, bu rezilliğin savunulacak bir tarafı var mı?

Daha neyi tartışıyoruz?

Yetkililer, gereğini yapmak için daha neyi bekliyor?

Kim, hangi aklı başında insan, Hamza Yerlikaya’nın bu yaptıklarını “doğru” kabul edebilir?

Olayın kahramanı, susup oturacağına “Benim diplomasız olduğumu ispatlamayan namerttir” gibi ucuz laflarla kendisini eleştirenlere saldırıyor.

Ne yapmış, “sahte lise diploması” kullandığı ortaya çıkınca, gitmiş “açık lise diploması” almış.

O diplomayla kendini temize çıkarmaya çalışıyor.

Yazık!

Üzüldüğüm şu; iktidar böyle rezil bir durum karşısında hâlâ sessiz, hâlâ gereğini yapmıyor.

Böyle birinin devlette ne işi var?

Böyle birinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde cumhurbaşkanlığı başdanışmanı, bakan yardımcısı ve banka yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yapması, toplumun vicdanını yaralıyor.

Bunu görmüyorlar mı?

İşin garibi, iktidar bunu hep yapıyor, bugüne kadar “pardon” dediğini hiç görmedim.

Yıllar önce, yerelde de aynı tavır takınılmadı mı?

Polisin “teknik takibi” sonunda bir belediye başkanının müfettişe rüşvet verdiği tespit edildi, gereği yapılacağına o belediye başkanı korundu.

O isim, hâlâ daha iktidarın kanatları altında.

AKP dönüp geriye bir bakarsa, bugünkü kan kaybının nedenlerini görür.

Ama sanırım, görmek istemiyor.

 Sarıgül’ün farkı nerede?

Eksikmiş gibi, “partiler zincirine” bir halka daha eklendi.

Mustafa Sarıgül’ün “Türkiye Değişim Partisi”…

Sarıgül, geçenlerde Ankara’da partisinin görüşlerini açıkladı:

*Bizim siyasetimiz laf değil icraat, dert değil çare siyasetidir.

*Sağ-sol siyaseti bitmiştir, biz Türkiye siyaseti yapacağız…

*Memur, işçi, çiftçi, esnaf, öğretmen, öğrenci, doktor, mühendis… Kimi dinlerseniz her kesimden feryatlar yükseliyor.

*Arka arkaya yapılan zamlar nedeniyle evlerde tencereler boş kaynıyor.

*İşadamının umudu bitmiş, gençler işsizlikten kırılıyor.

*Ülkede her türlü haksızlık, adaletsizlik zirve yapmışsa, tehlike çanları çalıyor demektir.

Sarıgül’ün, partisinin kurucularını tanıtırken yaptığı konuşmayı başından sonuna kadar okudum, bugüne kadar duymadığım tek bir görüşe rastlayamadım.

Muhalefetteki her siyasetçi, aynı şeyleri söylüyor.

Tamam da, Mustafa Sarıgül’ün farkı nerede?

Hangi farklı düşüncesini yaşama geçirecek de, Türkiye’yi değiştirip düzlüğe çıkaracak?

Halk, hangi farklı görüşü nedeniyle Sarıgül’e oy verecek?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder

# AKP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

İzmi̇tli̇ - HAKSIZ YERE PARA ALAN VE BU KADROLARA BU PARALARI VEREN HER KİM OLURSA OLSUN,BENİM HAKKIM ZEHİR ZIKKIM OLSUN.ALANA DA VERENE HARAM OLSUN.YETER ARTIK YETER.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 28 Aralık 23:21


Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?