Reklamı Kapat

Yabancı yatırımcıyı muhalefet mi, iktidar mı ürkütüyor?

“Muhalefet, her fırsatta yabancı yatırımcıyı ürkütüyor…”

İktidar temsilcilerinin her fırsatta söylediği söz bu.

Kuraldır, yabancılar, muhalefetin tutumundan ve söylediği sözlerden ürkmez.

Neden ürksünler ki?

Esas, iktidarın karar ve uygulamaları yabancıları ürkütür.

Daha öncekileri bir tarafa bırakın, iktidarın ve ortağının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş ile ilgili kararına verdiği tepkiye bakın!

Bizi ırgalamaz…

Bizim için yok hükmündedir…

Biz takmayız…

Yabancıları ürkütmek için, iktidarın sadece bu tutumu yeter.

Selahattin Demirtaş’ı pek çok kişi gibi ben de sevmem.

Görüşlerine katılmam.

Verdikleri mücadeleyi onaylamam.

Ama o iş başka, bu iş başka.

5 Mayıs 1949’da, 10 Avrupa ülkesi, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İsveç, İtalya, Lüksemburg ve Norveç Avrupa Konseyi’ni kuran anlaşmayı imzaladı.

Türkiye de aynı yılın ağustos ayında Yunanistan ile birlikte Avrupa Konseyi’ne “kurucu üye” sıfatıyla katıldı.

Yani bugün Türkiye, resmen Avrupa Konseyi’nin kurucularından biri.

21 Ocak 1959’da Avrupa Konseyi’ne bağlı “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi” kuruldu.

Dolayısıyla bu mahkemenin kurucuları arasında Türkiye’de var.

Her üye devlet (şu anda 47) mahkemeye 1 üye veriyor, Türkiye’yi de bir yargıç temsil ediyor.

Avrupa Konseyi ve kurullarının kararlarına kayıtsız şartsız uymayı kabul etmişiyiz ve bunu anayasamıza da koymuşuz.

Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Selahattin Demirtaş ile ilgili bir karar veriyor, iktidar “Bizi ırgalamaz” diyor.

Eee, devlet olarak “bütün kararlara uymayı” kabul edip imzalamışız, ne olacak şimdi?

Devlet ciddiyetine yakışır mı?

Uymazsak ne olacağı da belli…

Sorgusuz sualsiz Avrupa Konseyi’nden atılacağız.

Bunu mu istiyoruz?

Zaten pamuk ipliği ile bağlıyız, bütün ilişkilerimizde bıçak sırtındayız, Batı’dan tamamen dışlanalım mı?

Bu da bir fikir, yoksa iktidarın fikri bu mu?

Avrupa Konseyi’nden atılırsak ne olur?

Avrupa Konseyi’nden atılmak, “daha fazla fakirlik” demek.

“Daha fazla dışlanmışlık” demek.

“Daha fazla hukuksuzluk” demek.

“Daha fazla adaletsizlik” demek.

“Daha fazla Ortadoğu bataklığı” demek.

Bunu mu istiyoruz?

Tamam, terör unsurlarıyla mücadele edelim, ama uluslararası anlaşmalardaki imzamızı yalayarak değil.

Kabadayı tavırlarla hiç değil…

1000 yıllık devlet geleneğimize ve 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin onuruna yakışır şekilde davranmalıyız.

Sonra iktidar, olup biten bütün olumsuzluklardan muhalefeti sorumlu tutma huyundan vazgeçmeli artık.

Allah aşkına, şu olup bitenlerde muhalefetin ne suçu var?

Eğitimde, dünya sıralamasında neredeyiz?

Türkiye, Dünya Eğitim Kalite Endeksi’nde 137 ülke içinde 99’uncu.

Katar bile eğitim kalitesinde Türkiye’nin önünde.

Malezya, Endonezya, İran ve Pakistan’ın bile gerisindeyiz.

Biliyorsunuz, her şeyin başı eğitim.

Eğitim kalitesinde geri olup da, diğer konularda dünya sıralamasında iyi bir seviyede olmamız mümkün mü?

İlk 10 ülke arasına girme hedefi

İktidar hedefini tutturdu, ama tersten.

“Dünyanın ilk 10 ekonomisi” arasına girmeyi hedeflemişti, sonunda ülke olarak “dünyanın en fazla faiz veren 10 ekonomisi” arasına girdik.

Faizde Avrupa birincisi, dünya dokuzuncusuyuz.

Avrupa’da, yüzde 17 faiz oranıyla açık ara şampiyonuz.

İkinci sıradaki Romanya’da faiz oranı sadece yüzde 1.5.

Üçüncü sıradaki Çekya’da 0.25, dördüncü sıradaki İngiltere’de ise yüzde 0.10.

Gördüğünüz gibi, Romanya, Çekya ve İngiltere’nin durumları çok kötü(!).

Diğer Avrupa ülkeleri mi?

Onların çoğunda faiz “sıfır”, İsviçre gibi bazı zavallı(!) ülkelerde ise “eksi faiz” uygulaması var.

Yani paranızı bankaya götürüyorsunuz, banka size faiz vermiyor, paranızı saklayacağı için sizden para talep ediyor.

Avrupa’da durumumuz bu.

“Faizde dünyada 9’uncuyuz” dedik…

Sadece Venezuela, Arjantin, Zimbabve, Yemen, Liberya, Surinam, Kongo ve komşumuz İran’da faiz bizden daha yüksek.

Haiti, Sudan, Angola, Afganistan, Sierra Leone ve Gana gibi ülkelerin faiz durumları ise bizden daha iyi.

2020’yi geride bırakırken faiz durumumuz böyle.

Ekonomimizi dünyada ilk 10 arasına sokamadık, ama faizde başardık.

“Vatanı satmak, yüksek faizle olur” uyarılarına rağmen, bunu başardık.

Bakalım 2021’de böylesine yüksek bir faizle nasıl bir yolculuğa çıkacağız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?