Reklamı Kapat

Erdem Arcan ile “saklambaç bahçesi” üzerine

“Saklambaç bahçesi,  benim rüyamda yazdığım şiirdir. Ben bu şiire rüyamın bana hediyesi derim. Belki de içimde kalan çocuk yanım yazdı bu şiiri.” diyor Erdem Arcan kitaba ismini verdiği şiirden bahsederken. 

“Türk edebiyatında sesini duyurmaya çalışan biri olarak, bu kentin sokaklarında yürürken kitabımı gençlerin elinde, dizelerimi dudaklarında duyarsam hayalim gerçekleşmiş olur.”

Erdem Arcan, özellikle çocuklar konusunda çok duyarlı bir sanatçı. Çünkü bu kitabının bütün gelirini lösemili çocuklara bağışlıyor. Geçtiğimiz ay gerçekleşen fotoğraf sergisindeki satışları da Arama Kurtarma Derneği’ne (AKUT) bağışlamıştı. 


Erdem Bey, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Bu kentte doğdum, İzmit Lisesi’ni bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümünü ardından aynı Üniversitenin iktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. Yerel gazetelerde sanata dair yazılar yazdım. İki dönem Türkiye Yol İş Sendikasının İstanbul Şube Başkanlığı görevinde bulundum. Taşeronların kadroya geçmesinde ön saflarda mücadele yürüttüm. Halen Karayollarında çalışmaya devam ediyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorum. 2019 yılında “Doğanın Dili” adlı fotoğraf çalışmam TFSF’nin sunum havuzuna girmeye layık görüldü. Sanat Galerilerinin daveti üzerine, Kentimizde ve İstanbul’da fotoğraf sergileri açtım. “Doğanın Dili” ve “Leke” adlı fotoğraf çalışmalarımla okullarda, STK’larda sunum ve söyleşilerimi halen sürdürüyorum. Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği üyesiyim. Şiir bende bir tutku... İlk şiirlerim Aydili Sanat Dergisi’nde yayımlandı. Aydili Sanat Derneği Yayınları’ndan çıkan ilk kitabım saklambaç bahçesi’nin bugünlerde heyecan ve mutluluğunu yaşıyorum.  En büyük tutkum doğada olmak ve doğa yürüyüşleri yapmak. Doğada olmak ve üretmek bana keyif veriyor.

Ben sizi ilk önce şiirlerinizle tanıdım sonra fotoğraflarınızla, peki size göre hangisi öncelikli?

Fotoğraf ve şiir ikisi de tutku bende, oğullarım Barış ve Egemen gibi. İki sanat dalını da büyük bir aşkla yapıyorum. KASK ve Aydili Sanat Derneği ile tanıştıktan sonra fotoğraf ve şiir adına altı yıldır aralıksız sanat üretmeye çalışıyorum. Daha çok başarılı olmak için her gün yüzlerce fotoğrafa bakıyorum, onlarca şiir okuyorum, bunları yapmak bana büyük keyif veriyor.

Şiir ve fotoğraf dışında başka bir sanatla ilgileniyor musunuz?

Hobi olarak kurumuş yaprakların üzerine çizimler yapıyorum, fırsat buldukça doğadan topladığım taşlardan tasarım çalışmalarım var ve doğadan topladığım insan ve hayvan yüzüne benzeyen taşlardan da bir koleksiyon oluşturuyorum.

Sizin fotoğraflarınız için belgesel fotoğraf diyebilir miyiz?

Doğa fotoğrafçılığı alanında detay, doku ve portre teknikleri kullanarak çekimler yapmaktayım. Genel olarak çektiğim fotoğraflar doğada gördüklerim ve yakaladıklarımdır.  Aslında ben doğanın hikayelerini fotoğraflayarak yazıyorum. Fotoğraflarıma bir açıdan doğanın belgeseli diyebiliriz.

Doğa çekimleri için en uygun saat hangisidir. Ve siz bu saatlere uyuyor musunuz?

Fotoğraf çekmek için en önemli unsur ışıktır. Fotoğraf çekimi için en uygun saatler gün doğumu ve batımı saatleridir. Doğada ki tasvirler, çizgiler, desenler, renkler kendiliğinden oluşur ve bunu görmek fotoğrafçının esas görevidir. Fotoğrafı oluşturanı ve yazanı,  ışığı da kullanarak kompozisyonlarımı oluşturuyorum. Doğru ışığı ve zamanı yakalamak için, bir fotoğrafı çekmek bazen bir ayımı alabiliyor.

“Doğanın Dili” adlı çalışmanız oldukça beğenildi. Bu fotoğraflarınızda anlatmak istediğiniz nedir?

Doğa aslında bir sanat atölyesidir, çok büyük, çok heybetli bir açık hava müzesidir. “Doğanın Dili” adlı fotoğraf çalışmamda algı ve dikkatleri, doğaya ve onun yoktan var ederek meydana getirdiği eserlere yöneltiyorum. Ben doğada çektiğim fotoğrafları doğayla kurduğum iletişimin görsel kopyaları olarak tanımlıyorum. Sıradan gibi görünen birçok tasviri ve nesneyi aslına sadık kalarak sorgulayıp onlara yeni anlamlar kazandırarak fotoğraflamaya çalışıyorum. Fotoğraf severlerin farklı düşünmesini sağlayacak yaratıcı bir bakış açısını da oluşturmaya çalışıyorum. Sergilerim, sunum ve söyleşilerimde bakma- görme, dikkat çekme, yaratıcı düşünme gibi bakış açılarını ortaya koyarken fotoğraf sanatının, görüneni yansıtma dışında, görünmeyeni de sezdiren bir bakış açısı olduğunu sanatseverlere anlatmaya çalışıyorum. 


Bana göre şiirde en önemli özellik sezdirmedir. Ve siz kitabınızdaki pek çok şiirinizde bunu çok güzel bir şekilde hissettirmişsiniz. Estetik açıdan bütünsellik, sezdirme, özgünlük gibi kavramlar şiirlerinizde size göre nasıl ve nerede?

Bütünsellik, sezdirme, özgünlük. Şiir estetiği açısından baktığımızda bu öğeler şiiri şiir yapan öğelerdir, şiirin olmazsa olmazlarıdır. Ben bu öğeleri var sayarak şiirlerimi yazmaya çalışıyorum. Amacım şiir denemesi değil, şiir yazmaktır.
Taklit sadece aslını yaşatır, şiir taze olmalıdır. Bu yüzden şair kendi kalıplarını bulmalıdır. Ben de şiirlerimi kendime özgü bir tarzla yazmaya özen gösteriyorum. Şiirlerimin genel karakteri hacimce kısa anlamca yoğun, sen-ben ikilemi üzerine kuruludur. Aşk, yalnızlık, anılar, mevsim ve toplumdaki sosyal sorunlar şiirlerimin ana temasını oluşturur. Şiirlerimde anlatıma değil, sezdirmeye çalışırım. Okurlar kitabımı okuyunca, şiirlerimde bunu hissedeceklerdir.

İlk kitap çıraklıktır, çıraklığın aşılması şaire göre değişir. Kitabınız ilk kitap olmasına rağmen bana göre bu çıraklık dönemini aşmışsınız. Peki, siz kendinizi ilk kitapta nasıl görüyorsunuz ve sonrası nasıl gelecek?

Öncelikle teşekkür ederim. Sizden bu sözleri duymak benim için çok değerli. Lise yıllarından beri şiir okumayı çok severim. Yazıp biriktirdiğim şiirler de oldu tabii, sonra bu şiirler kendime özgü değil gibi hissettiğimden suskunluk dönemi başladı. Uzunca bir süre yazmak yerine okumakla yetindim. Bu uzunca dönem, kitabımdaki yoğun dizelerin içimde biriktiği zaman oldu. Yazın yolculuğum ‘şiir’’i arama üzerine kurulu. Ne zaman bulacağımı bilmiyorum ama kendine güvenerek ya da kendimi bularak şiir yazmaya ne zaman başladığımı sorarsanız yedi - sekiz yıl diyebilirim.                                                                                                                                                                       Şiirlerimi düşünce lirizmi ile yazmaya çalışıyorum kısa yazmam bu tarzın avantajı. Benim amacım şiirin ilk tanımından yola çıkarak az sözle çok şey anlatmak. İlk kitabımdaki şiirler sanırım bu tanıma uyuyorlar. Saklambaç Bahçesi’ni okuyucular çok sevdi. İlk hafta 1000’in üzerinde kitabım okuyucuyla buluştu. Okurlarım şimdiden ikinci kitabımı ne zaman çıkartacağımı soruyorlar. Şiir kitabı okunmuyor tabusunu yıkıp kısa zamanda kitaba bu kadar ilgi gösteren okura çok teşekkür ederim.                                                                                                                               Şu aşamada şiirde diğer türlerden daha başarılı olduğuma inandığım için şiir kitabıyla başladım. İkinci kitabım için bir süre daha dersime çalışıp yoluma devam edeceğim. Bakalım nereye varır?                                                                                   Türk edebiyatında sesini duyurmaya çalışan biri olarak, bu kentin sokaklarında yürürken kitabımı gençlerin elinde, dizelerimi dudaklarında duyarsam hayalim gerçekleşmiş olur.

Yeni Yayımlanan kitabınızın (saklambaç bahçesi) adı ve kapağı nasıl oluştu?

Saklambaç bahçesi benim rüyamda yazdığım şiirdir. Ben bu şiire rüyamın bana hediyesi derim. Belki de içimde kalan çocuk yanım yazdı bu şiiri. Çocuk / saklambaç bahçesinde / kaybolurdu bile bile / hiç çıkmak istemezdi / büyümesin diye / büyüdü çocuk / aydınlığa sığındı / karanlıklar boğmasın diye. Bu şiir kitabımın adı oldu. Fotoğraf sanatıyla uğraşmam nedeniyle, kitap kapağını kendim tasarlamak istedim. Umarım okurlar beğenmiştir.

Katıldığınız “Gez Çiz Yaz-İzmit” etkinlikleri sizde nasıl bir iz bıraktı? 

Art Nicomedia Derneği bünyesinde on iki’ye yakın sanatçı arkadaşımızla gerçekleştirdiğimiz bu projeyi çok değerli buluyorum. Kentin tarihi dokularını ve kültürünü dünden bugüne ve yarınlara taşımak, belgelemek, kent belleği oluşturmak adına çok heyecanlı bir çalışma. Ben fotoğraflarımla bu projede yer alıyorum. Kentin kültürel değerlerini yakından tanımam açısından çok anlamlı oldu. Tek beklentim, ürettiklerimizi yerel yönetimlerimizin bir kitap haline dönüştürerek kent adına kalıcı bir bellek oluşturmasıdır. 


Erdem Bey, bu güzel sohbetiniz için çok teşekkür ederim. 

Asıl ben teşekkür ederim. Pandemide, hayatın donduğu bir ortamda, sanatın ve sanatçının Kocaeli Gazetesi ile ve sizin çabalarınızla mesaj veriyor olmasını çok değerli buluyorum. “Pandemiye inat yaşasın sanat” diyorum. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?