Reklamı Kapat

Yeni bir başlangıçta; dilek ve temenniler…

Ataol Behramoğlu, şiirlerinden birinde; 

“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” diyor.

Çok doğru.

İnsan, yaşadıklarından bir şeyler öğrenmeli, yaptığı hataları tekrarlamamalıdır.

Toplumlar da öyle.

Bir yılı daha geride bıraktık.

Neler yaşadık?  Neler öğrendik? Hangi yanlışları yaptık? Ders aldık mı?

Bütün dünyayı ve ülkemizi de bir “küresel yangın” gibi saran, Corona belası şimdilik (resmi verilere göre) 20 bin insanımızın canına kıydı. 

Ekonomik ve toplumsal yaşamımıza çok büyük zarar verdi. 

İşsizlik, geçim zorluğu daha da katlanarak arttı. 

Toplumun çok büyük bir kesimi; işçi, memur, esnaf, köylü, emekli ve özellikle gençlerin zaten ağır olan yaşam yükleri daha bir ağırlaştı.

Ülkemiz kamu ve özel sektör borçlarıyla zaten çok zor durumda. 

Vatandaşın banka ve kredi kartları borçlarının ne düzeyde olduğunu anlayabilmek için, lütfen gazetelerin “İCRA İLANLARINA” dikkat ediniz. 

Vatandaşın yalnızca bankalara borcu 826 milyar lirayı bulmuş! 

Öte yandan; 

Yap-İşlet-Devret yöntemiyle, yolcu ve hasta garantili köprü, otoyol, havaalanı ve Şehir Hastaneleri’ni yapan müteahhitlerin keyifleri yerinde! 
TL’nin sürekli değer kaybını takip eden ve kamu bankalarından ucuz döviz alıp milyarına milyarlar katan ve zenginleşen bir azınlık da var!
Ancak, YOKSULLUK giderek daha ağır bir yük olarak toplumun büyük bir kesiminin sırtında tepiniyor! 

Eğitim hayatımız bir başka dert; Üniversitelerimiz uygar dünyanın gelişimine ve ülkemizin ihtiyacına uygun “NİTELİKLİ İNSAN” yetiştiremiyor! Çünkü, üniversitelerimizin yönetim ve öğretim kadroları bu çağın çok ötesinde işlerle meşguller! 

DOĞAYA İHANET de hızla sürüyor!

Tarım alanlarını, ormanlarımızı VAHŞİ MADENCİLİK yüzünden kaybediyoruz.

Sonra da YAĞMUR DUASI ile çözüm arıyoruz! 

Yüce yaradan, insanlığın insanca yaşayabilmesi için verdiği tarım alanlarına, ormanlarına kıyan, kentleri beton yığınına çeviren vahşi anlayışı affeder mi?

Doğaya kıyarsanız, temiz hava, temiz su ve üretim olanağınız olur mu?

Bu kirlilikle salgın hastalıklar sona erer mi?

Yeni yılda, yaşadığımız ülkenin en büyük ihtiyacı ADALET ve TAM DEMOKRASİ olacak. 

“Haberlere erişim engeli” getirerek, meslek odalarına ve sivil toplum kuruluşlarını “engeller ve tehditler” ile tehdit ederek, bir yandan “AB’nin parçası olmak istiyoruz” dedikten sonra, AİHM kararlarına siyasi müdahaleler yaparak uygar dünyanın saygın bir üyesi olabilir miyiz?

Mustafa Kemal’in “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine dönmeden, komşularımızla sürekli kavga ederek “ekonomik ve siyasal” alanda varlık gösterebilir miyiz?

Gelin, öncelikle yurdumuzdaki kutuplaşmaya, düzeysiz ve dayanaksız suçlamalarla “kavga siyasetini” bir kenara bırakıp, bu ülkede yaşayan herkesi dostça, insanca ve samimi olarak kucaklayalım.
Tek derdimiz “İNSANCA YAŞAMAK” olsun. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kazım İşbilir - İngiltere ve işgalci devletler Osmanlı topraklarınız Tayyip Erdoğan'ın

ifadesi ile 3/4 işgal etmiş İngilizler savaşmadan Anadoludan şartlı

çekilerken sanırım perde arakasından savaş açıp Osman'ının gasp

ettikleri topraklarının geri istenmesi için sanırım gizli söz almışlardı.

Yoksa İngiliz neden o kadar para harcayıp geldiği Türkiye'den 4 sene

boyunca yaptığı masraftan vagz geçecek adam aptal mı?. Savaş

koşullaİngiltere ve işgalci devletler Osmanlı topraklarınız Tayyip Erdoğan'ın

ifadesi ile 3/4 işgal etmiş İngilizler savaşmadan Anadoludan şartlı

çekilerken sanırım perde arakasından savaş açıp Osman'ının gasp

ettikleri topraklarının geri istenmesi için sanırım gizli söz almışlardı.

Yoksa İngiliz neden o kadar para harcayıp geldiği Türkiye'den 4 sene

boyunca yaptığı masraftan vagz geçecek adam aptal mı?. Savaş

koşullarından İngiliz'e verilmiş yurtta sulh cihanda sulh sözünün

doğru olduğunu düşünmüyorum. Sizin de aynı düşündüğünüz

kanaatindeyim. Savaş bazen gereklilik olur Kıbrıs'ta olduğu gibi. Kim

ile savaşacaksın Arabistan'da İngiliz diğer tarafında Yunan. Sizin

gibiler Musul denildiği zaman, ilk sözünü Şeyh Sait ayaklanması

olmasaydı diye söze başlamak olur. Burada yakayı ele veriyorsunuz.

Han yurtta sulh cihanda sulh. Demek şeyh Sait ayaklanması olmada

yurtda sulh cihanda sulh sözünü çiğneyip Trından İngiliz'e verilmiş yurtta sulh cihanda sulh sözünün

doğru olduğunu düşünmüyorum. Sizin de aynı düşündüğünüz

kanaatindeyim. Savaş bazen gereklilik olur Kıbrıs'ta olduğu gibi. Kim

ile savaşacaksın Arabistan'da İngiliz diğer tarafında Yunan. Sizin

gibiler Musul denildiği zaman, ilk sözünü Şeyh Sait ayaklanması

olmasaydı diye söze başlamak olur. Burada yakayı ele veriyorsunuz.

Han yurtta sulh cihanda sulh. Demek şeyh Sait ayaklanması olmada

yurtda sulh cihanda sulh sözünü çiğneyip Türkmen şehirleri vatan

toprağını savaşarak geri alacaktınız. Bu yüzden bence kendinizin dahi

inamamdığı sözleri boşuna söylemeyin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 22:19


Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?