Reklamı Kapat

Biz Doğa’yı severdik…

Çocukluk ve gençlik yıllarımı anımsıyorum;

Bahçemiz yoktu ama balkonumuz çiçek serası gibiydi.

Bahar gelince kırsal alanlara çıkardık. Sapanca Gölü kıyısında piknik yapar, gölde serinlerdik. Mahallemizdeki komşularımızın çoğunun evleri bahçeliydi.

Sonra, birer ikişer o güzelim bahçeler betonarme, ruhsuz evlerle doldu.

Karpuz ve kavunumuz Çayırköy’den at arabası ile gelirdi. Her Perşembe günü Eseler köyünden büyük bir sepet dolusu mevsim meyvesi gelirdi. Yarımca’nın kiraz bağları, Eşme’nin ayvası, Değirmendere’nin fındığı, Hereke ve Tavşancıl’ın üzüm bağları  bereketliydi.

Denizimiz de öyle; Körfez balık çeşitleri ile ünlüydü.

Peynirimiz, yoğurdumuz, tereyağımız Kandıra köylerinden, gelirdi. Doğa henüz kirlenmemiş olduğundan her ürün insana sağlık verirdi.

Yaz aylarında Kandıra’nın “Baba Tepesi” piknikçilerle dolardı. O tepeden Kerpe, Kefken Adası ve olanca haşmetiyle Karadeniz seyredilirdi.

Toprak temizdi, insanlarımız üretken ve dürüsttü.

Ne ürünlerimizde ne de insanımızda hile yoktu!

Evde büyüklerimiz, okulda öğretmenlerimizden öğrendik ki; bütün canlı ve cansız varlıkları bir Yaradan var. İnsan, DOĞA’nın bir parçası ve doğaya muhtaç.

Arılar ve çiçekler olmasa, bal olmaz, meyveler yetişemez.

Temiz bir doğa yoksa, ne bitkiler, ne hayvanlar ne de insanlar yaşayamaz.

Bu gerçekleri öğrenince, DOĞA^YA SAYGILI İNSANLAR olarak yetiştik.

Sonra, bir takım insanların “dünyevi kazançlar ve İHTİRASLARI” uğruna doğaya tecavüzlerine tanık olduk!

Nereden türedi, nasıl bir eğitimden geçtiler, “akıllarını aşan İHTİRASI” kim öğretti onlara?

Hem yüce bir Yaradan’a inanıp hem de O’nun yarattığı ve insanlığın hizmetine sunduğu doğaya karşı hoyrat, tahripkar bu insan kopyaları bugün insanlığı büyük bir YAŞAM KAOSUNA sürükledi.

Ormanlarımız yakılıyor, yanan yerlere lüks oteller kuruluyor!  Yerli-yabancı şirketlerin “altın çıkarma” hesaplarına kurban ediliyor ormanlarımız ve tarımsal alanlarımız.

Yer altı suları tükeniyor; Konya’nın bereketli topraklarında 300 üzerinde OBRUK oluşmuş! Göllerimiz kuruyor.

Kar ve yağmur eskisi gibi yağmıyor. Yağdığı zaman DOLU olup, SEL olup AFET’e dönüşüyor!

Kentlerde, kolay ve kısa yoldan zengin olma ihtirasındaki “beton tüccarları” yüzünden yağan yağmur, toprağa kavuşamıyor! O kentleri besleyecek su kaynakları ve barajlar tükeniyor!

SUSUZLUK en büyük sorunumuz!

Son 20 yıl içinde, yalnızca buğday üretiminde İstanbul’un 5 katı büyüklüğünde ekili arazi yok olmuş!

YAŞAMAK için DOĞA’ya muhtacız.

Doğal varlıklarımızı siyanürle altın arayan yabancı şirketlere ve maden şirketlerine feda edemeyiz!

Su kaynaklarımızı yönetmek için, ülkemizi kişisel hesaplarıyla “rant alanı” olarak gören sultanlara, emirlere ihtiyacımız yok!

Doğaya ve insana gerçekten saygılı, ülkemizin ve insanlarımızın ortak yaşamsal çıkarlarını koruyan yöneticilere ihtiyacımız var!

Gazetelerde hemen her gün tarımsal alanları ve ormanları talan edilmeye çalışan, “YAŞAM HAKLARI” ellerinden alınan insanlarımızın feryatlarını görmekten bıktık usandık!

Sizleri, bu ülkede yaşamakta olan, çocukları ve torunları da bu ülkede yaşayacak olanları; bu ülkeye ve bu ülkenin doğal varlıklarına sahip çıkmaya çağırıyorum.

Yoksa yarın çok geç olacak!

Torunlarımız bizi hayır dua ve saygı ile anmayacaklar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?