Reklamı Kapat

Herkes kadına yönelik şiddete karşı, ama.... !: Aylin Sözer’in katli üzerinden kadınlar konusundaki tutumu özetleyeyim…

Yeni yılın ilk yazısında daha mutlu, keyifli şeylerden söz etmek isterdim ancak her gün kadınların katledildiği ve bu şiddeti durdurmak için yeterli adımların atılmadığı bir ortamda yıla farklı bir gündemle başlamak istemedim. Umuyorum ki 2021 yılı, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik şiddetin son bulması için toplumun tüm kesimlerinin gerekli önlemleri aldığı ve yeterli yaptırımların hayata geçirildiği bir yıl olur. 

“Kadınlar başımızın tacı, ailenin temeli, anamız, bacımız…” türünden bir edebiyata hiç girmeden kadına yönelik şiddet konusundaki samimiyetsiz tutumumuzu özetlemeye çalışayım. İstanbul’da öğretim üyesi Aylin Sözer’in öldürülmesinin ardından yapılan haberler, yorumlar ve katilin sözleri, kadınlara yönelik şiddet konusundaki eksik ve yanlışlarımızı bir kez daha ortaya koydu. Nedir bu yanlışlar? Öncelikle olayla ilgili internette yer alan ilk haberler ve sosyal medya paylaşımları, Aylin Sözer’in “eski sevgilisi tarafından” öldürüldüğünü yazıyordu. Hatta sosyal medyada bazı hesaplar, kadınlara “böyle adamlarla sevgili olmayın”, “doğru dürüst insanlarla flört edin” şeklinde akıl veriyordu. Katledildiğinde bile kadında bir eksik, bir kusur aramaya çalışan bakışın tezahürüydü bu “öğütler”. Medya, Kemal Delbe’nin (bazı haberlere göre Kemal Ayyıldız) Sözer’in eski sevgilisi olduğu bilgisini doğrulama çabasına bile girmemişti. Muhabir sorgulamamıştı, editör sorgulamamıştı, haberi sayfaya yerleştirenler ise üzerinde bile düşünmedi. Katilin, Sözer’in eski sevgilisi olduğu “bilgisi”, daha sonra Sözer’in yakınları tarafından yalandı, ancak bu açıklama kaç kişinin dikkatini çekmiştir bilmiyoruz.

Katil, polise verdiği ifadede Sözer’in eski sevgilisi olduğunu söylemişti. Yani haber, katilin ifadesi üzerinden kurulmuş, o baş tacı ettiğimiz kadınların ve ailelerinin onuru, gururu hiç hesaba katılmamıştı. Katille, kurban arasında bir ilişki yaşanmış olmasının nasıl bir haber değeri vardı? Bazı haberlerde katilin, eski kız arkadaşı olan Sözer’den borç istediği, vermeyince onu öldürdüğü yazıyordu. Haber bir kadının öldürülmesidir ve katille bağ kurmaya çalışan tüm ifadeler katilin eylemini meşrulaştırmaya hizmet eder. Medyanın bunu bir an önce fark etmesi ve dilini, söylemini değiştirmesi gerekiyor.

Peki katil neden böyle bir ifade vermişti? Medya ombudsmanı Faruk Bildirici 31 Aralık tarihli yazısında durumu açık biçimde özetliyor. https://farukbildirici.com/hani-katili-eski-sevgilisiydi/ linkinden yazıyı okumanızı da öneririm. Bildirici’nin görüşüne göre, genellikle zanlıların, kurbanla ilişkileri olduğu iddialarının altında ceza indiriminden yararlanma niyeti yatıyor. Maalesef başka kadın cinayetlerinde de katillerin bu tür iddialarda bulunduklarını gördük. Katillerin “eski sevgili oldukları”, “çok sevdiği için yaptıkları”, “aşkına karşılık bulamadıkları”, “kışkırtıldıkları”, “tahrik edildikleri” iddialarını, mahkemeye takım elbise ile gelmelerini ceza indirimi için “haklı” gerekçeler olarak gören yaklaşım da medyanın dili kadar sorunlu. 

Kadına yönelik şiddetle mücadelenin hukuki boyutu konusunda Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Bahar Gültekin Candemir’le konuştum. 

Kocaeli Barosu Başkanı Candemir; “Moral değerler üzerinden cezayı indirmeye yönelik bir çaba var” 

Avukat Gültekin Candemir, aslında zanlının kurbanla ilişkisi olmasının cezai indirim sebebi olmadığını, asıl sorunun moral değerler üzerinden cezayı indirmeye yönelik bakış açısını olduğunu söylüyor. Bu söylemlerle “kadına çizilen bir rol var ve bunun dışına çıktığınızda şiddete uğramayı, hatta öldürülmeyi hak ettiğiniz düşüncesi yerleşiyor” diyen Candemir, asıl tehlikeli olanın bu bakış açısı olduğunu vurguluyor. 

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin önlenmei konusunda çok kıymetli protokollerin ve yasal hükümlerin bulunduğunu anlatan Camdemir, bunların uygulanması konusunda sıkıntılar yaşandığnı belirtiyor. Candemir özellikle Türkiye’de ağır bir bürokrasinin var olduğunu ve kimi zaman şiddet mağduru kadın ve çocukların korunması konusunda bu bürokrasinin sıkıntılara neden olduğu ifade ediyor. Candemir’in sözlerinin önemli noktalarını şöyle özetleyebilirim; “İki yerde bürokrasinin olmaması lazım. Birincisi sağlık, ikincisi ise adalet. Bu bürokrasi sürece müdahale edilmesini geciktiriyor. Ayrıca, yalnızca hukuk sistemiyle şiddetle baş edebileceğimiz gibi bir düşünceye hapsettik kendimizi. Bu düşünce de yanlış. Oysa şiddetle mücadeleye bütün olarak bakmalıyız. Tahrik indirimindeki bakış açısından, her alanda kullandığımız dile kadar genel tutumlarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Çözümü yalnızca cezai yaptırımları arttırmakta aramak yerine bütüncül acil eylem planlarını hayata geçirmeliyiz”.

Bahar hanım’a değerli görüşleri için teşekkür ediyorum. Bundan sonraki haftalarda da kadına yönelik şiddet konusu üzerine yazacağım. Bu kentte karar verici konumunda olanların konuya yaklaşımlarını ve en azından kent bazında atılan adımları aktarmak istiyorum. Kocaeli’nde kadınların güçlendirilmesi ve daha güvenli bir kente kavuşturulması adına neler yapıldığını aktarmanın, varsa eksikleri tartışmanın çözüme katkı sunmak adına önemli olduğunu düşünüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emel Baştürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?