Reklamı Kapat

ABD yine karlı çıkar

Geçtiğimiz haftanın dünya çapında en büyük meselesi Trump yanlılarının ABD Kongre binasını basmaları oldu. Mecliste yapılacak olan Başkanlık Seçimi sonuçlarının ilan edileceği oturumdan önce Trump bir gövde gösterisi yapmak, Senato üyeleri üzerine baskı kurmak ve olmayacağını bal gibi bildiği halde seçim sonuçlarını kabul etmemek için riskli bir hamle yaptı ve elinde patladı.

Bu baskın üzerine dünya kamuoyunda ABD’nin dış politikası tarafından canı yanmış tüm ülkelerin halkları epey bir haz duydular. Eğlendiler, mavralarını yaptılar çok güldüler. Elbette baskına katılanların tipleri, kılık kıyafetleri, halleri ve tavırları da bu ortamı dışarıdan izleyenler için oldukça eğlenceli bir hale getirdi. Sirkten fırlama tiplerin abuk subuk lafları üzerinden ciddi bir şeyler söyleyecek halimiz de yoktu tabi.

Ancak işin bir de makul ve mantıklı çerçevede ele alınması gerekiyor. “Kovid kısıtlamaları gereğince seyahat edemeyen ABD bu sene darbeyi kendi evinde yapmak zorunda kaldı” gibi hem komik hem de anlamlı esprileri bir kenara koyarsak; yaşanan olaylar aslında ABD ve dolayısıyla dünya için oldukça kritik süreçlerin ortaya çıkacağının da göstergesiydi.

AMERİKAN DELİLERİ

ABD’de bu baskını haklı bulan Cumhuriyetçi seçmenlerin oranı %45. Yani kabaca ABD seçmenlerinin %20-25 bandında bir kesimi bu baskını meşru görüyor. Bu durumun ABD demokrasisi açısından ne kadar büyük bir tehlike olduğunu anlatmaya gerek yok. Kasım ayındaki seçimlere katılım oranı %66 dolayındaydı. Yine kabaca bir hesaplamayla ülke genelindeki tüm oy kullanma hakkına sahip insanlarının %15’i demek oluyor. Toplam nüfusa göre bir oranlama yapınca da %10 demektir. Bir de tabi bu eylemi esasen haklı görüp de illegal bir faaliyet olduğu için desteklemeyenleri, seçmen yaşına gelmemiş potansiyel Cumhuriyetçileri katarsak işin matematiği ABD için ciddi bir tehlikenin ortada durduğunu göstermekte.

Bu kalkışmaya katılanların içinde elbette birçok kişi sürü psikolojisiyle anlık olarak kişisel benliğini yitirdiği için bu manyaklığın bir parçası olmuştur. İnsanın böyle bir ortamda nasıl kendisinden geçtiğini anlamak dışarıdan bakınca çok mantıklı gelmiyor olmakla beraber konuyla ilgilenenlere bu alanda yazılmış en temel eserlerden birisi olan Gustave Le Bon’un Kitleler Psikolojisi kitabını öneririm.

QAnon adlı dümdüz deliler taburu olarak niteleyebileceğimiz bir komplocu grubun başını çektiği bu kalkışma ve bu kalkışmaya giden yolu inşa edenler Trump’ın “küresel ve şeytani pedofili ağı tarafından yönetilen derin devlete karşı mücadele ettiğine” inanıyorlar. Bu adamlara göre Obamalar, Clintonlar vs. hepsi çocuk tecavüzcüsü. Bu komplo teorilerinin menşeinin Rusya olduğu da zaman içinde ortaya çıktı ancak “saf Amerikan ve komünizm karşıtı” bu kitleler en büyük düşmanları olarak gördükleri devletin önlerine attığı oyuncakla oynayıp kendi ülkelerinin demokrasisini ve kurumlarını yıkmaya kalkışacak kadar gözleri dönmüş bir hale gelebiliyorlar.

DİJİTAL ŞİRKETLERİN TUTUMU

Kalkışma dört saat içinde bastırıldıktan sonra Trump’ın bu kalkışmadan birkaç saat önce baskını yapanlara yaptığı konuşma ve sonrasında sosyal medya kanallarından yayınladığı kışkırtıcı mesajlar neticesinde dünyanın tüm dijital platformları Trump’ın hesaplarını askıya aldı. Twitter, Facebook, Instagram, YouTube, TikTok, Snapchat, Discord, Pinterest, Reddit, Twitch ve Shopify gibi dünyadaki tüm internet kullanıcılarının günde en az bir iki tanesine girdiği platformların hepsi Trump’ın sesini kestiler.

Tam da bu noktada iki farklı görüş karşı karşıya geliyor. Bunların ilki nefret söylemleri saçan, insanları provoke eden ve demokrasiye karşı kalkışmayı başlatan bir adamın sesinin kesilmesinin demokrasiyi korumak olduğu yönünde. Bir diğeri de dijital şirketlerin insanlar, devletler ve siyasetçiler üzerinde bu denli büyük bir tahakküm sahibi olmasının; seslerini kesebiliyor olmasının yeni bir dijital faşizm olduğu yönünde.

Her iki görüşün de haklılık payları var. Filozof ve sosyolog Karl Popper’in modern dünyayı anlamaya yardımcı olma konusunda hala daha çağımızın en geçerli yaklaşımlarından olduğunu düşündüğüm “Açık Toplum ve Düşmanları” eserinde kavramsal çerçevesini çizdiği ve örneklerle şekillendirdiği görüşüne göre QAnon, Nazi, Işid vb. tüm radikal görüşlerin örgütlenmesinin önüne geçilmelidir.

Liberal düzlemde fikir özgürlüğü adına her görüşün tartışılmasını ve demokratik kitle örgütü olarak bu görüşteki insanların bir araya gelmesine göz yummak; son kertede demokrasi karşıtı katı ve tutucu bir grubun oluşmasına, hür bireylerin bu derece katı gruplar halinde davranmadıkları için de mutlaka bu faşist görüşler karşısında yenileceğini anlatır özet olarak. Hitler’in, Mussolini’nin, Baas’ın, Sovyet Komünistlerinin ortaya çıkış ve iktidara gelişleri de bu örgüyle çok net bir şekilde açıklanabilmektedir.

Öte yandan dijital şirketlerin neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar verme haklarını tamamen ellerine almaları; yarın öbür gün bu şirketlerin siyaseti ve ekonomiyi yönetmelerini kolaylaştıracak ve kendilerinin insan haklarını suiistimal ettikleri noktalarda bir fren mekanizması kalmayacak demektir. Bu noktada iki görüşün de bir ortak zemin bularak doğru mekanizmaları kuracak bir yaklaşım belirlemeleri gerekiyor. Devletlere bu platformlar üzerinde çok geniş denetleme ve yönetim yetkileri vermek ne kadar akıl karı değilse, bu şirketlere de sonsuz bir özgürlük vermek aynı derecede akıl karı değil.

ABD YIKILACAK MI?

Kalkışma sonrası ABD’nin yüz senedir canını yaktığı tüm halklarda bir “oh olsun” ruh hali oluştu. Haklılık payı var. Ancak burada mantıklı ve soğuk kanlı analizler yerine “wishful thinking” yani “hüsnükuruntu”yla konuyu düşünmemek lazım.

ABD bu olayla yıkılmaz, önümüzdeki yıllarda bir iç savaş çıkmaz, bölünmez ve dünya liderliğini Rusya ve Çin alamaz. Bilakis ABD bu olaydan çıkarması gereken dersleri çıkartır ve bir daha radikal grupların bu denli örgütlenmesine izin vermez. Terörizme doğru evrilen bu hareketlerin önünü keser; ibretlik olsun diye bu eylemlerde en ön plana çıkmış boynuzlu adama ve kürsü hırsızına turuncu tulumu giydirip ömür boyu hapse mahkum eder ve hatta belki birkaç tanesini idam eder.

Trump’ın hayatının geri kalanını ne şekilde yaşayacağı da Amerikan Devleti tarafından alınacak önemli bir karar olacak. Bu karar, gelecekte bu tip olaylara birilerinin kalkışıp kalkışamayacağına dair hayati bir belirleyici bir faktördür. Eğer Trump yargılanır ve bu kalkışma sebebiyle hapse girerse; ABD başına gelen bu felaketten karlı çıkmayı başaracaktır. Elbette bir süre karşı görüştekiler daha da azıtacak ve daha tatsız şeyler yaşanmasına sebep olacaktır ancak zamanın ruhu onların aleyhine işleyecektir kanaatindeyim.

Sözün özü, ABD çok tarihi bir olay yaşadı. Olayın kendisinin dramatik ve trajik oluşu kadar sonrasında dijital şirketlerin tutumu ABD’li her iki partiden siyasetçilerin demokrasiden yana tavır almaları, ülkenin kabaca %10’unun bu eylemi haklı görmesi ve Cumhuriyetçi Partili siyasetçilerin Trump için yolun sonu gelince bir anda nasıl da onun yanındaki tutumlarından “demokrasi” adına çark ettikleri gibi başlıklara yoğunlaşarak geleceğe bakmak gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Darıca Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?