Reklamı Kapat

İzmit, 16 Ocak 1923… Atatürk, dünyaya böyle seslenmişti

Sevgili okurlarım, yarın 16 Ocak.

Atatürk’ün İzmit’te yaptığı o çok önemli basın toplantısının 97’inci yıldönümü.

Atatürk, Anadolu'yu düşmandan temizledikten sadece 5 ay sonra Batı Anadolu gezisine çıktı. 

15 Ocak 1923'ten 20 Şubat 1923'e kadar tam 35 gün süren gezide; Eskişehir, Arifiye, İzmit, Bursa, Alaşehir, Salihli, Turgutlu, Manisa, Akhisar, Balıkesir ve İzmir'de gazetecilerle, yöneticilerle, komutanlarla ve halkla bir araya gelip görüş alışverişinde bulundu.

Atatürk, Eskişehir'den İzmit'e geçti. 16-17 Ocak 1923'te İzmit'te İstanbul gazetecileriyle bir basın toplantısı yaptı. 

Bu, Atatürk'ün ilk basın toplantısıydı.

16 Ocak 1923 Salı günü, İzmit Kasrı'nın alt katındaki büyük salonda uzun bir masa hazırlanmıştı.

Masanın etrafında İstanbul'dan gelen başyazarlar, muhabirler ile İstanbul Milletvekili Dr. Adnan (Adıvar) ve eşi Halide Edip (Adıvar) ve işgal yıllarında Ankara Hükümeti'nin İstanbul'daki temsilcisi Hilaliahmer (Kızılay) Başkanı Hamit Bey hazır bulunuyordu.

Ayrıca Atatürk'ün konuşmalarını kaydetmek için Meclis'in dört kâtibi de oradaydı.

Saat tam 21.30'da Atatürk salona girdi. 

Hazır bulunanların ayrı ayrı ellerini sıkıp hatırlarını sorduktan sonra masadaki yerini aldı. 

“Hangi noktaları öğrenmek istiyorsunuz?” diye sordu. 

Gazetecilerin Atatürk'e sorduğu sorulardan bazıları şunlardı: 

*Suphi Nuri Bey, “Barış meselesini, seçim meselesini, hükümet merkezinin neresi olacağını”… 

*İsmail Müştak Bey, “İstanbul meselesini”… 

*Yakup Kadri Bey, “Halk Fırkası hakkındaki değerlendirmesini… TBMM'deki grupları… İrticanın Meclis'te ne kadar kuvvetli olduğunu”… 

Atatürk, gazetecilerin bütün bu sorularını not etti. 

Ancak daha önemli sorular beklediğini göstermek için gazetecilere, “İstanbul'da hilafet ve saltanat meselesi söz konusu oluyor mu?” diye sordu.

Atatürk’ten tarihi açıklamalar

Atatürk, gazetecilerin sorularına şu cevapları verdi: 

*Dünya Savaşı'na girdikten sonra çok hatalar yapıldı. Savaşı yönetenler tamamen Almanların esiri olmuştur. Memleketin savunmasına yetmeyen kuvvetlerimizi Galiçya'ya, Makedonya'ya, İran ovalarına göndererek “serserilik” etmişlerdir. Bu hataların tek sorumlusu Enver Paşa'dır.

*Milli Mücadele'nin amacı milli bağımsızlık ve milli egemenliktir.

*Lozan Konferansı'nda anlaşmazlıklar devam ediyor. Sevr'den sonra burada da bizi yok etmek istiyorlar.

*Musul, bizim için çok kıymetlidir. Birincisi, civarında zengin petrol kaynakları vardır. İkincisi, bunun kadar önemli Kürtlük meselesidir. İngilizler orada bir Kürt hükümeti kurarsa bu düşünce bizim sınırımızdaki Kürtlere de geçer. Musul, bizim için petrol değil, memleket meselesidir. Ancak Musul için savaşa devam etmek doğru bir karar mıdır?

*Kürtlük adına bir sınır çizmek istersek Türklüğü ve Türkiye'yi mahvetmek lazımdır. (…) Dolayısıyla başlı başına bir Kürtlük düşünmektense, bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler kurulacaktır. (Burada “bir tür mahalli muhtariyetler”le kastettiği, siyasi özerlik değil, 1921 Anayasası'nın 11. Maddesiyle tanınan mahalli işlerde serbestlikti)

*Pontus meselesi halledilmiş, ülkede asayiş sağlanmıştır.

*Çiftçilere gerekli yardım yapılıyor, yapılacaktır. Alet, edevat, tohum, özellikle hayvan verildi.

*Gelirlerimiz bizi idare diyor. Bütçemizin önemli bir bölümünü eğitime ve ekonomiye ayıracağız.

*Hükümet merkezi, güvenlikli olduğu için Ankara olacaktır.

*Aydınlarımız ülkenin her yanına, özellikle de Ziya Gökalp gibi Doğu'ya; Diyarbakır’a, Van’a, Erzincan’a, Bitlis’e gitmeli ve halkı aydınlatmalıdır.

*Bütün Anadolu halkı 8 milyonu geçmez. Osmanlı'nın fetih siyaseti sonunda nüfusumuz azaldı. Yemen'e gidip ölen Anadolu çocuklarının miktarı, zannedersem 1.5 milyondur. Suriye'yi, Irak'ı, Afrika'yı korumak için öldürdüğümüz Türklerin adedini düşünürsek, toplamda milyonlara ulaşır. Nüfusu artırmak için sıhhi ve içtimai önlemler alacağız. Batı Trakya'daki Türkleri Anadolu'ya nakledeceğiz.

*Cehaletle savaşacağız.

*Sadece Ermeniler değil, Keldaniler, Asuriler de yurt istiyorlar. Bunların hepsine yurt vermek gerekirse bize yurt kalmaz.

*Meclis'in kendisi gibi yetkisi de büyük olsun istedim.

*Meclis'te muhalifler İkinci Grup adlı bir grup kurdular.

*İslam tarihinde tüm İslam dünyasını bir noktadan idare eden bir halifelik makamı olmamıştır. Hilafet, milletimize bir baş belasıdır. Osmanlı padişahlığı halifeliği almadan önce Osmanlı en parlak dönemini yaşamıştır. Hilafeti kaldıracağız.

*Hiç kimse, hükümetin düşündüğü gibi düşünmek zorunda değildir.

*Mili irade devredilemez. Hâkimiyeti vermek için milli iradenin felç olmasını kabul etmek gerekir. Bundan dolayı bir millet, hâkimiyetini veremez.

*Taassup (bağnazlık) cehalete dayanır. Taassubu olan cahildir. İlim eninde sonunda cehaleti yener. O halde halkı aydınlatmak lazımdır.

*Hükümet dinsizdir demek, halka, hükümete hücum edin demektir. “Maddi” demeli, “cismani” demeli ve bu kelimeler varken “ladini” (dinsiz) dememeli.

*Millet hâkimiyetini Meclis vasıtasıyla uygulamaktan daha iyi bir çare yoktur. Kanun Meclis'ten çıkar.  İki Meclis olmaz. Millet en doğru, bir Meclis'le temsil edilir.

*Gayrimüslimler asker de mebus da olabilirler.

*Halk Fırkası adıyla bir parti kuracağım. Partinin programı, bütün milletin refah ve saadetini sağlamaya yönelik olacaktır.

*Kendimi düşünseydim, Milli Mücadele'den sonra hoşuma giden bir yerde otururdum.

*Biz gerçek bir devrim (inkılap) yaptık ve devrimimizi devam ettiriyoruz. Fransız Devrimi, 100 sene devam etmiştir. 3 senede esaslı bir devrimin son bulacağını zannetmek hata olur. Gelecek bizimdir. Herkesi memnun etmeye çalışarak amacımıza ulaşamayız. İdare-i maslahatçılar esaslı devrim yapamaz.

*Devrim kanunu, mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe ve kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız yenilikçi devrim bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de hep böyle olacaktır.

*Meclis'i yenileyeceğiz.

*Kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesine itiraz edenler var. Fakat eninde sonunda olacaktır… Bizde her yerden fazla mutaassıp var.

*Kuvvetli dış politika, kuvvetli iç politikaya dayanır. Biz yalnız kendi varlığımıza dayanarak yürümek istiyoruz. Ne Doğu'ya ne Batı'ya “rapt-ı kalp” edemeyiz. 

Atatürk’ün 16 Ocak’ta saat 21.30’da başlayan İzmit Basın Toplantısı, 17 Ocak sabahının ilk ışıklarına kadar sürdü. 

Tam 12 saat…

Gazetecilerin sormadığı, Atatürk’ün cevaplamadığı soru kalmamıştı.

16 Ocak 1923 İzmit Basın Toplantısı, devletimiz ve milletimiz için önemli bir olay.

Atatürk’ün bu basın toplantısını İzmit’te düzenlemesi, kentimize bahşedilmiş bir onur.

İşte bu nedenle her 16 Mayıs, yıllardır kentimizde “Basın Onur Günü” olarak kutlanıyor.

Kutlu olsun!

  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?