Reklamı Kapat

İki gazeteci ve bir siyasetçiye saldırı ve Tevfik Fikret

İlkel kavimlere döndük.

Sözün değeri kalmadı, kanunlar rafa kaldırıldı, “yumruk-sopa ve silah” egemenliğini ilan etti.

Geçtiğimiz hafta, iki muhalif gazeteci ve bir muhalif siyasetçi saldırıya uğradı.

Gazeteciler, Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi ve Yazarı Orhan Uğuroğlu ile KRT Televizyonu program sunucusu Afşin Hatipoğlu…

Siyasetçi ise Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ.

Bu arkadaşların sözlerini, görüşlerini, yazılarını beğenmeyenler; kendilerine yumrukla, sopayla ve silahla saldırdılar.

Önemli bir olay!

Ama böyle olaylar bizde artık sıradanlaştı.

Demokratik bir ülkede olsa, bütün siyaset dünyası, bütün basın dünyası ayağa kalkar.

Çünkü bu tür olaylar, direkt rejime tehdittir.

Bizde ipin ucu kaçtığı ve hangi olayın altında kimlerin bulunduğu bilindiği için, herkes kulağının üzerine yatıyor, kös kös dinliyor, bön bön bakıyor.

Oysa “can güvenliği” ve “fikir özgürlüğü” hakkı herkese gerekli.

Bugün konumları gereği bu haklara ihtiyaç duymayanlar, hiç şüpheniz olmasın çok geçmez bu umursamaz tutumlarının bedelini en ağır şekilde ödemeye başlarlar.

Bakın geriye, bu aymazlığın tarihte pek çok örneğini görürsünüz.

Bir de…

Sayın bakalım, son yıllarda siyasetçilere ve gazetecilere bu kaçıncı saldırı?

Neden bu saldırıların ardı arkası kesilmiyor?

Kesilmiyor, çünkü bu suçların cezası yok.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu linç ediliyordu, canını zor kurtardı, ne oldu?

Linç girişiminde bulunanı adeta “kahraman” ilan ettiler.

Ve onlarca gazeteciyi darp edenler…

Aralarında ceza alan var mı?

İnanın, ülkemize yazık ediyoruz.

Çıkar düşkünü siyasetçilerin tutumu, bizi kaosa sürüklüyor.

Bir ülkede “can güvenliği” yoksa…

Bir ülkede “fikir özgürlüğü” yoksa…

Demokratik bir toplum için onlarca yıldır verdiğimiz mücadelenin anlamı ne?

İşte Cumhuriyet’in 100’üncü yıldönümü yaklaşıyor…

100 yılda bir arpa boyu yol alamadık mı?

100 yıl önce var olan sıkıntıları, bugün de yaşıyoruz.

Haksızlık, kanunsuzluk ve zulüm…

Osmanlı şairi, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma döneminde yetişen, Servet-i Fünûn topluluğunun lideri Tevfik Fikret’in o dizelerini hatırlayalım:   

“Haksızlığın envâını (çeşitlisini) gördük…

Bu mu kanun?

En gamlı sefaletlere düştük…

Bu mu devlet?

Devletse de kanunsa da artık yeter olsun;

Artık yeter olsun bu deni (alçak) zulm-ü cehalet!”

Türkiye’nin 100 yıl sonra dönüp dolaşıp geldiği nokta bu olmamalıydı.

Bunu söylemek istiyorum.

“Zararına krediler”in zararı, millete!

Çok eskiye gitmeyin, daha yeni…

Beş altı ay önce, 0.49 gibi komik faiz oranlarıyla konut ve taşıt kredisi kullandırılıyordu.

Öyle ki, pek çok kişi evlerini birbirlerine satış gösterip bu “bedava kredileri” kullandı.

Yine pek çok kişi, pandemi nedeniyle sorgusuz sualsiz kullandırılan kredileri aldı, dövize ve altına yatırdı.

Bunların hepsi, yağma düzeninin “zararına krediler” idi. 

Şimdi ne oldu?

Düşük faizle ekonominin çarklarının dönmeyeceği anlaşılınca, faizler tekrar artırıldı.

Kredi maliyetleri, gerçek değerlerine getirildi.

Aylık, 1.36-1.79 arasına…

Ve dağıtılan “zararına krediler”in zararını, bu garip millet çekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?