Reklamı Kapat

Eğitimcilere verdiğimiz değer, eğitime verdiğimiz değerin GÖSTERGESİDİR

Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri eğitim. Eğitim sisteminin sürekli değişmesi, lise ve üniversite giriş sınavları, bunlara ilişkin uygulamalar sıklıkla tartışılan konular arasında yer alıyor. Covid-19 pandemisi ile birlikte başlayan uzaktan eğitim süreci, mevcut sıkıntılara yenilerini ekledi maalesef. Daha önceki yazılarımda uzaktan eğitim süreci ile ilgili görüşlerimi kısmen paylaşmıştım. Bu yazımda öğretmenler ve tüm eğitimcilerin bu süreçte neler yaşadıklarına değinmek istiyorum. 

Geçtiğimiz günlerde “öğretmenler rahata alıştı” başlığını taşıyan bir yazı üzerine eğitimcilerin bu süreçte yaşadıkları zorluklar gündeme geldi. Öncelikle bu sözlerin, hangi amaçla söylenmiş olursa olsun, maalesef eğitimcileri itibarsızlaştırmaya hizmet ettiğini söylemeliyim. Üstelik bu düşüncenin eğitim alanında çalışan yöneticiler tarafından onaylanması ve buna benzer ifadelerin tekrar edilmesi ayrıca üzüntü verici.

20 yıllık bir eğitimci olarak eğitimcilerin itibarsızlaştırıldığı bir ortamda sağlıklı bir eğitimin söz konusun olamayacağını açıkça belirtmeliyim. Öğrenciler, saygı duymadıkları, örnek almadıkları birinden bir şeyler öğrenmez, sadece ders geçerler. Pandemi sürecinde sürekli eğitimcilere yüklenen, sanki keyfi bir tatil yapıyorlarmış gibi, evlerinde oturarak maaş aldıklarını ima eden sözlerin hem eğitimcilere, hem de onların öğrencilerine yapılan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Gerçekten dersini uzaktan eğitim şeklinde vermeye çalışan (özellikle de orta yaşlarda) eğitimcilerin neler yaşadıklarını anlatmaya çalışayım.

Her şeyden önce daha önce hiç kullanmadıkları, bilmedikleri bir teknoloji üzerinden ders anlatmak zorunda kaldılar. Üstelik artık okullarına gidemedikleri için bu konuda onlara bilgi verecek, yönlendirecek, sorun yaşadıklarında destek olabilecek kimse de yoktu yanlarında. El yordamıyla öğrenmeye çalıştılar.

Bazılarının yeterli teknik donanımı da yoktu. Hepsi uzaktan eğitimi kaldıracak özelliklerde bilgisayarlara sahip değildi mesela. Ya da kimse bu teknik olanaklar evlerinizde mevcut mu diye sormadı. Mesela eğitimcilere bilgisayar ve bedava internet verilmedi. (Yoksa verildi de ben mi duymadım). İş ortamında kullanabildikleri yazıcı ve tarayıcı gibi cihazları da muhtemelen yoktu. Benim evdeki tarayıcım bozuk mesela. Bu nedenle ilk zamanlar ders notlarımı dijital ortama yüklemekte zorlandım. Teknik eksiklikleri fakülteye giderek çözmeye çalıştım. Sonra genç arkadaşlar telefonla da bu işleri yapabileceğimi öğrettiler, sağ olsunlar.

Okula giden çocukları olan eğitimciler için işler daha da zordu. Eldeki teknik olanaklar ve tabii ki internet paylaşılmak zorundaydı. Bu süreçte pek çok kişi evden çalışmanın zorluklarını deneyimledi zaten. Özellikle eğitim alanında sürecin hem öğrenciler hem de eğitimciler açısından daha zorlu işlediğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Uzaktan eğitimin, yüz yüze eğitimi ekrana taşımak olmadığını da hatırlatmak gerekiyor. Özellikle küçük yaşlardaki öğrencilerin ekran karşısında dikkatlerini canlı tutmak, kimi zaman yüz yüzeyken anlatmakta zorlandığımız konuları bir bilgisayarın ekranından anlatmaya çalışmak hiç kolay değil. Bunun için eğitimcinin uzaktan eğitim teknolojilerine vakıf olması gerekiyor. Bu teknolojilere çok da vakıf olmayan eğitimcilerin ekran karşısında yaşadıkları “kazaların” nasıl alay konusu olduğunu da gördük maalesef.

Uzun lafın kısası, bu süreçte eğitimciler cephesinde yaşanan sıkıntıları çözmenin yolu, kesinlikle onları değersizleştirmek ya da acımasızca eleştirmek değil. Mesleki içi eğitimlerle teknik becerilerini geliştirmek, daha ucuz internet ve teknolojik cihazların temini konusunda destek olmak gibi adımlar, yaşanan sıkıntıları gidermeye bir ölçüde yardımcı olabilir. Eğitimcilerin de herkes gibi zorlu bir süreci yönetmeye, çoğunun daha önce kullanmadığı platformlar üzerinden eğitimi sürdürmeye çalıştıklarını unutmayalım. Ve tabii hepsinden önemlisi eğitimcileri değersizleştirerek eğitimi yüceltemeyeceğimizi de aklımızdan çıkartmayalım. Çünkü başta da söylediğim gibi eğitimcilere verdiğimiz değer, eğitime verdiğimiz değerin göstergesidir. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emel Baştürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?