Reklamı Kapat

Biden’ın yemin töreninden mesajlar

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü yeni seçilen ABD Başkanı Biden ve yardımcısı Kamala Harris yemin ederek göreve başladılar. Biden yemin ettikten birkaç saat sonra makamına oturdu, kameraların karşısına geçti ve önüne bir dosya yığını koydu. Bu dosyalar yeni yönetimin ilk kararnameleri dakika bir gol bir icraatları olarak uygulamaya kondu.

Trump’ın bazı Müslüman ülkelerin vatandaşlarının ülkeye girişini kısıtlayan kararını, Keystone XL adlı Pipeline adlı çevre felaketi yaratacak olan boru hattının inşa iznini iptal etti. Koronavirüsle mücadele konusunda tedbirleri ve aşı üretim protokollerini düzenleyen bir dizi kararlar yayınladı. Meksika duvarının inşa projesi durduruldu. Öğrenci kredisi borçları ve konut kredisi borçları ertelendi. Küçük esnafa destek paketi uygulamaya kondu. Paris İklim Anlaşmasına ve Dünya Sağlık Örgütüne yeniden katılım sağlandı.

ABD Başkanlarının ilk 100 günde yapacakları icraatlar üzerine ülke genelinde odaklanmak gibi bir gelenek vardır. Bu ilk 100 günlük süreç hem başkanın genel politikalarının ve tutumlarının çizgisini çizmesi hem de seçim sürecinde verdiği sözlerin hızlıca hayata geçirilecek olanlarının uygulamaya konması açısından önemsenir. Genellikle halkın doğrudan etkisini göreceği ve siyasilerin acil çözülmesi gereken meselelere el atması olarak algılanan bir süreçtir. Ancak bir yönetimin ilk icraatları konusunda İngiltere Eski Başbakanı Demir Leydi Margaret Thatcher’ın farklı bir yaklaşımı vardır; “göreve gelir gelmez sonuçları en acı şekilde çıkacak kararları alın, bir sonraki seçime kadar geçecek olan sürede bu acı etkiler ortadan kalkar ve düzelme başlamış olur” der.

Biden yönetiminin ilk 100 gün kararlarında ülke genelinde olumsuz etkileri bir süre yaşatacak olan toparlanma adımları atıp atmayacağını göreceğiz. Ancak ilk icraat adımlarının etik ve günlük yaşamın ekonomik sorunlarına dokunuyor olması yönetimin kredisini bir anda yukarı çekecektir. Bunu birkaç ay içinde yapılacak olan ilk görev onayı anketlerinde göreceğimizi düşünüyorum. Biden’ın başkanlığı bir geçiş süreci olduğu ve asıl hedefin 2024 seçimlerinde Kamala Harris’in Başkan seçilmesi stratejisine odaklandığını da hesaba katarsak, Biden yönetiminden sosyal etkileri sert olacak adımlar beklememek de mümkün. Ancak ilk icraatlar kadar ve belki daha fazla öne çıkan aynı gün yapılan törendeki semboller üzerinden verilen mesajlardı.

Yemin Töreni Bir Güç Gösterisiydi

ABD’nin kökleri olmayan ve kendi geleneklerini inşa etmek zorunda kalan bir toplum ve devlet olması sebebiyle bir kısım ritüellere diğer ülkelere göre daha fazla önem verdiği ve bunları klasikleştirmeye çalıştığını biliyoruz. Avrupa, Mezopotamya ve Uzak Asya gibi coğrafyalardaki köklü devletler modern çağda ve sonrasında içinde bulunduğumuz post-modern çağda bazen bu geleneklerin kısa devre yapıp geçme eğiliminde oluyorlar ancak ABD söz konusu olduğunda binlerce yıla dayanan bir gelenekten söz edemediğimiz için; icat edilmiş gelenekler (invented traditions) sembolik olarak oldukça fazla anlam yüklenen ritüeller olarak korunuyor, kollanıyor ve bunların üzerine bir algı inşa edilmeye gayret ediliyor.

Yüz küsur sene sonra ilk kez bir ABD Başkanı görevi devretme törenine katılmadı. Trump, dört senelik icraatına yakışır bir şekilde ülkesinin geleneklerini yok sayarak, gücün barış içinde devredilmesi ahlakından yoksun birisi olarak kendisine yakışanı yaptı. Eski Başkanlar Bill Clinton, George Bush ve Barack Obama eşleriyle birlikte törene katıldılar ve birbirleriyle samimi görüntüler verdiler. Törenin ardından da askeri anıta yeni Başkanın çelenk koyma törenine de bu üç eski başkan katıldı.

Yaşından dolayı katılamayan Jimmy Carter da yeni Başkana bir mesaj göndererek başarılar diledi. Tören alanına girişlerinde eski başkanlara gösterilen ilgi arasında Obamaların aldığı alkış ve tezahürat Başkan Biden ve eşinden daha yüksekti. Obamalar kadar ilgi gören diğer isimde Kamala Harris oldu.

Törende Kamala Harris, Hillary Clinton, Michelle Obama ve Laura Bush farklı tonlarda da olsa mor kıyafetlerle katıldılar. Bunun iki sembolik anlamı var. Bunun ilki dünya genelinde kadın hareketinin sembol rengi olarak morun kullanılması. Ancak bir de yerel ve ABD’nin içinde bulunduğu toplumsal gerginliğe mesaj veren tarafı vardı. Mor renk “bipartisan” yani Türkçesi “ikili parti” düzeninde partiler üstü bir konuma işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin kırmızı ve Demokratların mavi renklerini karıştırdığınız zaman mor renk elde ediliyor. Bu da üzerine düşünülmüş ve organize edilmiş bir göstergebilimsel mesajdı.

Törende milli marşı ABD’nin dünya çapında fenomen şarkıcılarından Lady Gaga üzerinde kocaman bir ağzında zeytin dalı tutan güvercin broş olan bir kıyafetle okudu. Sonrasında sahne alanlardan birisi de yine dünya çapında süperstarlardan Jennifer Lopez oldu. Akabinde dilimize Bayrağa ve Devlete Bağlılık Yemini olarak tercüme edebileceğimiz metni Georgia Eyaletinin Güney Fulton bölgesi itfaiye departmanından Andrea Hall isimli siyahi bir itfaiye şefi okudu. Hem metni söyleyip hem de aynı anda işaret diliyle metni hatasız anlatmasını konuştuğum işaret dili uzmanları çok zor bir şey olarak nitelendirdiler.

Akabinde törenin yıldızlaşan isimlerinden 22 yaşındaki siyahi genç bir kız olan aktivist ve şair Amanda Gorman “Tırmandığımız Tepe” adlı şiirini okudu, bu sırada vücut dilini kullanışı, ses tonunu yönetmesi, rastalı saçları, sarı montu, kırmızı saç bandı ve sempatik tavırlarıyla dünya çapında bir sevgi gösterisine maruz kaldı. Geçtiğimiz yıl Ulusal Gençlik Şair Ödülünü kazanmış olan bu genç kadının kitapları o gece dünya çapında en çok satanlar listesine girdi. Bu genç kızın törende ulusal şair olarak tercih edilmesinde Kamala Harris ve Obamaların etkisi olduğuna dair kulis haberleri de dolaşıma girdi.

Törenin bu magazinsel diyebileceğimiz yönlerinin altında çok mesajlar yatıyor. Milli marşı okuyan Lady Gaga oldukça radikal bir popüler figür. Cumhuriyetçilerin höt zöt tavırlarının kesinlikle reddedeceği onlara göre ahlaksız bir kadın. Zaten sosyal medyada Trumpçıların tören boyunca süren öfkelerinde de bu dile getirildi, üstelik Katolik olması da zaten bu Protestan yobazlar nezdinde yeterince itici olması için yeterli. Tıpkı Kennedy’den bu yana ilk kez Katolik bir Başkan olarak seçilen Biden’ın mezhebinin onlarda yarattığı alerji gibi.

Bağlılık yeminini okuyan siyahi bir itfaiye şefi, milli şair genç aktivist bir siyahi, şarkı söylemek üzere sahne alan Jennifer Lopez de Porto Riko kökenli bir melez. Zaten seçilen Başkan Yardımcısı da ailesinin bir tarafı Hint, bir tarafı Jamaika olan melez bir aktivist hukukçuluk kariyeri olan siyasetçi Harris. Ama not olarak düşmekte fayda var, bir yerel dikimevinden alınmış montu, örgü eldivenleriyle sandalyesinde oturan Bernie Sanders fotoğrafı törenin dünya çapında en çok ilgi gösterilen karesi oldu ve diğer tüm detayların önüne geçti. Bu ilgi bile ilerici demokratların insanlarda yarattığı etkiyi anlamak adına aslında tüm siyasetçilere bir mesaj içeriyor. Sanders’ın törende üzerindeki kıyafetlerin toplam maliyeti herhalde orada bulunan herhangi bir diğer siyasetçinin gömlek ya da kravatından daha ucuzdur.

Biden kabinesinde beyazlar ve erkekler azınlıkta. Ülkenin her etnik grubundan birisi kabinede bakan olarak görev yapıyor. Bu çeşitliliğin törende de semboller üzerinden yansıtılması ABD iç siyasetine ve ABD’nin gücüne dair dünyaya verilen önemli mesajlardı. Bu göstergeler elbette emperyalist politikaların bir anda değişeceğine, ABD’nin bir barış güvercini olacağına işaret etmiyor ancak kendi iç sorunlarını aşan ve tutarlı bir siyaset çizgisine ülkece oturmuş bir ABD’nin, dünyanın geri kalanı için daha öngörülebilir olması; lehte ya da aleyhte politikalarını anlamak ve yanında ya da karşısında siyaset inşa etmek için bir gereklilik.

Biden’ın geldiğine sevinmekten öte, Trump gibi dünya siyasetinin dengesini bozan birisinin gitmesine sevinmek olarak dünya genelindeki bu ilgiyi tanımlamak daha doğru olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ahmet Selim Yılmaz - Hocam Amerika yazılarınızı her hafta bekliyor ve keyifle okuyorum. Hamasetten uzak detayları incelemeye devam eden üslubunuz zamanında derslerde bize anlattığınızda aldığımız tadı okurken de veriyor.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Ocak 20:21


Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?