Reklamı Kapat

Büyük yanlıştan dönüldü

2012 yılı Kasım ayında düzenlenen Büyükşehir Yasasıyla yapılmış olan bir düzenleme uzun yıllardır ülkemiz genelinde çok büyük sıkıntılar yaratıyordu. Büyükşehir statüsündeki otuz şehirde köylerin tüzel kişilikleri ortadan kaldırılmış ve hepsi mahalleye dönüştürülmüştü. Şehir hayatı içinde yaşayan insanlar için pek de bir anlam ifade etmeyen ve sonuçlarını bilmedikleri bu düzenleme esasen alttan alta ülkemizin birçok konuda sıkıntılar yaşamasına sebep olacak şekilde bir erozyon yarattı.

Köy tüzel kişiliklerinin sınırlarında yaşayan vatandaşlar tarım ve hayvancılıkla geçiniyorlar. Adı üzerinde köy, burada yaşayanlar da köylüler. Ancak yapılmış olan bu düzenleme neticesinde köylülerin sahip oldukları ve tarımsal üretimin temel ihtiyaçlarını sağlayan avantajları bir gecede ellerinden gitmişti. Su kullanımındaki fiyatlandırmalar, meraların ve yaylaların statüleri, kırsal üretim için gerekli olan ufak tefek ahır benzeri yapıların imar kapsamına alınması gibi konular uzun yıllardır büyük zararlar yarattı. Bu zararlar üst üste binerek bugün büyük bir sorunla bizleri karşı karşıya bıraktı.

Pandemi sürecinde başlayan ve hala sürmekte olan; bakanlıkların konuya el atması gerekliliğine kadar meselenin büyüdüğü gıda fiyatları konusunun altında işte bu düzenleme yatmaktadır. Tek başına bir yasanın sonuçlarına elbette mal edemeyiz ancak tarımsal üretim için gerekli girdilerde köylülerin ekonomik avantajlarının ellerinden alınması zaman içerisinde birike birike bugüne kadar geldi.

ESKİ YASA NELERE SEBEP OLDU

Bir köylünün sahip olduğu yirmi dönüm otuz dönüm arazinin emlak vergisi, büyükşehir bünyesinde olduğu için inanılmaz derecede yüksek rakamlara çıktı. Bunu ödeme imkanı olmayan insanlar da zaman içerisinde atadan dededen kalan bu arazileri sata sata tarımsal üretimden çekildiler. Büyükşehirlerdeki tarımsal üretim çöktü, gıda fiyatları doğal olarak başka şehirlerden gelen ürünlere muhtaç kalındığı için de benzin fiyatı, taşımacılık fiyatı arttıkça yükseldi.

Bu arazilere konutlar yapıldı, “şehrin gürültüsünden uzak, doğaya yakın” konut projelerine dönüştüler. Bugün Marmara Bölgesindeki büyük şehirlerde tarım arazileri üzerine kurulmuş yerleşimlerle karşı karşıyayız.

Köy tüzel kişiliklerin sahibi olduğu meralar belediyeler tarafından yine aynı şekilde ihalelerle satıldılar. Bugün köylerin yeniden tüzel kişilikleri geri verilecek olmakla beraber; maalesef giden çoktan gitti. Bu bölgelerde hayvancılıkla uğraşan insan sayısı çok azaldı. Zira hayvanını otlatacağı alanı kalmayan insanlar bu işleri bıraktılar. Son kertede bugün tüzel kişilikler geri gelse de ortada bir mera kalmadığı için bu insanların yeniden hayvancılık yapması çok mümkün değil.

Meraların konut alanlarına dönüşmesi üzerine hemen yan tarafta iki yüz senedir hayvancılık yapan bir aile, yeni lüks siteye taşınmış insanlar tarafından “koku yapıyor” gerekçesiyle şikayet edildiler. Bu sebeple bir sürü cezalar ödendi, ellerinde kalmış son üç beş hayvanlarını da satmak ve bu işten çekilmek zorunda kaldılar. Çünkü orası bir köy değildi ve normal olarak insanlar milyon lira verdikleri evlerinin balkonuna çıktıklarında yan bahçeden gelen ahır kokusunu da duymak istemediler. Köylüler işlerini güçlerini bıraktılar, belki de oralardan göçtüler gittiler. İki dükkanlı dört daireli bir inşaat için de evlerini ahırlarını müteahhite verdiler.  

Meyvecilik yaparak geçinen köylüler, su fiyatları şebeke suyunun genel ücretlendirmesine geldiği günden sonra astarı yüzünden pahalı geliyor diye bahçelerine bakmayı kestiler. Aşısı, ilacı, gübresi, budaması derken zaten masraflı bir iş olan meyvecilik; bir de arsanın emlak vergisi katlanıp üzerine de en temel gereklilik olan su fiyatları katlanıverince bu işlerden çekildiler. Meyve sebze fiyatları arttıkça arttı. Hatta Tarım ve Orman Bakanı bile geçtiğimiz aylarda 2012 yılında çıkan yasanın tarıma ciddi zararlar verdiğini TBMM’de kendisi dile getirdi.

YENİ DÜZENLEME YETECEK Mİ?

Yapılan yeni düzenlemeyle köy ve belde statüsü elinden alınmış bölgelerde yaşayanlar öncelikle gidip ilçe belediyelerine başvuruda bulunacaklar, sonrasında da Büyükşehir Belediyesi onaylarsa bu haklarına sahip olacaklar. Bu noktada eski statüleri verilen ve verilmeyen yerler arasında bir çifte standart durumu ortaya çıkabilir. Yeni düzenlemede belirtilen şartları karşılamadığı gerekçesiyle arasında üç beş kilometre olan eski köyler ya da beldeler aynı haklara erişemez durumda kalabilecekler.

Bu noktada siyasi iradelerin bir karar alarak tüm başvuruları olumlu sonuçlandırmak gibi bir ilkeyi uygulaması önemli. Öte yandan meraları çoktan yapılaşmaya açılmış olan yerlerin yeniden köy yapılmasının da bir anlamı olmayacak zira hayvancılık yapacak bir durumu kalmamış yerlere neden köy statüsü verilsin? Oralardaki lüks konutlar emlak vergisi kapsamı dışında kalsın ve devlet bir gelir kaybına uğrasın?

Yazının başlığından dediğimiz gibi bir yanlıştan dönüldü ve zararın neresinden dönülse kardır. Ancak yeni düzenleme kapsamında da bir kısım açıklar var. Bunların da onarılması durumunda yaşanmış kayıpların büyük kısmı telafi edilebilmiş olacaktır diye düşünüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?