Lâf-u Güzâf

Bu hafta da provokasyonsuz kalmadık hamdolsun (!)

Kâbe resmi üzerinden sergilenen saygısızlık örneğinde olduğu üzere, açıkçası bu tip hadiseleri artık “cambaza bak!” kabilinden değerlendirdiğimi belirtmeliyim.

Neticede hayatınızı hangi değerlere göre şekillendiriyorsanız, tavrınız da ona göre oluşuyor.

O nedenle, savundukları değerleri savunma biçimleri, esasında onları savunan insanların “değerini” de ortaya koyduğu için, insanlara “değerince” değer vermek gerekir kanaatindeyim.

Aksi halde gereksiz polemiklerle gözümüzün hangi gerçeklere kapatılmaya çalışıldığını görme ve anlama imkanından uzaklaşıyoruz.

Buna bağlı olarak saldırıya uğrayan değerlerimizi savunmanın en güzel yolunun değerleri bizzat yaşayarak göstermek olduğunu düşünenlerdenim.

Hele ki Türkiye gibi ne savunduğunu ne de karşı çıktığını tam bilerek “fikir” savunanların çok olduğu bir ülkede…

Özellikle de din alanında.

Bu noktadan hareketle bir Müslüman olarak ifade etmek isterim ki:

Din bir tekliftir.

Teklif edileni kabul edersiniz ya da etmezsiniz, sizin bileceğiniz bir iştir.

Reddinizi de ister “insana yakışır” biçimde yaparsınız ister “insanlıktan çıkarak”.

Sizin insanlığınıza kalmıştır.

İnsanlıktan çıkışınızı, dinin bazı mensuplarının yaptığı yanlışlarla meşrulaştırmaya da çalışabilirsiniz, o da sizin adalet ve ahlak anlayışınıza sığdırdıklarınızla ilgilidir.

Neticede “kötülüğü iyilikle savmayı” emreden (Fussilet, 34) bir dinin mensubu olarak herkesin bu teklifi kabul etmesini bekleyemeyeceğimi de biliyorum.

Ama beklediği anlayışı bulabilmek için anlayışsızca davrananların bu tutarsızlığı kendilerine nasıl yakıştırdıklarını bilmiyorum.

Saygısızlığın saygısızlığı getireceğini göremiyorlar mı, görmek mi istemiyorlar, anlamıyorum.

Beğensinler beğenmesinler, anlasınlar anlamasınlar, başkalarının değerlerine saldırarak kendi fikir ve değerlerini “kıymetli” kılamayacaklarını nasıl idrak edemiyorlar, kavrayamıyorum.

Bir taraftan da “şaşırmamak lazım” diyorum.

Zira tüm bunlar insanları tanımanın da bir yolu. 

Neticede herkes “meşrebine” göre iş yapıyor (İsra, 84).

İnandığı ve savunduğu değerleri de meşrebini, dolayısıyla işini etkiliyor.

Yaptığı işin niteliğine göre ise “anlayışı ve saygıyı” hak ediyor.

Kalanı lâf-u güzâf…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Gercekse Gercek - Benim anlamadigim uzerinde Kabe resmi olan takvimleri yil bitince herkes cope atarken saygisizlik olmuyor da iki uc ogrenci bir sergi icin hazirladiklari resimlerdd Kabe’yi kullaninca ya da onu yere birakinca mi saygisizlik oluyor. Cidden bu kadar iki yuzlu olmasin kimse.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 08:36
01

Cengiz Yalçın - Hocam,

Yazılarınızı ilgiyle okuyoruz.

Teşekkür ederiz.

Özbekistan'dan selamlar...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 31 Ocak 22:06
03

Banu Gürer - @Cengiz Yalçın 01 nolu yoruma cevabı: İlginize çok teşekkür ederim, bilmukabele selamlarımla.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 08:46


Anket Kartepe Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?