Reklamı Kapat

Sokaktaki bir filozofu nasıl tanırsınız?

Sevgili Kocaeli Gazetesi okurları,

Merhaba… Bu kelimeleri yazarken kendimi çok mutlu ve sevinçli hissediyorum. Çünkü gözlerinizin bu satırlarda dolaştığını bilmek, benim düşüncelerimin okunduğunu görmek içime büyük bir huzur veriyor.

Büyük dedelerim, dedem, annem, dayım… Hepsi İzmit’in güzellikleri içinde doğup büyümüş, hatta eğitimlerini burada görmüşler. Uzun süreler burada çalışmışlar. Daha sonra da benim evim olan İstanbul’a gelmişler. Ben İstanbul’da doğdum, bu kentin çocuğuyum fakat evlerimizde hâlâ İzmit’te sahip olunan anılar, güzellikler anlatılır. Bunlardan dolayı ben bu güzel anıları dinleyerek ve hayal ederek büyüdüm, 15 yaşına geldim.  

Şu an Özel Alev Lisesi’nde, 10. sınıfta okuyorum. Derslerimin yanı sıra okumaya, yazmaya ve araştırmaya inanılmaz büyük bir merakım var. En büyük hayallerimden biri büyük bir kütüphaneye sahip olmak. Çünkü kitapsız bir yaşam olabileceğine inanmıyorum.

Benim kuşağım olan Z kuşağı hakkında pek çok insanın pek çok fikri var. Bazı kişiler bizim umutsuz vakalar olduğumuzu, bazılarıysa geleceğin parlayan yıldızı olduğumuzu düşünüyor. Benim inancıma göre, biz Z kuşağının düşüncelerini, hislerini ve sorguladıklarını en iyi bir Z kuşağı üyesi anlatabilir.

Bir Z kuşağı temsilcisinin yaşam ve olaylar hakkında ne düşündüğünü bilmek ister misiniz?

DÜŞÜNCELERİMİZ OLMASAYDI, NASIL VAR OLABİLİRDİK?

Gündelik yaşamımızda pek fark etmeyiz ya da umursamayız ama hepimiz düşüncelerden yaratılmış varlıklarız. Düşüncelerimiz olmasaydı, nasıl var olabilirdik? Bence beynimizden çıkıp kanımızda gezinen düşüncelerimiz olmasaydı, iskeleti olmayan bir kişiye benzerdik. Bizi ayakta tutabilen, bir et parçası halinde yerde sürünmemizi engelleyen, yani bizi insan yapan parçamız iskeletimizdir. Açıkçası ben iskeletimin olmamasını, düşüncelerimin olmamasına yeğlerim. Öbür türlüsü olsaydı, düşüncesi ve sorgulama yetisi olmayan bir iskeletten başka bir şey olamazdım çünkü. Bu tip pek çok insan gelmiş ve geçmiş bu koca maziye sahip olandünyadan. Geçmiş diyorum, çünkü onlar iskeletleri toprak altına girdikten sonra bu dünyadan tamamen yok oldular. “Zaten hepimiz öyle olmayacak mıyız?” demeyin lütfen. Eğer kanınızda ufacık bile bir düşünce, sorgu ve his varsa siz onların bir kopyasını da burada bırakmış olacaksınız. Yani sonsuza dek yaşamaya devam edeceksiniz.

İnsan beyni görüntüyü o kadar iyi hatırlayamaz. Yıllar önce gördüğümüz bir insanı hatırlamak bazen zordur. Fakat insan beyninin çok ama çok iyi olduğu bir şey, etkilendiği bir felsefeyi, düşünceyi hatırlamaktır. Bu yüzden iskelet geçici, düşünce kalıcıdır.

Hareketlerimiz, beynimiz tarafından düşüncelerimize göre kontrol edilir. Bu yüzden bir insanın surat ifadesinden, yürüyüşünden, vücudunun duruşundan ve pek çok diğer özelliğinden yararlanarak ne tip düşüncelere sahip olduğunu anlayabiliriz.

Şu an bu düşünceler size saçma gelebilir ama sokakta ve kalabalık bir grubun içerisinde bulunduğunuzda, ne demek istediğimi tam olarak anlayabileceğinizi düşünüyorum. Peki, şimdi size bir sorum var. Sizce sokakta yürüyen bir filozofu nasıl tanıyabiliriz?

HERAKLİTOS’A GÖRE HER ŞEY BİR AKIŞ HALİNDEDİR

İşte şimdi asıl konumuza geldik. Bu konuda hayaller kurup, konunun üstünde düşünmeyi çok seviyorum. Bu yüzden aklımdaki bu soruyu size de sormak istedim. Bence Heraklitos’u örnek alarak başlayabiliriz. Heraklitos’a göre her şey bir akış halindedir. Yani her türlü şeyin sürekli değiştiğini savunur. Herkes varlıkların geldiği temel elementi ararken, o seçimini ateşten yana kullanmıştı. Ateş bir an bile hareketsiz kalmayan, sürekli değişen bir maddedir. Bu yüzden onun düşüncesine tamamen uymaktadır.

**

Heraklitos’un akış öğretisini ifade eden cümleleri;
“Aynı ırmaklara girenlerin üzerinden farklı sular akar
Aynı ırmaklara gireriz ve girmeyiz. Hem varız hem yokuz.”

Anlatmak istediği şey, aynı nehirde iki adım atamayacağımızdır. Çünkü nehrin olduğu yerin aynı olmasına karşılık, bir adımda ayağınıza değen su, ikinci adımınızda ayağınıza değemez, çünkü akıp gitmiş, yerine yeni bir su gelmiştir. Bir dahaki adımınızda da bir önceki adımınızın değdiği su da orada olmayacaktır.

Sizce bunları düşünen Heraklitos’u sokakta nasıl tanıyabiliriz? Bence her şeyin gelip geçici olduğunu, her an bir akış içinde olduğumuzu düşündüğünden dolayı günümüzün Heraklitos’u geçmişi geçmişte bıraktığı ve geleceğe baktığı için huzurlu bir gülümsemeye ve sıkıntılardan uzak bir düşünce sistemine sahip olurdu. Bu sakinliğin getirisi olarak da daha yavaş bir yürüyüşe, dik bir duruşa ve uzaklara bakıyormuş gibi hissettirecek kadar ilginç bakışlara sahip olurdu.

Gelin şimdi de Platon’u inceleyelim. Platon, örneğin at sözcüğünün belli bir ata değil, bütün atlara ithafen olduğunu söylüyordu. Ona göre uzam ve zamanın dışında ideal bir at vardı. At ideası gerçek, tek tek atlar ise yalnızca ideal atın görüntülerinden ibaretti.Platon için iki ayrı dünya vardı. Varlık fiziksel olarak nesneler dünyasına aitti ve orada bulunuyordu. Ama asıl gerçeklik idealar dünyasındaydı. Platon,görünüm ile gerçeklik arasındaki farkı betimlemek için “Mağara Alegorisi’ni” kullanırdı.

Alegoriye göre birkaç kişi doğumlarından beri karanlık bir mağaraya zincirlenmişlerdir ve bu insanlar başlarını sağa ve sola çeviremezler, sadece karşılarındaki duvarı görebilirler. Arkalarında bir ateş yanan bu kişiler, hayatları boyunca yalnızca ateşten dolayı mağaranın dışındaki görüntülerin duvara vuran gölgesini görmüş ve bunu gerçeklik olarak algılamışlardır. Nihayet bu insanlardan biri zincirlerinden kurtulup mağarayı terk ettiğinde asıl gerçekle, mutlak olan gerçek ile tanışır. Yani gerçeklik olarak bildiği gölgelerin asıl gerçek olmadığını görür. Bu kişi bunu mağaradaki arkadaşlarına söylemek için geri döndüğünde, mağaradaki arkadaşları mağara dışında bir gerçeklik olduğunu reddederler. Bu kişilere mağaranın dışındaki gerçekleri anlatabilmek imkansızdır.

Platon görünemeyen, teorik olanla ilgilenmiştir. Hatta bu yüzden RaffaelloSanzio tarafından yapılmış olan ve şu an Vatikan Müzesi’nin StanzaDellaSegnatura isimli odasında bulunan Atina Okulu freskinde eliyle havayı gösterdiği resmedilmiştir. Anlatılmak istenilen şey Platon’un tüm bilgilerin göklerde olduğu inancıdır.

Platon’un yürüyüşünü, etrafına bakışını, duruşunun hayalini size bırakıyorum. Çünkü Platon’un şu sözüne çok katılıyorum. “Düşünmek ruhun kendi kendine konuşmasıdır.”Sizce Platon’u sokakta nasıl tanıyabiliriz? Düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Umarım bu paylaşımlar ruhumuzun çok zevkli bir sohbeti olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yağmur Uğuzluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Tekin Gültekin - Yağmur Hanım, konuları çok güzel anlatıyorsun, bir sevimlilik, bir tatlılık var, Önceki makalelerin de ayrı güzel, insan sonuna kadar okumak istiyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 23:19
02

İlker özben - Sevgili Yağmur,

Belli ki felsefeyi sevip özümsemişsin. Çok iyi bir yazar olabileceğini düşünüyorum.

Adnan Filiz dedenin İzmit'li bir arkadaşı olarak senin yazılarını bir süredir takip ediyorum ve doğrusu çok beğeniyorum.

Başarılarının gelişmene paralel devam etmesini diliyor,

seni tebrik ediyorum.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 17 Şubat 20:53
01

Yusuf Erenkaya - Yağmur Hanım öncelikle sizi genç yaşta özgüveninizden dolayı kutluyorum, tabiki çok önemli bir misyona sahip olmanın avantajı da var, Değerli dedeniz Adnan FİLİZ bey Güzel İzmit’imizin beyefendisi, hafızası ve İZ bırakan bir insanımızdır tıpkı sizin gibi biz de örnek alıyoruz kendisini, filozof o kadar çok ki toplumda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan toplumun siz Z kuşağını anlama ve dinleme imkanı yok, biz sizlere çok ama çok güveniyoruz sizlerden ricamız geçmişinizi çok iyi bilin ve araştırın, ATATÜRK ve silah arkadaşlarının kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyet ‘ine hem sahip çıkın hem de sonsuza dek yaşatın, sonsuz Başarılar dilerim, Sevgi ve Selamlar...

Yusuf ERENKAYA

İzmit Genç İş Adamları Bşk.

17.02.2021

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 17 Şubat 18:54


Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?