Reklamı Kapat

Zihni temeller

Değişim sürecinden geçtiğimiz şu dönemde, geçmişin zihni temellerine bakmanın, değişime yön vermek adına faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu nedenle, kurulmasının iki yüzyıllık bir süreci kapsadığı Türkiye Cumhuriyeti’nin zihni temelleri üzerine birlikte düşünmek isterim.

Türkiye Cumhuriyeti’nin felsefi temellerine baktığımızda karşımıza iki önermenin çıktığı görülmektedir. Bunlar “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ile “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”

Her iki önerme de insanlık tarihi içinde önemli bir zihinsel değişimin anlatımıdır ve bu değişim Atatürk tarafından çok yalın bir şekilde özetlenmiştir.

Bu zihinsel değişim, dogmatizme karşı akılcılığı, mistisizme karşı olguculuğu, gericiliğe karşı ilericiliği gündeme getirmiştir.

Şüphesiz Atatürk’ün bu iki önermeyi yalın bir şekilde ortaya koymasında, Batı’nın Ortaçağ’dan itibaren geçirdiği zihinsel değişimler ve uzun zamandır Osmanlı’nın içerisinde bulunduğu çıkmaz etkili olmuştur.

Yani bu iki önerme, deneyimle ortaya konulmuş formüllerdir.

“Ben yaptım oldu” şeklinde genel geçer kuramlar değildir.

Bir başka ifadeyle Atatürk, durağan bir toplum değil üreten bir toplumu kurmanın, bu iki ifadenin, toplum tarafından hazmedilmesi ile mümkün olabileceğini deneyimlemiştir.

Dönemin ünlü tarihçisi Toynbee’nin Osmanlı’yı, son dönemleri itibariyle, geçmişe dönük olarak yaşayan uygarlıklar kategorisine koyduğunu ve bu uygarlıkların sürekli kendini tekrar ederek durağanlaştığını yani yaratma eylemlerinin bittiğini ifade etmesini, bu noktada dikkate almak gerekir.

En azından “algı” olarak.

Zira “algı gerçekliktir” ifadesinden yola çıktığımızda, hem dışarıda hem içeride durağanlaşmış bir toplum görüntüsü verdiği düşünülen Osmanlı’dan, yeni zihni temellere oturan ve üreten bir toplum modeli oluşturma çabası ile algıyı değiştirmeye çalışma gayreti, yeni kurulan bir devletin değişim yönünü anlama açısından önemlidir.

İktidarı kendi iradesine dayanan ve bilimsel gelişmelere ağırlık veren bir toplumun kalkınma sürecine girmemesi beklenebilir mi?

Beklenmediğini birçok ülke özelinde görmek mümkün.

O nedenle bu iki ifadenin hayattaki karşılığı üzerinde bugün daha fazla düşünüp gereğini yapmaya odaklanmamızın, günümüz ve geleceğimiz için ayrı bir önemi haiz olduğu kanaatindeyim.

Aksi halde bugün dünyanın içinde bulunduğu değişim rüzgarında savrulan bir yapraktan farkımız kalmayacaktır.

Bu savrulmayı kaldırabilir miyiz?

İşte ondan hiç emin değilim…

Saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?