Reklamı Kapat

İnegöl Köftesi, ne güzeldir yemesi…

Meşhur İnegöl köftesi…

Kaşarlı mı yapılır, ekmekli mi, soğanlı mı ?..

Tartışma yıllardır sürer gider….

Menemen gibi…

Tarhana-mercimek çorbası gibi…

 Aziz Usta lastik gibi İnegöl köftenin mucididir ve bizim akrabamızdır…

Kocaelispor bugün İnegöl’de…

Benim de anılarım depreşti…

1991 yılı…

Adnan Dinçer yönetiminde İnegöl’de dörtlü turnuvaya katılıyoruz…

Şimdiki adıyla 1.Lig, o zamanki adıyla 2.Lig’de mücadeleye hazırlanıyoruz…

Sezon başı ve hedefimiz 1.Lig (Şimdiki Süper Lig)…

Bursa Kervansaray Otel’den İnegöl’e giderken kaza atlatıyoruz…

Rahmetli usta şoförümüz Hacı Mikro, Bursa çevre yolunda, ıslak yolda kayan otobüsü takla atmaktan zor kurtarıyor…

O zaman böyle bir otobüs ne Fener’de ne Cim Bom’da, ne Beşiktaş’ta var…

Efe getirtmişti…

303 Mercedes..

Maçlar bitiyor. Dönüşte de Mercedes 300 Sel’iyle eski boksör ve Kocaelispor Genel kaptanı rahmetli Yusuf Acar ağabeyimle kente şampiyon olarak dönüyoruz…

Değirmendere’den geçerken aracımız havalanıyor, dört teker üzerine düşüyor…

Çok hızlıyız…

Meğer, yol kesilmemi, yeni bir kaza olmuş, tanker devrilmiş, yol mazot dolu, kaymışız…

İEkimiz de bembeyaz kesilmiştik ve ucuzs atlatıp yola devam eütmiştik…

3 ay sonra Yusuf ağabeyim Yozgat yolunda, PAF takımında oynayan oğlunun maçını izlemeye giderken kaza geçirip, vefat etti…

Böyle anıları var Kocaelisporumuzun, İnegöl’de…

Bugün de bir zaferle anılarımızı taçlandıralım derim…

Biz ne dersiniz ?..

Acı ama gerçek: Profilimiz yok…

Acı ama gerçek, en az 25 yıldır yazdığımız sorun, bir gram bile eksilmeden masamızda duruyor. Takkeler tek tek düşüyor, keller sürekli görünüyor ama, kimse bir adım bile at(a)mıyor.

Hep günü-birlik başarı !..

Hep göz boyama…

Hep rant, rant, rant…

Çünkü, en kolay kazanç, profesyonel ve yarı-profesyonel kulüplerden sağlanıyor…

****

Belediyeler olmasa, profesyonel kulüplerin yol alması mümkün değil. Rakamlar ortada. Gelirler belli. 3.Lig’deyiz diye böbürlenen takımlarımız, test parasını ödemekten aciz durumda bulunuyor. Yani canı pahasına maçlara çıkıyor. Türkiye, Koronada bile lig ayrımı yapılan bir ülke oldu. Bu durumda da kulüpler, gelir kapısı olarak bağlı oldukları kentin ya da ilçenin belediyelerine sarılıyor.

Başkan Muzaffer Bıyık olmasa Darıca, Yıldırım Sezer olmasa Gölcükspor, Zeki Aygün olmasa Belediye Derince, Tahir Büyükakın olmasa ne bunlar, ne de özellikle Kocaelispor, ayağına bir çorap bile alamaz.

Bu, buz gibi bir gerçektir…

Başkanlar da mitinglerde, açık açık, “Bize oy verin ki, kulübünüzü ihyâ edelim” diyor…

Bu durumda, başkanlığa giden yol, taraftarın kulübünden (pardon kalbinden) geçiyor…

Diktatör General Franco, ülkesini 3 F ile (Fado-Fiesto-Futbol) yönetmiş. Ülkemizdeki durum da bu. Futbola çuvalla para akıtıp, kenarda köşede kalmış yıldız eskilerini alıp, sansasyon yapan kulüp başkanları, oyları toplatıyor, sonra kulüpleri yüzüstü bırakıp, batırıyor.

Başkanlara kızmıyorum, bu düzeni dünden bugüne getiren vatandaşa kızıyorum… (Nitekim başkan Tahir Büyükakın, geçen yılki Kocaelispor ziyaretinde açık seçik ‘Kocaelispor sadece bana güvenmesin. Benim şahsi param yok, bu bütçeyi kimse bunu karşılayamaz. Kent sahip çıkmalı.’ demişti)…

***

 

Sizler kulüplerinize, üyelik aidatı olarak ayda sadece 5 lira aktarsanız, yaklaşık 250 bin aile olduğunu düşündüğümüz bu kentte, gerek Kocaelispor, gerekse Gölcük, Darıca ve Derince gibi profesyonel kulüplerimize ayda 1.5 milyon lira sürekli gelir akar…

Süper Lig’e yükselirler…

Belediyelere mahkûm kalmazlar…

Kendi ayakları üzerinde dururlar ve hatta farklı siyasi düşüncedeki insanlar bile, kulüpler çevresinde bir araya gelirler…

Futbol kulüplerinin çevrelerinde, birlikte olmanın keyfini sürerler…

Bir kez daha vurguluyorum…

İnsanlar hak ettiği gibi yönetilirler…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?