Reklamı Kapat

Bu yol, yol değil usta…

Dünya ne cömert! Ve cömert olduğu kadar da şaşırtıcı…

Bakıyorsun bugün pırıl pırıl güneşli bir gün, ertesi sabah bir bakıyorsun şakır şakır yağan yağmurlu gün. Veya bir bakıyorsun aniden ortalığı kasıp kavuran rüzgârlar. Ne garip günler yaşıyoruz! Üstüne üstelik Corona belası tuzu biberi.

Böyle iyi ve kötü günlerin sonunda deniyor ki; Dünyanın sonu mu geldi ne?

İşin aslı ahrete geçişin hazırlığı mı? Dünyanın sonu mu? veya zorlu yolların devamı mı, bilmem.

Bildiğim tek şey insanoğlu ne yapacağını şaşırmış ve ne düşüneceğini bilmez halde.

Yaşanan her kötü olay insanın kafasını karıştırıyor. Yaşadıklarımız rüya mı yoksa gerçek mi farkında bile değiliz. Biraz düşününce bu dünyada cenneti de, cehennemi de yaşıyoruz sanki. Ülkemiz de halkın durumu gerçekten kötü ve benim düşüncelerimde galiba ülke insanım gibi karamsar.

Gerçekte düşününce inişli çıkışlı bir yol olmuş ömrümüz. Yine de inanmak lazım güzel günler yakında. Güzel günler göreceğimize inanıyorum eğer aklımız başımıza gelirse.

Unutmamak gerekir “-Bu benim ve bana ait olmazsa ölürüm” dediğin şey olmuyor, sen de ölmüyorsun. “-Bunu başaramazsam biterim” diyorsun başaramıyorsun sonunda da bitmiyorsun!

Başardığında başın göğe ermediği gibi başaramadığın kadar bile konuşulmuyorsun. Ne yapalım, kader!

Bazen hiç beklemediğin anda hayat önüne öyle kapılar açıyor ki; hiç aklının ucundan geçmeyecek kadar büyük ve sen yine mutsuzsun. Ne yapalım, o da kader.

Kimindi bilmem bir söz var, çok severim bu sözü "- İnsan plan yaparmış, kader ona gülermiş!" Sizce kader bu dönem de hala bize gülüyor mudur? Ne dersiniz?

Sürekli plan yaptığımıza göre mutlaka, kader gülüyor, biz farkında değiliz. Bazen de kader kötü senaryoları uyguluyor biz yine bilmiyoruz.

Tabii bu arada dünya hala dönüyor. Hayat devam ediyor ve biz hala yaşıyoruz farkında bile değiliz. Hala mırın kırın ediyoruz!

Demem o ki; insanoğlunu memnun etmek çok zor.

Yaradan sanırım cahilliğimizi pek önemsemiyor, yoksa her seferinde kafamıza bir yerlerden bir saksı indirir kendimize gelmemizi sağlardı.

Yâda hayatta öyle şeylerle karşılaşıyor, öyle şeyler yaşıyoruz ki; o ana kadar öğrendiklerimiz, tecrübelerimiz hiçbir işe yaramıyor, bir mana ifade etmiyor gördüğün yaşadıkların karşısında.

Hiç bir formül o durumu çözemiyor, kalakalıyorsun bir an, yaşadıkların yetmiyor, yaşayacakların susuyor. Anlıyorsun ki; dünya manasız ve tüm ideallerin çocukça, gülüyorsun kendine!

Ve sonra ne gariptir ki unutuyorsun o anı çünkü hayat devam ettiği için başka bir şeyle karşılaşıyorsun, o an bitiveriyor.

İnsanız işte! Olması gereken bu sanırım, insan cahil, insan nankör, insan unutkan. Yani bir çark dönüyor dönüyor nereye ve ne kadar döndüğü meçhul!

Dünya dönüyor, kader gülüyor biz yine fark etmeyip dönen çarkı bozmaya çalışıyoruz, en çok mızıkçılık bizde!

Bazılarının dedikodularına, laflarına bakıyoruz sonra “-Takma kafana boş ver, cahilliğine ver gitsin” diyorsun. Ama olmuyor işte, olmuyor.

Yaşamak dediğin şey bir kuşun iki kanadındadır. Bugün varız yarın yokuz.

Adalet terazisini düşünün terazinin bir kefesine diğer taraftan eksik ağırlık koyarsan terazinin ibresi diğer tarafa kayar. Terazinin dengesi bozuluverir.

İstedikleri kadar mızıkçılık yapsınlar, dengeyi bozsunlar kaderin dediği olur. Onun için hayata hep güzel bakmak gerekir.

Hayatın da, dünyanın da, memleketimizin de güzelliklerinin kıymetini bilmek lazım. Her kötülüğün içinde güzelliklerin kıymetini bilmez korumazsak kader bize kahkahalarla gülecek. Kendimizi toplamazsak kader ağlarını kötü şekilde örecek.

Neyse, nerede binip nerede ineceğimizi bilmediğimiz bir yolculuk bu. Öyle kalabalığız ki kimi adını, kimi cüzdanını, kimi çocuğunu, anasını, babasını, memleketini hatta aslını unutmuş. Unuttuklarını bir yerlerde aramaya kimsenin de niyeti yok. En kolayıdır yok saymak unuttum kaybettim demek.

Bu arada! Sabah ilk işimiz televizyon kumandasına günaydın demek oluyor. Ve hiç düşünme gereği duymadan başlıyoruz magazinleştirilmiş kayıp insanları, öldürülen gencecik bedenleri, kirletilmiş bir hayatı reyting uğruna tüketilmiş şekliyle izlemeye.

Gençlerimiz kaybolup gidiyorlar haberimiz yok. İnsanımızda duygu, düşünme yetisi kalmamış.

Toplum olarak ne sanatı öğreniyoruz, ne hayatın gerçeklerini, nede sosyal ve kültürel olayları öğreniyoruz.

Atan, tutan, kesen, küfür eden itibarlı olmuş.

Kısaca nereye gidiyoruz anlamıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?