Reklamı Kapat

Bugün “Dünya Kadınlar Günü” ya, dikkat edin hamasi laflar havada uçuşacak

Biz bu işi iyi beceriyoruz.

“Gün” kutlamayı…

“Hafta” kutlamayı…

“Yıl” kutlamayı…

Özellikle siyasetçilerimiz bu işin piri oldu.

“Beylik lafları” hazır, indiriyorlar bilgisayardan, önceki yıllarda ne söylemişlerse, aynısını tekrarlıyorlar.

Bugün de o günlerden biri.

“Dünya Kadınlar Günü”…

Dikkat edin, bugün sabahtan itibaren “hamasi laflar” havada uçuşmaya başlayacak.

Aslında “benimsemedikleri, savunmadıkları, inanmadıkları sözleri” geveleyip duracaklar.

Yerlere göklere sığdıramayacaklar.

Vaatlerde bulunacaklar.

Yalan söyleyecekler.

“Kadının anne ve eş olarak toplumda ulvi bir göreve sahip olduğunu” ikna edici bir ses tonuyla anlatmaya çalışacaklar.

Kim yapacak bunları?

Erkekler…

Kadına “kadın” demekten çekinen, “bayan” ya da “hanım kardeşimiz” diye seslenen erkekler…

“Kadının anne ve eş olarak toplumda ulvi bir göreve sahip olduğunu” söyleyerek lütufta bulunacaklar.

“Özel bir önem” bahşedecekler.

Oysa kadının “değer” görmesi için “anne”, “eş” veya “bacı” olması gerekmiyor.

Kadın, “insan” olduğu için değerlidir.

İnsan olarak da erkekten farkı yoktur.

Aslında tarih boyunca kurulan Türk devletlerinde, kadının toplumda büyük önemi vardır.

Kadın, sadece sosyal ve ekonomik hayatta değil, devlet yönetiminde de söz sahibidir.

M.Ö.6.Yüzyıl’da kurulan ilk Türk devleti İskit-Saka İmparatorluğu’nda hükümdarın “Tomris Hatun” olması, Türklerde kadına verilen önemin en belirgin göstergesidir.

Tomris Hatun, Türk tarihinin ilk kadın hükümdarıdır.

Tarihe dikkat edin; milattan önce…

Kadının toplumdaki değeri İslam öncesi kurulan tüm Türk devletlerinde de devam etmiş, ancak daha sonraki dönemlerde Türkler hızla Araplaştırıldıkları için kadının değeri azalmış, dip yapmıştır.

Geldiğimiz noktada, Türkiye’de kadın, “Türk gelenek ve göreneklerine göre” değil, “Arap gelenek ve göreneklerine göre” yaşatılmak istenmektedir.

Yaşadığımız sıkıntıların temelinde yatan gerçek budur.

Türkler Araplaştıkça, sıkıntılar artmaktadır.

“Kadının erkeğin kölesi olarak görülmesi anlayışı”, toplumda iyice yaygınlaşmıştır.

İktidarın yarattığı sosyal ve ekonomik iklim de, bu görüşü desteklemektedir.

Kadın, evin temizlikçisidir…

Kadın, evin aşçısıdır…

Kadın, evin bulaşıkçısıdır…

Kadın, evin çamaşırcısıdır…

Kadın, evin ütücüsüdür…

Kadın, evin çocuk bakıcısıdır…

Kadın, bazı bölgelerimizde tarladaki işçidir.

Erkek kahvede oturur, kadın tarlada çalışır…

Dahası kadın, kocasının seks kölesidir.

Her geçen yıl gittikçe Araplaşan ülkemizde, kadınlara bakış açısı ne yazık ki böyledir.

Arap ülkelerinde kadına hangi gözle bakılıyorsa, Türkiye’nin kadına bakış açısı da ister istemez benzer noktaya gelmiştir.

Değersizleştirilerek ve şiddet uygulanarak, kadın “aşağı” çekilmiş ayaklar altına alınmıştır.

Bu, “yapısal” bir sorundur.

Öyle yılda bir defa “hamasi” nutuk çekmekle, “gerzekçe” laflar etmekle çözülecek bir sorun değildir.

Kadın cinayetleri neden arttı acaba?

Bu çerçevede şu kadın cinayetlerine bir kez daha bakalım.

Türkiye’nin gündeminden düşmek bilmeyen kadın cinayetlerine…

Kadın cinayetleri eskiden de vardı, ama son yıllarda iyice arttı.

Neden acaba?

Sebebi ne?

Bu kadar üniversitemiz var.

Bu kadar güya bilim adamımız var.

Sosyologlarımız, psikologlarımız…

Kadın cinayetleriyle ilgili gerçeği yansıtan doğru dürüst bir rapor var mı ortada?

Yok!

Olanlar da lay lay lom!

Gerçeği araştırsalar da, gerçeği bilseler de, yazamazlar.

Zülfüyâre dokunur.

Ankara, tepelerine biner.

Soluğu anında “terörist” listesinde alırlar.

Kadın cinayetlerinin bu kadar artmasının sebebi…

*İçinde bulunduğumuz siyasal iklimdir.

*İçinde bulunduğumuz sosyal iklimdir.

*İçinde bulunduğumuz ekonomik iklimdir.

*İçinde bulunduğumuz dinsel iklimdir.

*İçinde bulunduğumuz ahlaksal iklimdir.

*Ve yüzyıllardır ülkemizde sürdürülen ve yoğunluğu gittikçe artırılan “Araplaştırma” iklimidir.

Daha hangi birini yazayım?

Toplum, bilinçli olarak Araplaştırılıyor ve cahil bırakılıyorsa…

(Okullarımızda bilimsel eğitim değil de, dinsel eğitim ağırlıktaysa… Çocuklarımıza Türk gelenek ve görenekleri değil de Ortaçağ’dan kalma Arap gelenek ve görenekleri öğretiliyorsa…)

Toplum, ekonomik yönden perişan edilmişse…

(Borçsuz aile, borçsuz birey kalmamışsa…)

Cüppelisi cüppesizi, sakallısı sakalsızı; gece gündüz “kadını aşağılayan” fetvalar veriyorsa…

Topluma “İslam” adı altında “hurafe”, yani Arap gelenek ve görenekleri öğretilmeye devam ediliyorsa…

Ülkeyi yönetenler, “dindar ve kindar nesil yetiştirmeyi” hedeflemişse…

Daha ne bekliyoruz ki?

Kadın cinayetlerinin artmasına neden şaşıyoruz ki?

Ektiğimizi biçiyoruz.

Toplumu “cinnet” noktasına getirdik…

Elbette “erkek egemen” toplumda, ilk cinnet getirenler de erkekler oldu.

Sen erkeğini, “kadın erkeğin malıdır” zihniyetiyle yetiştirirsen…

Kadın boşanmaya veya ayrılmaya kalktığında, ya dövülür ya da öldürülür.

Bu kadar basit!

Sen istediğin kadar “ağır ceza” ver…

Sen istediğin kadar “idam” martavalı oku…

Bir şey değişmez.

Kadın cinayetlerinin önünü alamazsın.

Önemli olan, ülkedeki iklimdir.

Sosyal iklim…

Ekonomik iklim…

Dinsel iklim…

Ahlaksal iklim…

İnsanlarımıza önce “insan olmayı” öğretemedikten sonra, gerisi boş!

İşte bizim yapamadığımız bu!

Altlarına araba, ellerine akıllı telefon verdik…

Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında…

Havaları binbeşyüz…

Ama gelgelelim, “insanlık” kapılarına uğramamış.

Kadınları hâlâ “erkeğin malı” olarak görmeye devam ediyorlar.

Son söz:

Türkiye’de “Araplaştırma politikasına” son verilmezse, ülkemizdeki “yaşamsal iklim” değişmez ve biz daha uzun yıllar kadınların sorunlarını konuşmaya devam ederiz.

Ortada kutlanacak bir “gün” yok!

“Dünya kadınlar günü kutlu olsun” desek ne yazar, demesek ne yazar?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

ahmet - yine bakıp etmeden iktidara giydireceksiniz ya sallmışsınız, kadınların çalışma hayatındaki payı en çok akparti zamanında olmuş, En çok bayan veki Akparti de, bu iki veri bile yeterli, eskiden çok ağır cezalar vardı da akparti mi kaldırdı. Pervin Buldan'ın kadınlar gününü kutlayanlar ,kadınların çektikleri çileleri bilemezler.

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 08 Mart 14:42
01

Yamalık Gazeteci Senii - tanzer senin kadınlar üzerine yazacak kadar temiz olduğunu düşünen varmı hiç olmasa bu konuda sahtekarlığını bu köşede yazma zaten her zaman dediğim gibi önüne ne koyuyorlarsa onu buraya taşıyorsun yani taşörenlik neyse konuyu dağıtmayalım aylardan beri türkiyenin gündeminde olan chp deki taciz tecavüz darp bu konuda şantaj olayları galaksilerde ilk haber olurken sen hep kıldan yünden tiftikten lafontenden masallar yazıları ile üç maymunun banane hallerinde karalama çektin şimdi kalkmış kadınların haklarından lak laklama yapıyorsun aslında senin hanımının yerine olsam seni evede koymam sahtekarlığından dolayı birde dinsel eğitimden yazmışsın laik donsuz eğitime geçtikte uydular arası mekikmi dokuduk bak dinciler senin 90 senedir atalarının yapamadıklarını yapıyorlar bu işler heykellerle büstlerle olsaydı o kadar heykelci ülke varki onlar uçardı yani tam sahtekar iki yüzlüsün tanzer

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 08 Mart 11:13


Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?