Reklamı Kapat

Transfer yasağı ve büyük fotoğraf…

Transfer yasağı kalksın-kalkmasın tartışmaları arasında, transfer tahtası açıldı. Yasak kalktı, takım bambaşka bir havaya büründü. Eğer ‘başarı’ dediğiniz şey buysa, 2.Lig’e de yükseldi…

Başımız göğe mi erdi?..

Yoooo…

Yine milyonlarca borç, dipsiz bir kuyu daha ve yok olan milyonlarımız…

Hesap soracağınız kimseyi de bulamayacaksınız…

Hatta şu 4-5 ayda bile bizi borca sokanlar, yarın bir gün omuzlarda bu kulübe geri dönecek. Ben, transfer yasağını kalkmasına rağmen, Bursaspor gibi, Kocaeli çocuklarına güvenilmesini bekleyen, 34 yıldır bu yönde yazıları yazıp, arkasında duran belki de tek kişiyim…

Hâlâ da bu görüşümü sürdürüyorum…

İzmit’in çocuğu herkese yeter sözü lafta, bez afişlerde kalmamalı…

Uygulanmalı…

Tıpkı ‘Halkın Takımı’ deyip de, geleceğini ipotek ettiğimiz kulübümüzün bugünkü durumu gibi…

Birilerinin değil, gerçekten tüm halkın takımı olmalı…

Ama gerçek anlamıyla halkın takımı…

Tıpkı, 80’lerden önceki gibi…

O yılları yaşamayan bilmez elbette…

Ama anlamak lazım…

Maalesef Kocaelispor’un hafızası, sadece merhum Nasut Kayalı’nın bir kitabında kaldı…

***

Fotoğrafın geneline bakalım…

Kimse bu yönetimlere kızmasın!..

Eğer bu yönetim, transfer tahtasını açamasaydı, sokakta gezemezdi…

Biz kırk kişiyiz birbirimizi biliriz...

Kimse kıvırmasın…

Adamlar isteneni yaptı…

Biz değil miyiz, eski yöneticilere ‘Transferi açın heykelini dikeceğiz’ dedikten sonra transferi açtıkları için arkasına teneke bağlayıp, dalga geçen?..

Biz değil miyiz, Kocaelispor’u efsane hale getiren Sirmen ile her türlü riski göze alarak milyonlar aktaran Karaosmanoğlu’na, işimiz bittikten sonra her türlü hakareti yapanlar?..

Biz değil miyiz, orgeneral dediğimiz adamı üç günde onbaşılığa indiren…

Ayarımız yok, ayarımız…

Yukarıdaki tüm isimler, aslında halkın parasını kullandı…

Yani sizin bizim paramızı kullandı…

Bir günde efsane de yapmamalıydık, üç günde yerin dibine de geçirmemeliydik…

Çünkü Kocaelispor bu kentteki tüm kişilerden daha üsttedir…

Markadır…

Semboldür…

***

Ha, benim şahsi görüşüm şudur; 80 sonrasındaki dışı açılma ve kentin çocuklarını kenara itme politikasını hiçbir zaman içime sindiremem…

Merih Demiral…

Murat Alaçayır…

Hakan Arıkan…

Cihan Haspolatlı…

Müjdat Afşin…

Güvenç Kurtar…

Metin Tekin…

Yusuf Altıntaş…

Yaşar Altıntaş…

Bülent Baturman…

Kamil Tezer…

Mahir Danabay…

Sinan Kahraman…

Ve daha niceleri…

Uzaydan mı geldiler?..

Hayır…

Bu kentin ekmeğini yediler, suyunu içtiler, havasını kokladılar, Süper Lig efsanesi oldular…

Örnekleri daha da artırmak mümkün…

***

Pekalâ, şu anda milli takımlarda, Kocaeli dışına göç ettirdiğimiz bir çok oyuncu yıldız oldu veya hazırlanıyor…

Bunları biliyor musunuz?..

***

Başımızı kumdan çıkarmalıyız…

Rüyadan uyanmalıyız…

70-80 ruhunu yakalamalıyız…

Ferruh Duygu, Erol Köse, Hüseyin Kolaylı, İsmail Kalkandelen, Nezih Gündem, Savaş Vardoğan çizgisine geri gelmeliyiz…

Nasut Kayalı’yı unutmamalıyız…

Baç kavramını, Çukurbağ markasını, 1966’yı, 41’i, simidi, pişmaniyeyi, Körfezi baş tacı yapmalıyız…

Gitgide kendine yabancılaşan kentte, tutunacağımız tek dal haline gelen Kocaelispor’a sıkı sıkı sarılmalıyız…

Cumhuriyet ilanının yapıldığı bu kentte Atatürk’ün devrimi başlattığını unutmamalıyız…

Bununla gurur duymalıyız…

***

Rum ve Ermeni çeteleriyle Kolordu çevresindeki yaptığımız çatışmalarda bu kenti kurtarıp bize teslim edenleri unutmamalıyız…

Kent dışı hayranlığını artık bir kenara bırakmalıyız…

Şu anda zirveyi zorluyoruz, bunu kent dışı çocuklarla değil, öz be öz bu kentin çocuğu olan Burak Süleyman ile yapıyoruz…

Yıllardır takımın yükünü sırtlanan Kadir Öge, Hamza Mutlu, Murat Soner Başak’ın yüzüne bakamayacak duruma getirildik…

Unutmayın ki bu çocuklar, 2.Lig kapısından finalde sadece penaltılarla döndü…

Hem de transfer yasaklısı takımla…

***

(Not: 2 yıl önce yazdığım yazıdan esinlendim… İnanın değişen bir şey yok… Daha fazla borçtan ve dipsiz kuyudan başka)…

Kahramanlardan biri: Muhammet Erbay Cüre

Sağlık çalışanlarının yanı sıra bu zorlu yılda görev yapan cenaze hizmetlerindeki arkadaşları da yakından izledim üç gün boyuncu… Halamın cenazesi sırasında cenaze aracı şoförü gencecik pırıl pırıl bir delikanlı kız babasıyla beraberdik. Sohbet ettik. İşi zordu, Covid ortamında güde 2-3 cenaze taşıyor… Törenlere mecburen katılıyor. Hiç virüs kapmamış Allah’tan… Yeni evli, bir çocuğu var… Erenler’de oturuyor… Allah bağışlasın. Ona çok çok teşekkür ediyorum… Allah yardımcıları olsun dedim ve bol bol dua gönderdim… Siz de dua gönderin. En zor işlerden birini yapıyor…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Hükümetin aldığı Covid-19 tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?