Reklamı Kapat

Barzani’nin gerçek yüzünü nihayet gördünüz mü?

Sevgili okurlarım, Katoliklerin lideri Papa Francesco’nun Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni ziyareti, Barzani’nin gerçek yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya çıkardı.

“Barzani” derken, Barzani o bölgede bir kukla.

Emperyalist ülkelerin kuklası…

Emperyalist ülkeler yazıyor, Barzani oynuyor.

Eskiden aynı rolü “çift aktör” paylaşıyordu, Talabani vefat edince, Barzani tek kaldı, yükü arttı.

Her ne kadar bir süredir yönetimde resmi görevi olmasa da, bölgenin gerçek yönlendiricisi o.

Dikkat edin, ziyaret sırasında Papa’nın muhatap aldığı kişi Barzani idi.

Papa, Barzani’yi ziyarete gitti.

“BOP haritalı Papa pulu” olayı

Papa Francesco, Katoliklerin lideri olarak pek çok ülkeyi ziyaret ediyor.

Ama Kürdistan’a ziyaretinin “sıradan” değil, “farklı” bir anlamı var.

Kürdistan, Irak sınırları içinde bulunan özel bir “yönetim bölgesi”.

Emperyalist ABD’nin bölgede kurmak istediği “Büyük Kürdistan”ın çekirdeği.

Yıllardır besleyip büyütüyor…

Tabii hedeflerinde “Büyük Kürdistan”ı kurarken, komşu ülkeleri parçalamak var.

Suriye’nin işini bitirdiler, ister kabul edelim ister etmeyelim, Suriye’nin kuzeyinde de artık Kuzey Irak’takine benzer bir yönetim kurdular.

Şimdi hedeflerinde Türkiye ve İran var.

O “BOP haritalı Papa pulu” olayına bu açıdan bakmak lazım.

BOP, biliyorsunuz “Büyük Ortadoğu Projesi”.

ABD’nin Ortadoğu’da kurmak istediği siyasal yapının kısaltılmış adı…

Ve bu proje çerçevesinde ABD’nin bölge için çizdiği bir harita var.

Ülkemizi yakından ilgilendiren ve yıllardır sancısını çektiğimiz bir harita.

26 ili Türkiye’den koparmak istiyorlar

BOP haritasında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde bulunan 26 il, Kürdistan sınırları içinde gösteriliyor.

Hangi illerimiz bunlar?

GÜNEYDOĞU ANADOLU: Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Batman, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Kilis.

DOĞU ANADOLU: Ardahan, Kars, Iğdır, Erzurum, Ağrı, Van, Muş, Hakkari, Bitlis, Bingöl, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Malatya.

AKDENİZ BÖLGESİ: Kahramanmaraş, Hatay.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ: Sivas

Artık gizlisi saklısı yok, internete girin bakın, BOP haritasında yukarıda saydığım iller Kürdistan’da görünüyor.

Türkiye bugünlere adım adım nasıl geldi?

Sevgili okurlarım, tam yeri, Türkiye’yi bugünlere getiren o “BOP Raporu”nu bir kez daha köşeme alıyorum.

Türkiye bugünlere nasıl getirildi, hangi kurumlarımız ve hangi değerlerimiz BOP uğruna yerle bir edildi, birlikte anımsayalım.

Aşağıda okuyacağınız raporu, 12 yıl önce 8 Haziran 2009 tarihinde köşemde yazmış, “Gül Kokulu Tezek” adlı kitabıma da almıştım.

Raporla ilgili yazım şöyleydi:

“Toplantı yeri, Beyaz Saray… Konusu, Büyük Ortadoğu Projesi… Irak işgalinin 20.günü…

Toplantı, başkanın oval ofisinde yapılıyor. Toplantıya Başkan Yardımcısı Dick Cheney, güvenlik danışmanı, milli savunma bakanı, dışişleri bakanı, genelkurmay başkanı, merkez ordular komutanı ve CIA başkanı katılıyor.

Dick Cheney, önündeki düğmeye basarak yan odada bekleyen uzamanın içeri gelmesini söylüyor.

Uzman içeri giriyor ve “dünyayı şekillendirmek” amacıyla hazırladıkları raporu sunmaya başlıyor.

Raporun Türkiye bölümü şöyle:

BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi) kilit ülkeleri Türkiye ve İran’dır. Bu iki ülke ya bizimle olmalı, ya da çökertilmelidir. Türkiye’nin konumu ve olaylara bakışı ile İran’ınki birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle uygulanacak politikalar ve planlar da farklı olmalıdır.

Türkiye’ye karşı ekonomik destekli bir seri psikolojik operasyon uygulanarak halkın, özellikle Silahlı Kuvvetler’in direnişi kırılmalıdır. Türkiye’yi ekonomik olarak kriz sınırında tutarak siyasal isteklerimize hayır diyemeyecek bir noktaya getirmeliyiz.

Bu planlar uygulanırken PKK örgütü de etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Bu planların uygulanmasında çok önemli olan medya desteği için Türkiye’de yeterli altyapımız mevcuttur.

Türkiye’de küreselleşme ve ılımlı İslam modeli üzerinde çalışırken, Azerbaycan’da ve İran’da sosyal yapıya dönük milliyetçilik planları uygulanmalıdır.”

Rapor böyle.

Tane tane özetlersek, raporda ne deniyor? 

*Türkiye, ya bizimle olmalı ya da çökertilmelidir.

*Türkiye’ye karşı ekonomik destekli psikolojik operasyon yapılmalı, halkın ve Silahlı Kuvvetler’in direnci kırılmalıdır.

*Türkiye’ye karşı planlar uygulanırken PKK etkin bir şekilde kullanılmalıdır.

*Bu planların uygulanmasında çok önemli olan medya desteği için Türkiye’de yeterli altyapımız vardır. 

Bu rapor ne zaman hazırlanmış?

Nisan 2003’te…

ABD’nin Irak’ı işgali 21 Mart 2003 olduğuna ve BOP toplantısı da işgalden 20 gün sonra yapıldığına göre, toplantı tarihi 10 Nisan 2003…

Ben bu raporu köşemde hangi tarihte yayınlamışım?

8 Haziran 2009.

Bugün hangi tarihteyiz?

12 Mart 2021…

Şöyle geride bıraktığımız yıllara bir bakın!

Olup biteni, yaşadıklarımızı gözünüzün önüne bir getirin!

*ABD, yıllardır Türkiye’yi çökertmek için elinden geleni yapıyor mu?

Yapıyor…

*Türkiye’ye karşı ekonomik destekli psikolojik savaş uygulandı ve uygulanmaya devam ediyor mu?

Ediyor…

*Halkın direncini kırmak için çalışma yapıldı mı?

Yapıldı…

*Türk Silahlı Kuvvetleri’nin direnci kırıldı mı?

Kırıldı… Hem de çok kez. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla… Arkasından silahlı kuvvetlere FETÖ hainlerini yerleştirerek ve 15 Temmuz darbe girişimiyle.

*Türkiye’ye karşı planlar uygulanırken PKK etkin bir şekilde kullanıldı mı?

Kullanıldı… Kullanılmaya da devam ediliyor.

*Ya basın? Ne yazık ki bizim meslekteki kanı bozuklar da bu projede etkin bir şekilde kullanıldı.

Bütün bunların hepsini yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz.

Papa Kürdistan’a neden gitti, neden onuruna pul bastırıldı?

Gelelim bugüne…

Katoliklerin lideri Papa Francesco’nun ülkeleri ziyaretleri gayet normal.

Irak ziyaretini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

En nihayet Papa, aynı zamanda Vatikan Devlet Başkanı.

Mevcut Papa ve öncekiler, bugüne kadar 66 ülkeyi ziyaret etmiş.

Ancak Papa’nın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni ziyaretinin anlamı çok farklı.

İki yönden farklı…

Papa, buradaki konuşmasında ilginç bir ifade kullanıyor, diyor ki, “Kürdistan, bizim Vatikan Devleti olarak ziyaret ettiğimiz 67’inci ülke…”

Papa, bu ifadesiyle Kürdistan’a “meşruiyet”, yani “yasallık” kazandırıyor.

Kürdistan’ı ayrı bir devlet, ayrı bir ülke olarak kabul ediyor.

Papa onuruna “pul” bastırılması da öyle sıradan bir olay değil.

Çok önemli, amaçlı ve planlı bir olay.

Pul; “bayrak” gibi, “para” gibi, “milli marş” gibi bir “egemenlik” nişanıdır.

Bu nedenle pul basmak, ancak devletler tarafından gerçekleştirilebilir.

Pul, bir ülkenin bağımsızlığının ve siyasi egemenliğinin göstergesidir.

Pul basmak, dünyada “bağımsız devlet olma” hayali kuran her topluluğun düşlediği bir olaydır.

Bu nedenle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Papa’nın ziyaretini fırsat bilerek “pul” bastırması, dünyaya bir mesajdır.

“Bağımsız devlet olma” mesajı…

Tabii bu mesajda, kafalarına göre sınırlarını da ilan ediyorlar.

Pulun üzerine “BOP haritası”nı koymuşlar, “İşte bizim sınırlarımız” diyorlar.

Söylemek istediğim şu:

Papa’nın Kuzey Irak’ı ziyareti, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bu ziyaret nedeniyle Papa onuruna “pul” bastırması ve pulda “BOP haritası”nın da yer alması, öyle “tesadüf” olarak değerlendirilemez.

Olan biten, bal gibi emperyalizmin derin bir planlaması.

Ve bu planlamada Papa da devrede.

Ben böyle değerlendiriyorum.

Suçlu kim?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, döndü dolaştı kuruluşunun 100’üncü yılı yaklaşırken bir kez daha “Sevr kıskacına” sokuldu.

Emperyalizm ülkemizi ekonomik yönden teslim aldı, şimdi önümüze “siyasi fatura” koymaya hazırlanıyor.

Ortalık toz duman, göz gözü görmüyor, siyasiler “suçlu” avına başladı bile.

Gazetemizin birinci sayfasındaki fotoğraf karelerine baktınız mı?

Bakmadıysanız, yazıya ara verip o karelere bir bakın.

*Barzani, Süleyman Demirel ile.

*Barzani, Bülent Ecevit ile.

*Barzani, Turgut Özal ile.

*Barzani, Mesut Yılmaz ile.

*Barzani, Tansu Çiller ile.

*Barzani, Abdullah Gül ile.

*Barzani, Ahmet Davutoğlu ile.

*Barzani, Binali Yıldırım ile.

*Barzani, Recep Tayyip Erdoğan ile.

Yukarıdakiler, ülkemizi cumhurbaşkanı veya başbakan olarak yönetmiş isimler.

Demirel’den Erdoğan’a…

Hepsi, emperyalistlerle işbirliğine girerek bölgede “Kürt devleti” kurmak isteyen Barzani’ye kapılarını açmış, görüşmeler yapmış.

Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık yapıp da Barzani ile görüşmeyen iki isim var.

26.6.1996-30.6.1997 tarihleri arasında başbakanlık yapan Necmettin Erbakan ve 16.5.2000-28.8.2007 tarihleri arasında cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Ahmet Necdet Sezer.

Tabii başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmayan, ancak ülke yönetiminde söz sahibi olan diğer bazı siyasetçilerin Barzani ile ilişkilerini de araştırdık.

Örneğin Devlet Bahçeli’nin…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun…

Meral Akşener’in…

Bu üç ismin de Barzani ile ilişkisine rastlamadık.

Peki, Barzani ile görüşmek, fotoğraf vermek suç mu?

Elbette değil, ama geldiğimiz nokta ortada.

Türkiye, parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya.

İlişkiler iyi yönetilmemiş, hep taviz verilmiş.

Kimisi, Barzani ve Talabani’ye “Kırmızı Pasaport” vermiş (1992), her iki Kürt liderin dünya ile temas etmesini sağlamış.

Kimisi, referandum öncesi, Barzani’nin Türkiye’yi ziyaretinde (26 Şubat 2017), siyasi çıkar uğruna Kürdistan paçavrasını Türk Bayrağı ile birlikte yan yana göndere çekmiş.

Bayrak olayı eleştirilince, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu çıkmış, “Barzani bizim müttefikimizdir” diye açıklama yapmış.

Kimisi, “Barzani ile işbirliği yapıp PKK’yı bitirme” yalanına kanmış.

Yatmışlar kalkmışlar, Kuzey Irak’taki Kürt yönetimiyle ilgili “Kırmızı çizgimizdir” nutukları atmışlar, ama hiçbir zaman akıllı siyaset yapıp ülkemizin çıkarlarını kollamamışlar.

İşte geldiğimiz nokta ortada.

Eğer Barzani bugün “Papalı ve BOP haritalı pul basma” cüretini gösterebiliyorsa, gelinen bu nokta ülkemizi yönetenlerin eseridir.

Anlatmak istediğim bu.

Yazımı sonlandırmadan şunu da belirteyim.

Bizim 26 ilimizi de içine alan o “BOP haritası” yeni bir şey değil.

Habur Sınır Kapısı’ndan öbür tarafa geçin, sizi Zaho Sınır Kapısı’nda “Kürdistan’a hoş geldiniz” tabelası ve haritası karşılar.

O “BOP haritası”…

Kuzey Irak’ın her köşesinde, her binasında o haritayı görebilirsiniz.

Gizlileri, saklıları yok.

Yeni olan, o bölgeye Papa’nın gitmesi ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin “BOP haritalı Papa pulu” basması.

“Papa’nın ziyareti” ve “pul basımı”, bağımsız Kürt devletinin temeline atılan harçtır.

Emperyalist ülkeler, hemen güneyimizde bağımsız Kürt devleti kuruyorlar ve 26 şehrimizi o sözde yeni devletin içinde gösteriyorlar.

Ve bunu da “Papa ziyaretiyle” ve “pul basımıyla” dünyaya ilan ediyorlar.

Papa’yı da kullanarak Hıristiyan dünyasında kamuoyu oluşturuyorlar.

Böylesine önemli bir konuda ülkemizi yönetenlerin ve yönetme iddiasında olanların söyleyecek bir sözü, bir yaptırımı yok mu?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Oğuz Kaleli̇oğlu - Sn. Tanzer Bey,

Gazetenizdeki 12 Mart 2021 tarihli yazınızdan dolayı sizi kutluyorum. Halk ile Millet arasındaki en önemli fark; Milleti'n Milli Konularda hassasiyet taşımasıdır. Siz çok doğru bir tespitle bu hassasiyeti gösteriyor ve yazılarınızla ülkemizin parçalanma tehlikesine karşı toplumun dikkatini çekiyorsunuz. Ellerinize sağlık dileklerimle, selam ve Saygılar sunarım.

Dr. Oğuz KALELİOĞLU

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Mart 18:28


Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?