Reklamı Kapat

Kazanan Kim?

Malik bin Nebi, İslam tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Sıffin Savaşı ile ilgili olarak bu savaşta “dinin kaybettiğini, devletin kazandığını” belirtir.

Oldukça mühim bir değerlendirmedir bu.

Zira bu savaş esnasında, Hz. Ali’nin kazanacağını anlayan Muâviye’nin, danışmanı Amr b. Âs’ın tavsiyesi ve taraftarlarının vasıtasıyla, Kur’ân sayfalarını mızrakların ucuna takarak karşı tarafı “Kur’ân’nın hükmüne” çağırması, İslam tarihinde dini sembollerin siyasi hedefler uğruna adeta “enstrüman” olarak kullanılmasının belki de ilk ve önemli bir örneğini içerir.

Nitekim Hz. Ali’nin, “kendisiyle batıl kastedilen hak bir söz” olarak nitelediği bu davetin bir savaş hilesi olduğuna dair uyarılarına rağmen, bu teklifi kabule zorlanması neticesinde savaş bitmiş ama İslam dünyasında bitmeyen siyasi/dini çekişme ve bölünmelerin hız kazanmasına zemin kurulmuştur.

Bir başka ifadeyle siyasi bir düzen tesis edilmiş ancak siyasi ve dini ayrışmalara da sebebiyet verilmiştir.

Dolayısıyla belki birileri için “siyasi” bir kazanç söz konusu olmuş ama hem “din” hem de “siyaset” üzerinden bugüne kadar devam eden ayrılıklar da baş göstermiştir.

Öyle ki bugün Cihadi Selefilik olarak ifade edilen anlayış ve organizasyonların kökenini dahi bu savaşa dayandırmak mümkündür.

Ne kadar düşündürücü…

Olayın ele alınan ve alınabilecek birçok yönü var elbette.

Ancak benim açımdan hadiseden çıkarılan temel “ibret” odur ki:

“Dosdoğru” olmayı emreden (Hud, 112) bir kitabın hükmüne müracaatı, anlaşıldığı üzere bir “hile” vesilesi kılmak, bitmeyen bir fitnenin fitilinin ateşlenmesine vesile olmuştur.

Acaba Kur’an tarafından “çarpılmak” bu mudur?

Diye düşünürüm zaman zaman.

Neticede Kur’an’ı kişisel siyasi menfaatler için adeta bir “alet” haline getirmenin ve buna izin vermenin bedeli, “tevhid” dininin mensuplarının “nifak” içerisinde acı çekmeleri olmamış mı?

Üstelik o günden bu güne nifakın azalmasını bırakın çeşitlenmesi tecrübe edilmemiş mi?

İnancının temelinde “birlik” olan bir topluluk için bundan acı çarpılma olabilir mi?

Olamaz sanırım.

O nedenle dini “kullanmanın” ne kullanana ne de kullandırana bir fayda getirmediğini unutmamak lazım.

Unutmamak lazım ki Kur’an’ı elde taşımanın değil özde taşımanın marifet olduğunu idrak edelim…

Bunun hilafına davrananların izledikleri yolun yol olmadığını onlara gösterelim…

Aksi halde dini kullanmanın kazananı olmadığını tekrar tekrar tecrübe edeceğiz demektir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hükümetin aldığı Covid-19 tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?