Reklamı Kapat

“Andımız” a vurulan kelepçe

Sanırım, “çözüm süreci” günlerine geri dönüyoruz.

Hani resmi dairelerden “TC”lerin söküldüğü, okullarda “andımız”ın yasaklandığı, “Türk” demenin “ırkçılık” kabul edildiği, milliyetçiliğin ayaklar altına alındığı o günler var ya, bugünlerde o akıldışı günlerin ayak izlerini yeniden duyar gibi oluyorum.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, iki yıla yakın süredir görüşülmeyi bekleyen “Öğrenci Andı” dosyasını açtı ve aldığı kararla “öğrenci andı”na adeta kelepçe vurdu.

Şöyle oldu:

Milli Eğitim Bakanlığı, “çözüm süreci” günlerinde, PKK’nın da isteğine uyarak, okullarda öğrenci andının okunmasını yasaklamıştı.

Türk Eğitim-Sen, bunun üzerine “düzenlemenin iptali” istemiyle Danıştay’a dava açmıştı.

Danıştay 8.Dairesi de “öğrenci andını kaldıran yönetmelik hükmünü” iptal etti, ancak andımız okullarda yeniden okunmaya başlamadı.

Milli Eğitim Bakanlığı, “yürütmenin durdurulmasını” istedi, dosya iki yıla yakın süredir Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun gündemindeydi.

Kurul, 4’e karşı 11 oyla Danıştay 8.Dairesi’nin aldığı kararı bozdu.

Böylece “öğrenci andının okullarda okutulmaması” kesinleşmiş oldu.

Gelinen noktada tek bir yargı yolu kaldı; Anayasa Mahkemesi.

Anayasa Mahkemesi’nden nasıl bir sonuç çıkar, şimdiden kestirmek zor.

Andımızın o sözleri ve diğer ülkelerde öğrenci andı

“Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlayan “andımız”ın sözlerini bilirsiniz.

*1933’te, ilk söylenmeye başladığında, şöyleydi:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

*1972’de “ant metni” şu şekle getirildi:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk: açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene!”

*Ve 1997’de son şeklini aldı:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım, İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!”

İlkokulu 2013 yılından önce okuyup da, her sabah bu sözleri gururla söylemeyen var mı?

Öğrenci andı, benim bildiğim değişik şekillerde pek çok ülkede var.

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Filipinler, Hindistan, Singapur, Vietnam...

Amerika’da öğrenciler, anaokulundan 12.sınıfa kadar her sabah derse başlamadan önce sınıfta “bağlılık yemini” ederler.

Sıralarında ayağa kalkarlar, sağ ellerini kalplerinin üzerine koyarlar, ant içerler.

1892 yılından buyana, yani 129 yıldır…

“Bağlılık” yemini metni şöyle:

“Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına ve onun temsil ettiği cumhuriyete bağlılık yemini ediyorum. Tanrının gözetimde tek ve bölünmez bir millet, herkese özgürlük ve adalet.”

Meksika’da öğrenci andı:

“Meksika’nın bayrağı, kahramanlarımızın mirası, atalarımızın ve kardeşlerimizin birliğinin simgesi. Hayatlarımızı adadığımız anavatanımızı insancıl ve cömert bir bağımsız ülke yapan özgürlük ve adalet değerlerine sadık kalmak için ant içiyoruz.”

Filipinler’de öğrenci andı:

“Ben bir Filipinliyim. Filipinlerin bayrağına ve onun temsil ettiği ülkeye bağlılık andı içiyorum. Gurur, adalet ve özgürlüğün olduğu bir ulus için. Tanrı için. İnsanlar için. Doğa ve ülke için.”

Hindistan’da öğrenci andı:  “Hindistan benim ülkemdir. Tüm Hintliler benim kardeşlerimdir. Ülkemi severim ve onun zengin mirasından gurur duyarım. Her zaman buna değer olmaya çalışacağım. Ebeveynlerime, öğretmenlerime ve tüm yaşlılara saygı duyup herkese hürmet edeceğim. Ülkeme ve insanlarıma bağlılık yemini ediyorum. Onların mutluluğu ve refahı benim mutluluğumdur.”

Singapur’da öğrenci andı:

“Biz, Singapur vatandaşları, ırkımız, dilimiz ya da dinimiz ne olursa olsun, bir olmuş insanlar olarak adalete ve eşitliğe dayanan demokratik bir toplum yaratmak için ve aynı zamanda ulusumuzun mutluluğu, refahı ve ilerlemesi için ant içeriz.” 

Gördüğünüz gibi…

Ülkeler, çocuklarının “milli duygularını pekiştirmek” ve “vatanlarına bağlılıklarını artırmak” için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar.

Onlarda “öğrenci andı” hiç tartışılmıyor, aksine andın aksamadan söylenmesine özen gösteriliyor.

“Öğrenci andı” bizde neden yasaklandı

Türkiye’de “öğrenci andı”, 1933’ten 2013’e kadar kesintisiz tam 80 yıl tüm ilkokullarda uygulandı.

2013’te biliyorsunuz “çözüm süreci” başlatıldı, bu süreçte PKK’nın başı Abdullah Öcalan’ın en önemli isteklerinden birisi ilkokullardan “öğrenci andı”nın kaldırılmasıydı.

Ant, 8 Ekim 2013’te kaldırıldı.

Ve resmi belgelerde “kaldırılma gerekçesi” şöyle yer aldı:

“Soğuk savaş döneminde, kapalı toplumlarda, bir dönem öğrencilerde milli bilinç uyandırılması amacıyla toplu ve sözlü tekrarlara dayanan törensel uygulamalar söz konusu olmuştur. Günümüzde bu tür uygulamalar güncelliğini yitirirken, ileri demokrasilerde benzer uygulamaların terk edildiği gözlenmektedir. Öğrencilerde milli bilincin uyandırılmasına yönelik bu tür uygulamaların yararlı etkisi bulunmamaktadır.

İlkokullarda her sabah esas duruşta ant okunması uygulaması, pedagojik olarak da zararlı bulunmakta; öğretici olmayan, ezbere dayalı bu tip zorunlu tekrarların öğrencilerin zihinsel gelişimini olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır. Bu yüzden okullardaki Andımızın okunmasına yönetmelik değişikliğiyle son verdik.”

Evet, sonuçta, işin özeti olarak, ilkokullarımızda 80 yıl boyunca her sabah okunan “öğrenci andı”, AKP iktidarı tarafından çözüm sürecine kurban verildi.

Ve iktidar bu başarısını(!) 8 dilde bastırdığı kitapla bütün dünyaya duyurdu.

Akıllara durgunluk verecek bir olay yaşanmıştı.

Sonuçta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda alınan son kararla Abdullah Öcalan’ın isteği gecikmeli de olsa yerine getirilmiş oldu.

“Türküm” demek, siyasi bir tanımdır

Geldiğimiz noktaya bakın!

“Türküm” demek, “etnik, ırkçı, bölücü” bir sözcük olarak tanımlanıyor.

Oysa “Türküm”, egemenliğin siyasi bir tanımıdır.

Tıpkı Almanım, Fransızım, İtalyanım demesi gibi…

“Öğrenci andı”nın kaldırılmasıyla, Türk sözcüğü, Boşnak gibi, Tatar gibi “etnik” bir seviyeye indirilmek isteniyor.

Bu, Türk egemenliğine bir saldırıdır.

Cumhuriyetimizi yıkmak isteyenlerin bir tezgâhıdır.

Türkler, başka etnik yapılarla eşitlenemez.

“Türküm” demekten onur duymayanların, “Türküm” demekten utananların, bu ülkeyi yönetme hakkı yoktur.

Aslında “Türk” ve “Türk milleti” tanımını, anayasa ve Atatürk milliyetçiliği çerçevesinde ele almalıyız.

Anayasa’nın 66.maddesi, “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” der.

Türklüğü böyle tarif eder.

Yine Mustafa Kemal Atatürk’ün her fırsatta dile getirdiği “Türk milleti” tanımını da biliyorsunuz:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”

Atatürk milliyetçiliğinin özü budur.

Bu çerçeveden baktığımızda, “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesi, hiçbir etnik kökeni dışlamayan, aksine bütün etnik kökenleri kucaklayan bir kavramdır.

Cumhuriyet’in özüdür.

Bu kararın altında korkarım başka bir “hinlik” var.

Bu kararla, anayasamızın değiştirilemez maddelerinin değiştirilmesine zemin hazırlanıyor.

Şu halimize bakın!

Türkiye bunca sorun arasında işini gücünü bıraktı “özüne yapılan saldırılarla” uğraşıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Ahim - Ne güzel anlatmışsınız evet tamda bu "Türküm" egemenliğin siyasi tanımıdır. Kaleminize sağlık ah bu faşist kafalar ahh!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Mart 16:33
04

Ahmet Gülümser - yazar bey dün bütün haberlerde geçtiği gibi izmir b.belediyeside kabul edip gazeteci aygüne 18 günlük 238 bin tl lik eğitim adındaki ödemesi hakkında ne düşünüyorsunuz diğer masraflarda belediyeden miş

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 16 Mart 12:57
03

Cenk Cemil - Kanuni Sultan Süleyman düğünlerde yetenekli kişilerin gösteri yapmasını çok severmiş…

Yine bir gün, bir düğünde İstanbul'a Osmanlı ülkesindeki bütün cambazlar, ateş üfleyenler... Hepsi doluşmuş...

***

Kanuni, gösterileri zevk ile izlemiş... Bir adam varmış, dikiş iğnesini 5 metre uzağa koyuyor, dikiş ipini 5 metre uzaktan atıp iğnenin deliğinden geçiriyormuş…

***

Kanuni bunu görünce hayretler içerisinde kalmış: ‘‘ - Tesadüfen attı. Böyle bir şey mümkün değil, demiş.’’ Kanuni şaşkınlık içerisinde: ‘‘- Bir daha yap bakalım’’ demiş…

***

İkinci denemeyi ayakta seyreden Kanuni, katıla katıla gülmüş ve şu meşhur emrini vermiş:

“Bu adama 100 altın verin, 100 de sopa atın…”

***

Adam şaşkın…

***

Kanuni cevabını hemen vermiş: “100 altın maharetin için, helal olsun; 100 sopa da boş işler ile uğraştığın için. Bu da bana helal olsun…”

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mart 12:57
02

meydan - "öğretime dayalı olmayan bu tip zorunlu tekrarların öğrencilerin zihinsel gelişimini olumsuz etkilediği" açıklaması komik olmuş. o zaman biz dua de etmeyelim.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 16 Mart 08:27
01

Ziya - Ak mhp döneminde kaldırılan andımız.chp hep iktidarında geri gelecek tc.ler yeniden yazılacak ve yeni dönemde turkcuĺuk demek bölücülük sayilmayacal

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 15 Mart 22:12


Anket Hükümetin aldığı Covid-19 tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?