Dünkü Ziya Selçuk, bugünkü Ziya Selçuk

Prof. Dr. Ziya Selçuk…

Milli Eğitim Bakanı…

Göreve atandığında şaşırmıştım.

Hatta şaşkınlığımı belirten bir de yazı yazmıştım.

Eğitimin içindeydi, sorunları biliyordu ve yönetenleri eleştirmekten çekinmiyordu.

TV programlarında, sanki “muhalefet partisi sözcüsü” havasında konuşuyordu.

Ziya Selçuk, bakanlık koltuğuna oturduğunda, “Ne olacak şimdi? İktidarın eğitim politikası ile Ziya Selçuk’un görüşleri birbirine tamamen zıt” diye yazmıştım.

Hatta görüşlerinden örnekler de vermiştim.

*ÖĞRETMENLERE

“Öğretmen arkadaşlarım, benim şahsımda Milli Eğitim Bakanlığı’nın koridorlarında temsil edildiğini asla unutmamalı. Yaptığım her şey, öğretmene hürmet içindir.”

*GENÇLER HAYATA DEĞİL, SINAVA HAZIRLANIYORLAR

““Gençlik hayata değil, sınava hazırlanıyor. Hayatın istediği becerilerle sınavın istediği beceriler, birbirinden o kadar uzak ki! Üniversiteyi üstün başarıyla bitiren gençler, genellikle iş hayatında hayal kırıklıkları yaşıyor ve yaşatıyor. İşyerleri ne yazık ki mezun profilinden memnun değil. Çalışma hayatında haftada bir sınav yapılsa bu gençler eminim çok başarılı olur. Ama firmalar proje yaptırıyor, çözüm senaryoları istiyorlar. Bu hiç adil değil, fakat çıplak gerçek böyle.”

*GENÇLER NEYE ÖNEM VERMELİ

“Diploma almayı ikinci plana atsınlar, diploma artık herkeste var. Önemli olan alınan dersler değil, ders dışında öğrenciliği boyunca ne yaptığı. Şimdi size birkaç kelime söyleyeyim ne hissedeceksiniz; angarya, bedava çalışma, hizmetçilik, hamallık... Bu kelimelerin tamamı gençleri irrite ediyor. Oysa üniversitede daha öğrenciyken, gönüllü etkinliklerde, sosyal sorumluluk faaliyetlerinde, çok başarılı şirketlerde yıllarca angarya da olsa, hamallık da olsa çalışmalılar. Çünkü bu tür deneyimler hayatta lazım. Diploma bürokratik bir gereklilik!”

*DİPLOMA GEREKMESE, ÇOCUKLAR LİSEYE GİTMEZ

“Diploma olmazsa, öğrenciler üniversite sınavına başvuramıyor. Çocuklara desek ki, ‘Okula gitme zorunluluğu yok, üç yıl sonra sınava gir’. O liseye kaç çocuk gider? Açık liseye gidenlerin, kontrol altında tutulmasına rağmen sayıları gittikçe artıyor. Eğer çocuklar, okulun istediği şeyleri mecburen yapmak zorunda olmasaydı, o zaman direkt üniversitenin kendisinden beklediğine yatırım yapacaktı. Lise; çocuğun üniversitede başarılı olmasını engelleyen bir işlev görüyor. Yükseköğrenimin beklediğiyle sınavın gerektirdiği beceriler örtüşmüyor. Üniversiteler gün geçtikçe kendilerine daha zayıf öğrenci gelmesinden şikâyet ediyor. Çocuklar genel olarak soru çözmekle, sınava odaklanmakla meşgul olduğundan, genel becerilerinde gecikme oluyor. Temel matematiği bile sınav temelli öğrendikleri için üniversitenin temel matematiğini anlamıyorlar. Çocuklar, hızlı soru çözmeye odaklanıp, kalıpları ezberlemeye dayalı matematiksel işlem becerisine öncelik veriyor. Anlam temelli matematikle işlem temelli matematik farklı… Çocuklar da üniversite sınavının hıza dayalı yaklaşımı yüzünden işlem temelli matematikle uğraşıyor.”

*KOLEKTİF TOPLUM-BİREYCİ TOPLUM

“... kolektif toplumlar var, bireyci toplumlar var. Bizim toplum daha çok kolektif toplum, batı toplumu ise bireyci toplum olarak algılanıyor. Bu fotoğraflar binlerce deneye Doğu Asya'dan, Avrupa'dan, Amerika'ya birçok deneye gösteriliyor. Sizce bu iki fotoğraf arasında ne fark vardır? Ne dikkatinizi çekiyor? diye sorulduğunda kolektif toplumdaki insanların cevaplarıyla, bireyci toplumların cevapları arasında çok net, çok bariz bir farklılık ortaya çıkıyor. Bireyci toplumlar daha çözümleyici, daha nesneye yönelik, öndeki nesnelere daha çok bakıyorlar, uçağın pencere sayısı gibi. Çok parçacı bakıyorlar. Ama kolektif toplumlar çözümleyici değil bütünsel bakıyor, nesneye yönelmiyor, alana yöneliyor, arka plana yöneliyor. Pencere sayısı yerine iki kule arasındaki farka bakıyor. Çok bağlantıcı yani özellikle Budizm gibi, tasavvuf gibi bağlantının çok önemli olduğu doğu toplumları açısından bunun olağan olduğunu söylüyorlar.”

Dünkü, yani Temmuz 2018’de Milli Eğitim Bakanlığı’na atanmadan önceki Ziya Selçuk buydu.

Ve bugünkü Ziya Selçuk

*********

İki yılı aşkın süredir Ziya Selçuk’u izliyoruz.

Sonuç, hüsran!

“Dünkü Ziya Selçuk” gitti, bambaşka bir Ziya Selçuk geldi.

Bugünkü Ziya Selçuk, güce tapan, koltuğuna tutsak olmuş bir Ziya Selçuk.

AKP, Ziya Selçuk’u vitrine koydu, bildiğini okuyor.

Eski eğitim politikaları neyse, aynen devam ediyor.

Hatta eğitim, bilimden uzaklaşıp daha da dindarlaştı.

Çok geçmedi, Ziya Selçuk koltuğa otururken kamuoyunun kendisine açtığı krediyi çoktan yedi bitirdi.

O artık AKP’nin “dindar ve kindar nesil yetiştirme” politikasını harfiyen uygulayan bir bakan.

Hangi birini yazayım, o kadar çok falsosu var ki!

Hatırlayın…

Rehber öğretmenlere dağıtılan “kılavuz kitap” olayı.

“Başı açık” ve “başı kapalı” sembolleri üzerinden toplumun ayrıştırılması…

Hem de ne ayrıştırma!

Tam bir deli saçması!

Tam bir skandal!

“Başı açık” kadınlara karşı başlatılan bir linç kampanyasıydı.

Yenilir yutulur tarafı yoktu.

Kitapta; çocuklarına kötü davranan kadınlar “başı açık”, çocuklarına şefkatli ve sevecen yaklaşan kadınlar ise “başı kapalı” olarak resmedilmişti.

Özetle…

“Başı açıklar kötü kadın, başı kapalılar iyi kadın” algısı yaratılmak isteniyordu.

Hedefleri buydu.

Adım adım, “toplumsal dönüşümü” tamamlıyorlardı.

Adım adım, “dindar ve kindar nesil yetiştirme” projesini uyguluyorlardı.

Her fırsatta topluma “kin ve nefret tohumları” ekiyorlardı

Zihniyetleri buydu.

Hedeflerinden bir santim geri adım atmıyorlardı.

Yol yürürken, bazı safları yanlarına alıp “vitrin süsü” olarak kullanıyorlardı.

Ziya Selçuk da bunlardan biriydi.

Ziya Selçuk’un koltuğa tutsaklığı devam etti

******

Her bir olayı tek tek yazmaya kalksam sayfalar alır.

En son “andımız” olayı…

İktidar; 2013 yılında, “açılım süreci” havası içinde PKK’nın isteğini yerine getirmek için yönetmelikte değişiklik yaptı ve okullarda “Öğrenci andı”nı yasakladı.

Öğrenciler, “Ne mutlu Türküm diyene” diye biten andı artık okuyamıyorlardı.

İlgili eğitim sendikası Danıştay’a dava açtı, Danıştay 8.Dairesi Milli Eğitim Bakanlığı’nın yasak kararını kaldırdı.

Böylece ilkokullarda “andımız”ın okunmasının önü açılmış oldu.

Ancaaakkk…

Milli Eğitim Bakanlığı, Danıştay’ın bu olumlu kararını hemen uygulamadı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde itirazda bulundu, kararın bozulmasını istedi.

İtiraz tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda kim oturuyordu dersiniz?

Ziya Selçuk…

Başka söze gerek var mı?

Ve sonunda bildiğiniz gibi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu geçenlerde 8.Daire’nin kararını bozdu.

Yani “andımızın yasaklılığı” devam ediyor.

Bakan Ziya Selçuk sayesinde…

“Andımıza” sahip çıkmadı.

Artık o da “Türküm” demekten korkanlar safında.

Gücün tutsağı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Erol Demirbek - patron , yani kaybedecek iş yerleri vs. değeri şeyleri olanlar . çok yetenekli bile olsalar kaybetme korkusu ile bildikleri iyi şeyleri uygulayamazlar ülkemizdeki bakanların çoğu böyle olduğu için seçiliyor sanırım. sağlık bakanı hastaneler sahibi , meb. dersaneler okullar sahibi, turizm bakanı oteller sahibi bazılarının da ailesinden filan , siyasi geçmişleri olup bağlılıkları var olabilir .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mart 17:01
01

Mehmet - İlk defa öğretmen olan ve öğretmene değer veren bir bakan oturuyor o koltukta ama sizin gibi bir sürü insan sayın bakanı indirip yine eskisi gibi eğitimin E'sinden anlamayanların gelmesini istiyor. O kadar çok falso demişsiniz 2 tane ki başkalarının daha önce yaptığı hatalardan bahsetmişsiniz. Peki yaptığı iyi şeyleri de yazın bakalım kaç sayfa yazı çıkacak.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 17 Mart 14:17


Anket İzmit Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?