Reklamı Kapat

Çanakkale Savaşı’nın perde arkası…

Öncelikle, altını çizerek belirtelim;

Savaşlara siyasi irade karar verir, bedelini halk öder!”

Kurtuluş Savaşları dışında tüm savaşların temel özelliği budur!

Her savaşın görünen ve görünmeyen nedenleri vardır.

Savaşa giden uzun ince bir yoldur!

Bu yolu döşeyenler ise, EKONOMİK ÇIKAR HESAPLARI yapan, perde gerisindeki çıkar gruplarıdır.

Önce şu soruyu sormak gerek;

Osmanlı, ekonomik ve siyasal açıdan çöküş dönemini yaşarken, emperyalist bir “paylaşım savaşında” ne işi vardı?

Ülke, dış borçlarını ödeyemediği için, yabancılar İstanbul’a gelmişler, alacaklarını tahsil için “Duyun-u Umumiye İdaresi” ile devletin tüm gelirlerine ve işletmelerine el koymuşlar, kamu işletmelerini yabancı şirketler arasında paylaştırmışlardı.

Böyle bir “ekonomik ve siyasal çöküş” döneminde dünya savaşına girmenin anlamı ve amacı neydi?

Alman Emperyalizmi ile kucaklaşmak!

Avrupa’da “ulusal birliğini” en geç sağlayan ve emperyalist eyleme en geç giren Almanya oldu.

İngiltere, Fransa, İtalya gibi ülkelerin yanı sıra, Almanya’nın da petrol yatağı ORTADOĞU’da çıkar hesapları vardı.

İngiltere başta olmak üzere diğer emperyalist ülkeler Osmanlı’nın ümüğünü sıkmışlar, büyük toprak kayıplarına uğratmışlar ve “üretim ekonomisinden yoksun” Osmanlı’yı çok yönlü sömürmüşlerdi.

Almanya, Osmanlı’ya “DOST” maskesiyle yaklaştı.

Öncelikle, Osmanlı ordusunu modernleştirme ve eğitme görevini üstlendiler ve üst düzey komutanlar gönderdiler. Goltz Paşa, Liman von Sanders gibi. Bu paşalar, aynı zamanda “KRUPPS” gibi Alman silah sanayisinin komisyoncularıydılar! Osmanlı ordusunu modern silahlarla donatmayı önerdiler! Kaynak yoktu ama Alman Deustche Bank, kredi vermeye hazırdı!

Ordu, Alman silahlarıyla donatıldı.

Almanların, Osmanlı topraklarındaki maden kaynakları ile Ortadoğu’ya ulaşmalarının en büyük zokası ise “Bağdat Demiryolu Projesi” oldu! Tıpkı bugünkü “Otoyol, köprü, tünel, havaalanı ve Şehir Hastaneleri” inşaatlarında olduğu gibi, büyük iddiaların ve ağır bir borçlanmanın örneği, “ÇILGIN”” bir projeydi!

Padişah 2. Abdülhamit için “kutsal mekanlara ulaşım” ve İslam coğrafyasında güç gösterisiydi!

Almanlar, demiryolu hattının geçtiği yerlerin çevresinde maden ve petrol arama ve demiryollarını işletme imtiyazını almışlardı!

İşte, bu koşullarda “dost ve müttefik!” Almanya’nın yanında dünya paylaşım savaşına katılmak farz olmuştu!

Çanakkale Geçilmez…

Büyük Britanya (İngiltere)’nin başı çektiği, Fransa, Çarlık Rusya’sı, İtalya, Yunanistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Sırbistan, Belçika’nın da yer aldığı “İtilaf Devletleri” zor duruma düşen Rusya’ya silah, mühimmat ve gıda desteği ulaştırmak istiyorlardı. Bu nedenle Çanakkale ve İstanbul boğazlarını geçerek Karadeniz üzerinden ulaşmak zorundaydılar. İşte, Çanakkale Savaşları’nın en büyük nedeni budur.

Ancak, Osmanlı güçlerinin müthiş direnişi ve özellikle Mustafa Kemal’in üstün komutanlığı ve isimli isimsiz kahramanların büyük çabalarıyla Çanakkale geçilememiştir.

Her ne kadar Hüseyin Çelik gibi siyasetçilerin; “Çanakkale’de bal gibi yenildik!” iddialarına rağmen, o günün koşullarında Çanakkale tartışmasız bir zafer örneğidir.

Bu savaşın hemen ardından, boğazlardan sessizce geçen iki Alman zırhlısı Geoben ve Braslau, İstanbul’da yalnızca Osmanlı bayrağı çekerek Karadeniz’de yol almış ve Sivastopol’u bombaya tutmuş, Rusya’nın çöküşünü hızlandırmıştır!

Daha sonra 1917’de Rusya’da yaşanan “Bolşevik Devrimi” nin gerçekleşmesinde Çanakkale Zaferi’nin büyük rolü vardır!

Çanakkale Savaşı, ulusumuza Mustafa Kemal gibi, bütün dünyanın saygı duyduğu “bir komutan ve devrimci bir lideri” kazandırmıştır.

Çanakkale Savaşı’nın gerçek kazanımı…

Çanakkale Savaşı, tarihçilerin ve resmi belgelerin ışığında bir “zafer” olmasına karşın, Almanya’nın yenilgisi, Osmanlı’yı da devirmiştir. Osmanlı’ya dayatılan SEVR Antlaşması ile, kalan son topraklar da emperyalistler tarafından paylaşılmış ve işgal edilmiştir.

Yunan orduları İzmir’e çıkmış, Ege ve Marmara’da yayılmaya başlamış. Çanakkale’de komutanlık yeteneğini kanıtlayan Mustafa Kemal, O’nunla aynı yurt sevgisini taşıyan ve ölümü göze alabilen arkadaşları Anadolu halkı ile elele, yürek yüreğe vererek bir Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanı kazanmış ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni kurmuşlardır.

Tarih, “masal” değildir!

Tarihsel olaylar çok yönlü ve gerçek belgelerle incelenmeli ve toplum yalanlarla aldatılmamalıdır!

Kimi “siyaset maskaraları” Kurtuluş Savaşı’nın bir yalan olduğunu, şehit mezarlarının düzmece olduğunu” iddia edebilecek kadar alçalmışlardır!

Anadolu topraklarında yaşayan bu halkın her ilden, ilçeden Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda yitirdiği insanlar vardır.

İzmit’in önce İngiliz, sonra da Yunan askerlerince işgalinin tanığı büyüklerimizin anlattıkları olaylar kuşaklar boyu belleklere kazınmış, tarih kitaplarında yerini almıştır.

Alınacak ders nettir; “Emperyalist güçlere sırtını dayayarak ülkenize onurla hizmet veremezsiniz! Tarih, emperyalist kuklaları ile doludur!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Saygi - savasa girmemek gibi bir lüksümüz yoktu. ingiltere ve fransa ile anlasmaya calisildi. tabii ki olmadi... ittihatcilarin hicbir cilgin projeleri yoktu. gercekciydiler, ne yaptilarsa vatani korumak icin yaptilar ve basardilar da diyebiliriz. 1nci dunya savasinda yada herhangi bir savasta savasacak silahimiz yoktu cunku demir dokemiyorduk.bütün silahimiz almanyadan geliyordu. yenilmemiz bulgaristaniin isgali ile almanyadan trenle silah muhimmat vb kesilmesi ile oldu. o zaman icin alinabilecek en iyi kararlari verdiler sayelerinde ülkemizde yasiyoruz. elestirelim ama gercekleri de bilelim. kimse durduk yerde cilgin savasa girmez emin olun..bu ülkenin insani o kadar boş degil.. o gunun kahraman liderleri yataklarinda ölmedi. kimini ruslar kimilerini ermeniler alcakca kalleşce haince sinsice katlettiler...kahraman şehitlerimizin hatiralarina saygi duymak yapabilecegimiz en küçük hizmet.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 21 Mart 19:33
01

Seçkin Karan - General Liman Von sanders in yönettiği Çanakkale savaşında Mustafa Kemalin rütbesi Albaydır. Bir genaeral dumurken bu savaşın bir Albay tarafından yönetilip zaferin bu şekilde kazanıldığını mı iddia ediyorsunuz?. Sanırım general ile Albay arasındaki rütbe mevki ve emri verme üstünlüğünün kimde olduğunu bilmiyorsunuz ya da milletin zekâsı ile Alay ediyorsunuz. sokaktan geçen adam dahi bir savaşın Albay değil general tarafından yönetildiğini, Albayın ise alt kademlerde kedisine verilen emri yerien getirdiğini bilir. 1930 yılların genel Kurmay Başkanlığı kitaplarında dahi bu anlattığınız astların üstlere rağmen efsane vari savaş kazanmayı olayı yok. Şehri efsaneleri uydurup sonra da kendiniz inanıyorsunuz.

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 17 Mart 22:46


Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?