Reklamı Kapat

Kendini kurtarmak…

Yurt dışında başarılı olan insanlarımızı duyduğumda içimi tatlı bir hüzün kaplar.

Hem “tatlı”, hem de “hüzün”. İki ters duygu.

Bu zıtlaşmayı doğuran beyin göçüdür.

Geliştirilmesi ve ülkesine hizmet için görev almaları mümkün olan parlak beyinlerin, belli bir aşamada yetiştirilerek başka ülkelere kaptırılması, oranın daha da güçlenmesini sağlayacak bir armağandır bu.

O insanlarımız ki göç ettikleri yerlerde, ülke insanlarının ulaşamadıkları başarılara erişirler. Çeşitli örneklerini övünerek, neredeyse her gün izliyoruz.

Beyin göçü o nedenle beni hüzünle mutluluk arasında tumturaklı bir duygu içinde bocalatır.

Üzüntü verici bu durumun nedenleri bellidir.

Fırsat eşitsizliği, devletin bu konudaki yanlış ve sık değişen politikası, liyakata önem verilmemesi, alt yapı noksanlığı, siyasal eğilimlerin zararlı müdahaleleri, bilimi geliştirecek özerkliği üniversitelere tanınmaması ve temelde demokrasi yetersizliği başarısız tabloyu yaratmaktadır.

Tüm bu aksaklıklara rağmen, yabancı ülkelere alt yapısına imkanımız olduğunca para ve emek harcayarak yetiştirdiğimiz insan gücümüzü, kendimiz verim alamadan “buyur sen yararlan” diye yabancılara ikram ediyoruz.

Son yıllarda içinde bulunduğumuz, sosyal ve ekonomik buhranlar nedeniyle gençlerimizin gözü dış ülkelerde. Büyük bölümü işsiz, hala ana-baba eline bakmanın sıkıntısı ve ezikliği içinde. Üniversitelerimiz sayısal olarak çoğalsa da eğitimin kalitesizliği nedeniyle, diplomalı olanlar da üretimde tercih edilmiyor. Liselerin “hiçbir işe yaramazlık” rüzgarı üniversitelerimizde de esiyor.

İşe alımlarda siyasi faktörlerin acımasızca kullanılması, gençlerin devlete ve yaşadığı ülkeye olan inancını tüketiyor.

Bilim için özerklik gerekliliği çoktan raftan kalkmış durumda. Gelişmek için kabına sığmayan genç kafalar, dar kalıplar ve doğmalar gölgesinde sığınacak bir aydınlık yer bulamıyorlar.

O zaman gözler gelişmiş ülkelere çevriliyor. Çünkü biliyorlar ki orada kayırma, “hamili kart” yok... Gelişmek için önüne her türlü olanak konuluyor.

Bu durumda çocukluğu ergenliğe ulaştığı sürece aynı atmosferi soluyan gençlerimiz, geleceği de göremedikleri için tercihlerini “yurt dışına kapağı atmakta” buluyor.

Gençleri bu bakımdan yerden göğe kadar haklı buluyorum.

Genç bir insanın kariyer sahibi olmak, yuva kurmak, iyi bir yaşama uzanmak için hayal bile kuramaması kadar kötü bir şey var mı?

Son yıllarda içimi acıtan yurt dışı tercihi ile başka bir konu var. Bu daha, çok imkanı olan ailelerde görünen bir durum.

Anneler, babalar özel olanaklarla yetiştirdikleri çocuklarını yurt dışına yollamak için can atıyorlar. “Aman kapağı dışarı atsın da kurtulsun, kendini kurtarsın” diyorlar. Nedenleri belli. Ülkede varsıl insanların bile bugünkü sosyal ve siyasal koşullara dayanma gücünün kalmaması. Evlatlarının yaşamlarında bu ülkede mutsuz, umutsuz olmaları tehlikesi. Sanıyorlar ki yurt dışına gittiklerinde maddi- manevi bakımdan çok mutlu bir yaşama kavuşacaklar.

Böyle olmadığını çok örneklerle görüyoruz. Her an ikinci, hatta üçüncü sınıf muamelesi görmenin sıkıntısı, dünyada değişen politik dalgaların yarattığı itilmişlik sorunu, değişik gelenek ve göreneklerle, farklı esen rüzgarla karşılaşması… Vatandaki ana baba, akraba özlemleri, yabancı evliliklerin getirdiği kargaşalar… Ve hiçbir kişinin, hiçbir biçimde yüreğinden uzaklaştıramayacağı “VATAN ÖZLEMİ”…

Elbet gidenlerin içinde başarıya ulaşıp, takdir görenler, el üstünde tutulanlar oluyor. Çok iyi koşullara ulaşmışların bile bu güçlü özlem nedeniyle, her birinin içinde bir kara delik var! Bunu görüyor, duyuyor ve inanıyorum.

Geçimini yurt dışında arayan ve bunu gerçekleştirenleri emekçileri de izliyorum. Bazılarının gittikleri yerde aile geleneklerini başarı ile sürdürdüklerini, ulusal ve dini bayramlarımızı coşku ile kutladıklarını görüyorum. Bu aileler bulundukları ülkelere uyum sağlarken, kendi köklerini hiçbir zaman unutmuyorlar. Varlıklarını örgütleşerek tazeliyorlar. Onların da akılları, fikirleri ülkelerinde. Olumsuzluklar onları da çok üzüyor. Bir de bulundukları ülke ile kıyaslamalarında aradaki büyük fark, onları derinden yaralıyor. Bu tür insanlara büyük saygı ve sevgi duyuyorum.

Bunun aksi de var. Yabancı ülkeye uyum sağlamayan, dil sorununu bir türlü aşamayan, bulundukları yerde ülkemizdeki alışılmış hayatlarını yaşamaya çalışıp, toplumda diken gibi kalan, mutsuz insanlar.

Bu ülke yurt dışındaki gelişmişliği vatan topraklarına taşımak için çok fedakarlık yapmış, çok para harcamıştır. Büyük Atatürk her konuda olduğu gibi bunda da büyük devrim yapmış, yetenekli gençleri yurt dışına eğitime gönderirken “sizi kıvılcım olarak gönderiyorum, vatana ateş olarak dönün ” diyerek izlenecek yolu göstermiştir. Türkiye’nin cumhuriyet döneminde her bakımdan gelişmesini sağlayan en önemli etkenlerin başında bu insanlar gelir.

Dileğim odur ki, yurt dışına “kendini kurtarmak” için giden gençlerimiz bile, yurtlarına birer ateş olarak dönsünler. Çünkü bu vatanda doğan herkesin, kendi topraklarına, bayrağına, vatandaşlarına büyük borcu vardır. Yoksa Kurtuluş Savaşı’mızda dedelerimiz, babalarımız boşuna mı zamansız toprağa düştüler? Ülkemizin beğenilmeyen, onaylanmayan gidişini önlemek kime düşer? Yanlış düşünen ailelerin aklı başlarını toplamalarını dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Damla Uğuzluoğlu - Adnan Bey, bunları birebir hisseden, gözlemleyen, buna isyan eden, bu göçü tersine çevirmeyi ilke edinmiş bir genç tanıyorum - hem de çok yakınınızda... Bu konuda onun kendi jenerasyonumdan daha başarılı olacağına inancım sonsuz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Mart 20:20


Anket Hükümetin aldığı Covid-19 tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?