Reklamı Kapat

Yasalar ve yasaklar, vatandaş için mi?

AKP’nin büyük kongresinde bir kez daha gördük.

Türkiye’de yasalar ve yasaklar; yönetilenler için, yani vatandaşlar için çıkarılıyor.

“Yönetenlere” işlemiyor…

Onlar “keyiflerince” yaşıyorlar.

Sabah akşam “maske-mesafe” tekerlemesini ağızlarından düşürmüyorlar, ama kendileri bu kuralın kenarından dahi geçmiyor.

Vatandaşa “cefa”, kendilerine “sefa”!

Türkiye ne yazık ki, böylesine gülünç bir durumda.

“İlkellik terazisi”nde tartılsak, herhalde kantarın topuzu tepeye vurur.

Kural koyanların, kanun çıkaranların, kendi koydukları kurallara ve çıkardıkları kanunlara uymadıkları bir başka ülke var mı acaba?

Bakar mısınız, devleti ne hale getirdik.

“Hukuk devleti”nin basit bir tanımı vardır:

Bir ülkede kanun ve kural koyucular, koydukları kural ve kanunlara önce kendileri uymuyorlarsa, o devlet “hukuk devleti” değildir.

Ben kural koyuyorum, ama bu kurala ben uymayacağım sen uyacaksın!

Böyle bir saçmalık olur mu?

Türkiye’yi yönetenlerin bu “kural-kanun tanımaz” tavırları bakalım ülkemizin başına daha ne işler açacak?

Sağlıkçılar pandemi ile mücadele için gecelerini gündüzlerine katıyorlar, AKP’liler “nanik yaparcasına” lebalep kongre düzenliyorlar.

Yazık değil mi sağlıkçılarımıza?

Yazık değil mi, eve tıktığınız 65 yaş üstü vatandaşlara?

Yazık değil mi, maske-mesafe kuralına uymadıkları için ceza kestiğiniz yüzbinlerce vatandaşa?

Biz bu kadar mıyız?

Bizim aklımız fikrimiz bu kadar mı?

Bu vatandaş size öfkelenmesin de ne yapsın?

“Ben hâlâ güçlüyüm” kongresi

“AKP Büyük Kongresi” ile ilgili başka neler söylenebilir?

Türkiye öyle bir noktaya geldi ki, ortada artık AKP diye bir parti yok.

AKP’de yönetime şu şu isimler girmiş, şu şu isimler çıkmış bunun da hiç ama hiç önemi yok.

Hatta bakanlık makamlarında, hatta ve hatta genel müdürlük makamlarında kimlerin oturduğu da önemli değil.

Varsa yoksa bir kişi var ortada.

Recep Tayyip Erdoğan…

Parti de o, devlet de o, Türkiye de o!

Büyük kongre de, o tek kişinin “Ben hâlâ güçlüyüm” kongresiydi.

Güç gösterisi yaptı.

Hem de halkın sağlığını hiçe sayarak.

Parayla özgürlük arayan Türkler

Bir arkadaşım anlattı.

Bugünlerde en iyi iş yapan danışmanlık firmaları, “yurt dışına kapağı atmak isteyen Türklere hizmet veren” firmalarmış.

Dolup taşıyormuş.

Yurt dışına kaçışın nedeni, malum.

Ülkemizde son yıllarda yaratılan siyasal iklim.

İnsanlar, “nefes almakta” güçlük çekiyorlar.

Özgürlük istiyorlar.

Rahat, güven içinde yaşamak istiyorlar.

Paraları var, huzurları yok.

O nedenle parayla özgürlük arıyorlar.

Türkiye’nin bu durumu, artık yabancı gazetelerde de sıkça haber olmaya başladı.

Geçenlerde Almanya’nın “Der Tagesspiegel” Gazetesi “Her iki Türk’ten biri yurt dışına gitmek istiyor” diye başlık attı.

Öyle “kulaktan dolma” değil, bir “araştırma” haberi.

Diğer ülkelerin gazetelerine bakın, benzer haberler görürsünüz.

İnternet sitelerine girin, yurt dışına gitmek isteyenlere hizmet veren firmaların tanıtım reklamlarıyla dolu.

Son zamanlarda en fazla ilgi duyulan ülke de Malta.

Malta, Akdeniz’in ortasında 600 bin nüfuslu küçük bir ada devleti.

Ama en büyük özelliği, AB üyesi olması.

Malta vatandaşı iseniz hemen hemen dünyanın her ülkesine vizesiz girebilirsiniz.

Zenginlerimiz bugünlerde “Malta vatandaşlığına” kapağı atıyor.

Koşulları şöyle:

*Kişi başına 650 bin dolar yatıracaksınız. Eş ve çocuklar da bu parayı ödemek zorunda.

*Ayrıca Malta’da 350 bin Euro değerinde taşınmaz mal satın alacaksınız.

*Ayrıca yine kişi başına 150 bin Euro tutarında devlet tahvili alacaksınız.

Nasıl ama?

Normal vatandaşlar için ulaşılmaz tutarlar.

Parası olanlar için de “sudan ucuz”!

Her neyse, geldiğimiz noktada şu soruyu kendi kendimize sormak durumundayız.

Bir insan; huzurlu, mutlu, çalışıp para kazandığı, geleceğini güvende gördüğü, çocuklarına istikbal sağlayabileceği bir ülkeden ayrılmak ister mi?

İstemez.

Demek Türkiye’den kaçışın bir nedeni var.

*Ekonomik kriz.

*Adaletsizlik, hukuksuzluk.

*Yasa ve anayasanın sürekli çiğnenmesi.

*Yolsuzluk.

*Rejimin tehdit altında olması.

*Gelecek endişesi.

*İnsan haklarının sürekli tehdit altında olması.

*Özgürlüklerin kısıtlanması.

Böyle bir ülkede yaşamayı kim ister?

Eli mecbur olanlar kalıyor, hali vakti yerinde olanlar, ya gitti, ya da gidiş yollarını araştırıyor.

Bu gidişe “dur” diyen de yok.

Sıkça kullanıyorum, bir kez daha yazayım:

Kendimize ve ülkemize yazık ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

kibarcik - reısın her hayırlkı ıcraatısenıvb lerınızın karnını şişiriyorya ohhhh neguşzel veselam

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 29 Mart 15:09


Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?