Reklamı Kapat

Kar yağarken karpuz yeme keyfi

Bugünlerde sosyal medya yıkılıyor.

*Kar yağarken karpuz keyfi yaptılar…

*Kar yağarken karpuz kestiler…

Tabii kestikleri karpuz, İran karpuzu.

İran’dan Dolarla ithal edilen karpuz…

Her yıl bu aylarda Türkiye piyasasına girer, “Yılın ilk karpuzunu yedim” havası atmak isteyenler tarafından kapışılır.

Başka işlere de yarıyor.

Hatırlar mısınız?

Bir defasında İzmit’te nisanın ilk günlerinde “Doğu Marmara Milli Tarım Fuarı” açılışı yapılıyordu da, pek sayın protokol açılış şerefine “İran karpuzu” kesme komikliğine düşmüştü.

Ne garip bir durumdu.

“Ayranımız yok içmeye” hesabı, tee İran’ın Afganistan sınırından Dolar ödeyerek getirttiğimiz karpuzu, milli tarım fuarını açarken kesmiştik.

İşin tuhafı, açılışı yapan protokol ne yaptığının farkında değildi.

Bugün kar yağarken karpuz kesenler de öyle.

Ağlanacak halimize şen şakrak gülüyoruz.

O karpuzu kendi ülke gücümüzle alsak bir derece…

500 milyar dolar borcumuz var, borcu çevirmek için dışarıdan dolar dileniyoruz, bulabildiğimiz dolarların bir kısmını da “karpuz” gibi saçma sapan şeylere harcıyoruz.

Bunu yaparken de sürekli “yerli ve milli” sakızı çiğniyoruz.

Bu davranış nasıl bir anlam taşıyor?

Aklımızı peynir ekmekle mi yedik?

Her yıl bu aylarda sinir olduğum bir olay!

Mart sonu veya nisan başında tezgâhlarda İran karpuzu görünmeye başlar.

Satıcı, “İran kuzusu bunlar! İran kuzusu bunlar” diye gururla bağırır, müşteri toplamaya çalışır.

Kaça kilosu?

6 lira, 7 lira...

Lüks semtlerde fiyatı daha yüksek.

Tamam, meyve ucuz değil.

Ama karpuza verdiğin para dışarı gidiyor.

Kilosu 1 dolardan karpuz yemenin anlamı ne?

O milli tarım fuarının İran karpuzu ile açılmasını eleştirdiğimde, her fırsatta milliyetçi geçinen muhteremler, “halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiğim” iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuşlardı.

Bu işler böyledir…

Kenti yönetenler, İran karpuzu yiyerek milli tarım fuarını açacak, yaptıkları işin ne kadar utanç verici olduğunun farkına varmayacak, sen gazetecisin, eleştirince suçlu sen olacaksın.

Geçen yıl tartışılmıştı, bu yıl tartışılmaya bile gerek görülmedi

Hatırlıyorum, geçen yıl koronavirüsün ilk ortaya çıkmasının yarattığı panikle İran’dan karpuz ithal edilip edilmemesi tartışılmıştı.

Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’ndan “karpuz ithalatı” konusunda görüş istemişti.

“Korona var, karpuz ithalatına izin vereyim mi, vermeyeyim mi?”

Tam “trajikomik” bir durum yaşamıştık.

Sağlık Bakanlığı’nın cevabı ilginçti:

“İlgili yazınız ile İran İslam Cumhuriyeti’nden karpuz ithalatının yapılmasına ilişkin görüş talep edilmektedir. Bugün için geçerli olan bilgiler çerçevesinde, taze bitkisel ürünlerin tüketimi ile koronavirüs bulaşması beklenmemektedir. Ürünün tüketim öncesi gıda sanitasyon tedbirlerinin sağlanması halinde ithalatı uygundur.”

Ve bu görüş çerçevesinde “karpuz ithalatına izin verilmişti.

İyi de karpuz ithalatının “sağlık” boyutu kadar, bir de “ekonomik” boyutu var.

Sağlık Bakanlığı’na sağlık boyutunu soruyorsun da, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na “mali” boyutunu neden sormuyorsun?

“Karpuz ithal edeceğim, kasada döviz var mı?” diye sorsana.

Ülke kan ağlarken Dolarla karpuz almanın anlamı var mı?

“Akla ziyan” bir tutum!

Sağlıktan çok olayın ekonomik boyutu vahim!

Karpuz, halkın günlük beslenmesinde önemli yeri olan bir ürün mü?

Sağlıklı beslenmede, “olmazsa olmaz” bir yeri mi var?

Karpuz yemezse, vatandaşın bir tarafı mı eksilir?

Şunun şurasında mayıs ortasında, en geç mayıs sonunda Çukurova’da karpuz hasadı başlayacak.

Arkasından ülkemizin dört bir bölgesinde yetişen karpuzlar piyasaya çıkacak.

Kendi karpuzumuzu yesek, daha iyi olmaz mı?

Karpuzu Dolarla satın alacak kadar saf mıyız?

Kendi karpuzumuzu yiyelim, hem çiftçimize destek olalım, hem de dövizimiz cebimizde kalsın.

Borç alıyoruz, aldığımız borçla İran’dan karpuz ithal ediyoruz, şu halimize bir bakar mısınız?

Kendi çiftçimizi desteklemek yerine, İran çiftçisini destekliyoruz.

Karpuz üreticimizi eziyoruz…

Tarım Bakanlığı’nın yaptığına bakın!

Sağlık Bakanlığı’na, “İran’dan karpuz ithalatına izin vereceğim, sağlık yönünden bir sakıncası var mı?” diye soruyor.

Kafadan o ithalat kapısını kapatsana!

Türk tarımını nasıl kalkındırırım diye kafa yoracaklarına, karpuz ithalatı peşindeler.

Yazık!

Demek virüs belası bile, henüz aklımızı başımıza getirmiş değil.

Görünen bu.

Kafa, aynı kafa!

İster iğne batır, ister çuvaldızı…

O kafaları uyandırman mümkün değil!

Yiyin bakalım…

Turfanda İran karpuzunu yiyin, yemezseniz belki bir taraflarınız şişer!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Selim - 1-) gebze metrosu önce tramvay olarak planlanmıştı metro olunca maliyet 20 kat arttı.

2-) adapazarı treni sefer sayısı 2011 yılında olduğu gibi 24 sefer değil sadece 6 sefer

3-) otobüs ile istanbul a yolcu taşımak belediyeye büyük maliyet.

4-) hat 700 ile yolcu Gölcük-Gebze 25 TL olduğunu biliyor musunuz?

5-) marmaray da istanbul kart geçiyor, kent kart geçmiyor. ( marmaray ilimiz sınırları içinde de çalışıyor aslında)

6-) hızlı tren yatırımlarının ne kadar içi boş olduğu gerçeği ile kimse yüzleşmiyor. Ankara-İstanbul hedef yolcu sayısı 17 milyon idi 2019 yılında 3 milyon 400 bin yolcu taşındı

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mart 11:15


Anket Hükümetin aldığı Covid-19 tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?