Reklamı Kapat

Aşı karşıtları halk sağlığına tehdittir

Koronavirüs salgınıyla bir yıldır ülkemiz mücadele ediyor. On binlerce insan kaybettik, yüzlerce sağlık çalışanı nitelikli yetişmiş insanımızı kaybettik. Milyonlarca insanın uzun vadede bu hastalığı geçirip iyileşmiş olsalar da başka uzun vadeli kalıcı hasarlarla karşı karşıya olup olmadığını henüz bilemiyoruz. Dünya genelinde ölüm sayısı üç milyon dolayında ve bu sayının on milyonlu seviyeleri görmesi mümkün. Bütün bu gerçeklere rağmen halen daha dünyanın birçok yerinde “Kovid diye bir hastalık yok” diyenler “aşı olmayın, sizi ele geçirecekler” diyen bir sürü ruh hastası saçma sapan konuşarak insanların kafasını bulandırmaya devam ediyor.

Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci Şahin’in BionTech şirketinin Pfizer’le birlikte geliştirdikleri aşının mRNA sistematiği üzerinden çalışması hakkında ortaya atılan komplo teorileri geçen hafta bu aşılar ülkemize gelene kadar çok yaygındı. Ne olduysa bir anda bu aşılardan temin edilip ülkemizde uygulanmaya başlanınca bu delilerin büyük kısmı sus pus oluverdiler. Herhalde bu aşıları devletimiz bile isteye bizlere çip taktırmak için yapmıyor olsa gerek. Bundan endişe etmiş olmaları mümkün. Uzaktaki bir soyut fenomenle kavga etmek, fiziken o fenomen buralara gelince kavga etmek kadar kolay değil tabi.

ACI SONUÇLARI GÖRMEYE BAŞLADIK

Twitter’da geçenlerde bir doktorun aktardıkları üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim. Doktor kendisine getirilen Kovid pozitif 70’li yaşlarındaki hastaya “senin aşı sıran gelmiştir, neden olmadın” diye soruyor. Yaşlı adamcağızın cevabı “ben istedim ama çocuklarım izin vermedi” oluyor. Ve birkaç gün sonra entübe edilen bu hasta hayatını kaybediyor.

Bu adamın çocuklarının cinayetten yargılanması gerekiyor. Yarım akıllarıyla, yarım yamalak okudukları saçma sapan üç beş komplo teorisiyle büyük oyunu görüp bozan ve bunun neticesinde babalarının ölümüne sebep olan bu dangalakların cezasız kalması, geleceğe yönelik olarak dünyanın en önemli sorunlarından birisi olan post-truth (gerçek ötesi) yalanların yayılmasının önüne geçebilecek en sağlam ve somut adımlar olarak atılmalı. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada aşı karşıtlarının ailelerindeki ve çevrelerindeki insanlara bu yönde propaganda yaparak canlarından olmalarına sebebiyet vermeleri; düşünce özgürlüğü ve fikri yayma özgürlüğü olarak adlandırılamaz.

Yine Twitter’da iki kullanıcının birbirleriyle yazışmalarına şahit oldum. Bir kadın anne ve babasının ondan habersizce gidip aşı olması üzerine “kendi ailemizi bile elde tutamıyoruz, gizlice aşı olmuşlar” diye feryatlar(!) ediyor. Başka bir kullanıcı da “benimkiler de gizlice aşı olmuş, detoks başlattım. 3 ay boyunca aç karnına her sabah çiğ tahin yiyecekler. Alıç sirkesini de sulandırıp içecekler, kalp hastalıkları olduğu için”. Bakın hele kalp hastalığı olduğu için bilmem neyi sulandırıyormuş, bilim de biliyor süzme gerizekalı. Bir de bunlara ek olarak önerileri arasında magnezyum sülfatlı suyla ayak banyosu ve sağlık durumuna göre hacamat öneriyormuş.

Bu manyakların toplumda ellerini kollarını sallayarak gezmeleri hepimiz için bir tehdittir. Bunlar beyinleri sütlaç olmuş, zırcahiller olarak bu olay özünde kendi aileleri ve yakın çevrelerine zarar veriyor olsalar da yarın öbür gün hepimize risk oluşturacak manyaklıkları yapma ihtimali olan ruh hastalarıdır (ki pandemi aslında böyle bir durumdur). Bunları insan hakları, bireyin düşünce özgürlüğü gibi kutsal kavramların içine sokup, yıkayıp paklayıp aklayamayız.

SÜPER YAYICI OLURLARSA NE YAPACAĞIZ

Salgın hastalıklarda “süper yayıcı” olarak tanımlanan, virüs vücuduna girince hasta olmayan, hiçbir belirti göstermeyen ancak virüsü etrafına yayın insanlar oluyor. Güney Kore’de salgının ilk patlamasına sebep olan bir süper yayıcının katıldığı dini etkinlik yüzlerce insanı enfekte etmesiydi. Şimdi bu aşı karşıtlarının kendileri ya da ailelerinden biri süper yayıcı olursa ve yarım akıllarınca aşı olmazlarsa bunun dördüncü ya da beşinci ya da altıncı dalgaları tetiklemeyeceğinin bir garantisi var mı? Yok. Hatta bunun olacağının garantisi teorik olarak var.

Bu çerçevede bir sağlık engeli olmaksızın keyfe keder bir şekilde aşı olmayanların belirli sosyal haklarının kısıtlanması gibi ileri düzey önlemlerin artık gündeme gelmesi gerekiyor. Nasıl ki devletler bir süre içinde aşı pasaportu olmayan kişileri ülkelerine sokmayarak kendi egemenlik hakları çerçevesinde dışa dönük önlemler alacaklarsa; her devlet kendi egemenlik hakları kapsamında bu tip iç tedbirleri halk sağlığı gibi konularda alabilir, almalıdır.

Nasıl ki SGK ödemesi yapmayan kişinin sağlık hizmeti alması kısıtlanıyorsa, vergi borcu olanın kamuya yaptığı işin ödemesini alması borcu yoktur kağıdı veremediği için engelleniyorsa, nasıl ki Passo Lig kartı olmayanlar stadyumlara giremiyorlarsa; aşı olmayı reddedenlerin de belirli süreçlerde zorunlu olarak teste tabi tutulması ve seyahat özgürlüğü başta olmak üzere insanların toplu olarak bulunduğu kapalı alanlara girmeleri de kısıtlanmalıdır. Aşı olmuyorsa düzenli olarak ağzına burnunu yirmi santimlik çubukların sokulmasından zevk almayı öğrenmeleri gerekiyor.

İnsan hakları ve demokrasi kavramları ütopik kavramlardır. Tıpkı sosyalizm gibi liberalizm gibi ütopik bir dünya tasavvuru çerçevesinde mantıklı ve anlamlı bağlamlarda yer alırlar. Diğer insanların yaşama haklarını yok sayanların, yani başkalarının en temel haklarına tecavüz etme cüretini kendinde görenlerin elbette bazı haklarına da toplumun tümünün bir kısım yetkisini devrettiği kamu eliyle kısıtlamalar gelmelidir.

Post-modernite denilen bu tımarhane çağında insanlığı korumanın tek yolu; bu tip temel meselelerde modernitenin rasyonelliğinden kopmadan geleceği inşa etmekten geçer.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?