Reklamı Kapat

Varlıkla İmtihan

Daha önce de temas etmiştim:

İnsanın bu dünyadaki imtihanı çeşit çeşit.

Biz imtihan denildiğinde daha ziyade yokluk, kayıp ya da acı üzerine odaklanırız.

Ancak bu oldukça eksik bir bakış açısı.

Zira özellikle bugün için temel imtihan alanlarımızdan biri “varlık”.

Varlık derken kastımız sadece “mal varlığı” da değil.

Evet, mal varlığı en önemli örneklerinden biridir.

Ancak bilgi de bir varlık alanıdır.

Şöhret de.

Ve varlık insana bir taraftan güç ve rahatlık getirirken, diğer taraftan sorumluluk yükler.

Çünkü varlığı olan, varlığı olmayanı düşünmek zorundadır.

Gözetmek zorundadır.

Varlığını, başkalarının faydasına olacak şekilde paylaşmak zorundadır.

İşte tam da bu noktada bugün imtihanımızda çıkmaza girdiğimiz yere geliyoruz.

Şöyle ki:

Varlık arttıkça insanın sorumluluk bilincinin ve buna bağlı olarak tevazusunun da artması gerekir.

Tevazu aynı zamanda edebin gereğidir.

Edeb ve sorumluluk bilinci artan insanın “varlığı” üzerinden başkalarını zora düşürmesi, onlara tahakküm etmesi, rencide etmesi ise elbette beklenmez.

Ama beklenmeyenler ortaya çıkabiliyor.

Mesela yardım yapmak bir “gösteriş”e dönüşebiliyor.

İnsanların sıkıntılarından bahsetmeleri yersiz bir “yokluk edebiyatı” olarak görülebiliyor.

Bilgide ilerlemek (veya ilerlediğini zannetmek), dünyayı kendimizden ibaret görmemize, insanları kendimize göre yaftalamamıza hak kazandığımızı düşünmeye sebep olabiliyor.

Şöhret sahibi olmak, onu korumak için “insanlığımızı” dahi tehlikeye atacak hallere girmemize yol açabiliyor.

Ve bunlar söz konusu olurken, tavır ve üslubumuz da oldukça hoyratlaşabiliyor, edebden uzaklaşabiliyoruz.

Üstelik bunu bazılarımızın “dini” gerekçelerle yapması, durumun vahametini daha da fazla gözler önüne seriyor.

Neticede “güç” zehirlenmesi dediğimiz hadiseyle karşı karşıya kalıyoruz.

Hem bireysel hem de toplumsal olarak.

Dolayısıyla varlığın getirdiği gücü kaybetme korkusu insanlığımızı koruyamama korkusunun önüne geçebiliyor.

Hal böyle olunca, insan, bugün imtihanı sadece “yokluğa sabır” olarak tanımlama eğiliminde bulunanlara, toplumsal meseleleri bu imtihana sabretme çerçevesinde sınırlayıp değerlendirenlere sormadan edemiyor:

Birçok varlık sahibinin tutum ve tasarruflarının toplumdaki yokluk imtihanının “artışına” katkısını da göz önüne aldığınızda, “varlık imtihanı” ile sınananlara tavsiyeniz nelerdir?

Merakla bekliyoruz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gölcük Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?