Yarının dünyasına hazır mıyız?

Kapitalist sistem on senede bir doğası gereğince bazı krizler ortaya çıkartıyor. Bunlar çözülüyor ve kervan yoluna devam ediyor. Bu sisteme alternatif bir modeli henüz dünyada ortaya atabilmiş olan yok, alternatif denilen modellerin ya çöktüğünü gördük ya da alternatif denilen modellerin aslında makyajlı kapitalizm olduğunu biliyoruz.

Ancak Covid süreci bizlere gösterdi ki olağanüstü süreçlere girildiğinde dünyadaki tüm devletler küreselleşme, bölgesel ve uluslarüstü ittifaklar gibi eğilimlerden bir anda uzaklaşıp kendi içlerine kapanma eğilimine giriyorlar. Bunun temel sebebi elbette arz – talep dengesinin şaştığı süreçlerde ülkeleri yöneten siyasetçilerin kendi halklarına karşı sorumlu olmaları.

Salgının ilk günlerinde Çin’in hastalıkla ilgili verileri dünyayla paylaşmaması sebebiyle iş buralara kadar geldi. Bir yılı aşkın süredir dünya bambaşka bir düzlemde ilerliyor. Hastalıktan korunmak için maske gerekliliğini, elinde yeterli maske olmadığı ve başka ülkelerden de bulamadığı için örtbas etmeye kalkan Fransa gibi ülkeler de gördük; AB üyesi bir devletin bir diğerine giden maskeleri kendi ülkesinde yakıt ikmali için duran uçaktan gasp ettiğini de.

Bilim insanları ve onları fonlayan şirketler sayesinde bugün salgına karşı en önemli silahımız olan aşıya ulaşabildik. Ancak aşı üretme kapasitesinin yetersizliği, bu projeleri fonlayan devletlerin ve şirketlerin siyasal çıkarları için aşıyı bir koz olarak kullanmaları durumu da kanlı canlı şekilde tüm dünyaya yaşatıyor. Esasen liberal dünya anlayışı ve küreselleşme prensipleriyle zerre kadar alakası olmayan politik hamleler; ne yazık ki vahşi devletler kapitalizminin bugün ne kadar gaddar bir model olduğunu önümüze getirmiştir.

BU MİLLETLE BU KADAR

Her ne kadar ülkemizde vaka sayıları kontrolden çıkmış olsa da salgınla mücadele konusunda sağlık çalışanlarımız dünya çapındaki meslektaşlarının hiçbirinden geri kalmayan bir özveri ve çalışkanlıkla bir senedir adeta kelle koltukta bizler için çalışıyorlar. Vaka sayılarının kontrolden çıkmasında ülkemizdeki önlem politikalarının mehter modeli iki ileri bir geri olmasının etkisi yadsınamaz olsa da şunu da bir kez daha gördük ki cehaletin eğitimle, ideolojiyle, dünya görüşüyle bir alakası yok.

Toplumun sözde en kaymak tabakası diyeceğimiz kesimler eğlence mekanları baskınlarında şık şıkıdım giyinmiş hallerde pandemi yasaklarını ihlal ederken yakalanıyor. Öte yandan toplumun daha alt tabakası diyeceğimiz kişiler de Covid sebebiyle ölen kişinin evine taziye ziyaretine gidiyorlar. Lebalep kongrelere söylenenler kendi mikro ölçeklerinde maskesiz mesafesiz şekilde eşleriyle dostlarıyla her fırsatta bir araya gelmekten geri durmuyorlar.

Siyasetçilere kızanlar, siyasetçilerin bu sütün kaymağı olduğunu görmek istemiyorlar. Süt ne kadar iyiyse o kaymak o kadar iyi olur. Süt lekesiz değil ki siyaset dosdoğru olsun. Bu sebeple siyaset kurumunu eleştirenler önce aynaya dönüp baksınlar, kendileriyle bir yüzleşsinler; sonra ötekine berikine laf etsinler. Bu ikircikli tavırlarla yarının dünyasında bizi bekleyen tehlikelere ancak savunmasız bir şekilde boş boş bakarız

GIDA, SAĞLIK, LOJİSTİK

Covid salgını bize gösterdi ki dünyada üç temel alanda kendi ayakları üzerinde durabilecek bir altyapıya, organizasyona ve yaptırım gücüne sahip olmayan ülkelerin bir sonraki büyük krizde ayakta kalma şansları kalmamıştır.

Gıda fiyatlarının bugün çığırından çıkmış olması; enflasyonun en az iki katı oranda sürekli bir artış halinde olması, ithalatı merkeze alan tarım politikalarının artık çöp seviyesinde bile sayılmayacak görüşler olduğunu bizlere göstermiştir. Hele ki bizim gibi her sene zarar eden, cari açık veren, dış kaynaklardan para bulamazsa tekeri döndürme şansı olmayan ülkeler için bu durumun intihar olduğu çok nettir. Üstüne bir de bizimkisi gibi dört yanı küresel ölçekli jeopolitik riskler içeren istikrarsızlık abidesi bir coğrafyada yaşıyorsanız; dövizin işin merkezinde olduğu herhangi bir politikanın intiharla eşdeğer olduğunu anlamamız gerekiyor.

Pandemi bize sağlık personeli ve tesis altyapısı olarak aslında iyi bir durumda olduğumuzu gösterdi. Salgını kontrol altına alamama sebebimizin altında yatan yine ekonomik gerekçeler; para yok, döviz uçmuş, borç bulamıyoruz ve bu sebeple ülkeyi üç hafta beş hafta kapatamıyoruz. Bu bağlamda elimizdeki yetişmiş insan gücünü korumak, daha da nitelikli şekilde yenilerini yetiştirmek, bu alana yapılan yatırımları sadece binalarla değil; teknoloji üreten, ilaç ve aşı üretebilen bir kapasiteye taşımak zorundayız.

Covid-19 çok uzun yıllardır küresel çapta etki göstermiş ilk salgın ancak şunu unutmamalıyız ki son olmayacak. Hem de bir sonraki yüz yıl sonra gelmeyecek. Küresel ısınma sebebiyle doğanın dengesi sürekli bozuluyor, bir sürü canlının yaşam alanları değişiyor ve bu zincirleme şekilde etkiler yaratıyor. Covid-19’un ortaya çıkmasının altında Çin’deki ormanlık alanların tarıma açılması sebebiyle tetiklenen bir reaksiyon olduğunu unutmamalıyız. Bunun gibi insan eliyle doğrudan yapılan tetiklemelerin yanı sıra iklim krizi sebebiyle eriyen buzullar neticesinde milyonlarca yıldır ortalıkta olmayan hastalıkların da yeniden hortlaması olasılığı dev bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Dünyadaki konteynerlerin ve bunları taşıyan gemilerin büyük kısmının sahibi olan Çin, pandemiyle birlikte dünya lojistiğini bilinçli bir şekilde yavaşlattı. Bunun yanına ek olarak dünyanın dört bir yanından sürekli olarak hammadde satın alıyor ve diğer ülkelere kaynak bırakmıyor. Kendisine yönelik politik baskılara ekonomik cevaplar veriyor. Bize aşı verirken bile Kanal İstanbul projesinden, Uygur Türklerine kadar her konuyu dolaylı olarak masaya koyuyorlar. Türkiye gibi dünyanın lojistik merkezlerinden birisi konumuna Allah vergisi bir şekilde sahip olan ülkemiz bile ihracat yaparken tır bulamıyor, konteyner bulamıyor. Bir sene önce 1000 dolar olan bir nakliyenin fiyatı bugün 7000 doları görmüş durumda, o da araç bulabilirseniz. Türkiye konumunun avantajlarını, Batılı devletlerle uzun vadeli işbirliklerine göre organize ederek ileride bu tip bir durumda kalmamak adına sağlam adımlar atmak zorundadır. Çin emperyalizmi eğer şu an içinde bulunduğu ticaret savaşlarından sağ çıkarsa hepimize kök söktürecek.

Yarının dünyasını elbette üç konu üzerinden anlatmak ve çözümler üretmek yeterli değil, ancak hayatta kalabilmek adına bazı konuların diğerlerinden daha öncelikli olduğu durumlar ortaya çıkıyor. Bundan iki sene önce aşı üretimi mantıksız ve karsız görülebilecek bir konuyken bugün tüm dünya kendisini paralayarak yerli aşılar üretmeye çalışıyor. Zaman değişiyor, şartlar değişiyor; değişen şartlara uyum sağlamak için hazırlıklı olmak gerekiyor. Teknolojiyi, temel bilimleri ve girişimci ruhun mantık merkezli hayalperestliğini merkeze alan bir yaklaşımla öncelik sıralaması yaparak yarına hazırlanmak zorundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kartepe Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?