Reklamı Kapat

Kaç kişi, kaç ücret!

Yazılı ve görsel medyada, sosyal medyada hemen her gün karşımıza gelen, toplumda rahatsızlığa neden olan bir konu var. Özellikle de iktidar tarafından atanmak suretiyle birçok kurum ve kuruluştan çeşitli görevler namı altında ücret aldığı iddia edilen  kişilerin olduğu… “İktidarın adamı, iktidar yanlısı ya da  yandaşı” gibi tabirlerle   adlandırılmaları bir yana; ücretin ne olduğu,  hangi şekilde hak edildiği ve ödenmesi gerektiği sorularına cevap arayalım. 

Ücret; Bedensel veya  fikri işgücünün kullanımı karşılığında ödenen  parasal  değerdir. Kurumlar ve organizasyonlar tarafından emek veren, mesai harcayan  kişilere ödenen maaşlar, primler ve komisyonlar bu kapsamda kabul edilir.  

İktisatta kullanılan  kavramlardan  birisi parasal ücret. Parasal ücret emekçilerin çalışma karşılığı aldığı para miktarını gösterirken;  İkincisi reel ücret  ise parasal ücret ile ne kadar mal ve hizmet satın alınabileceğini, yani satın alma gücünü ifade  eder. 

Bir diğer tanım da şöyle olabilir. Fiyat hareketlerinden arındırılmamış ücret oranına nominal ücret denir. Bu tanımdan hareketle nominal ücretin, emeğin karşılığı olarak  tespit edilmiş ücret sistemi içerisinde para cinsinden yapılan nakdi ödemeler olduğu söylenebilir. 

 

Ücret, en genel tanımıyla çalışanın , çalışması karşılığında aldığı paradır. Bir ödemenin ücret sayılabilmesi için,  mutlaka bir çalışma karşılığında ve para ile yapılmış olması gerekir. Söz konusu bu çalışmanın ücreti hak etmesi için ise mutlaka bir ürün ya da mal ortaya koyması gerekmez. Bir ürün ya da hizmetin, üretilmesinin yanında,  emeğin yarattığı  fikri,  fiili  ürün ya da hizmetin;  hizmet sunulan hedef kitleye  ulaştığı  son noktaya kadar geçen süreçteki iş ilişkisi içinde ortaya konan tüm fiziksel ve düşünsel  çabalar, ücrete tabi olur. 

 

Bir de  ''piyasa ücreti'' adı da verilen ''efektif ücret''  vardır. Klasik iktisat düşüncesine dayanmakta olup, emek piyasasında emek arz ve talebinin buluştuğu noktada oluşan emeğin fiyatı olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle efektif ücret; emek piyasasında fiilen oluşan ücret ortalamasını ifade etmektedir.” 

 

  Bu anlatımlardan çıkan sonuç en yalın haliyle  şu şekilde izah edilebilir. Bir işte, bir fikri ya da  fiili   emek vereceksiniz. Bunun karşılığında  ücrete hak kazanacaksınız. 

 

 Konuyu biraz açacak olursak:  Bir yerde  aylık maaş karşılığı çalışan bir kimsenin, o ay/ hafta  içinde  olması gereken mesai süresini tamamlaması gerekir ki, aldığı ücreti hak edebilsin… 

   

Bunun yanında ikinci bir görev üstlenmiş veya görevlendirilmiş ise;  Oradan alacağı ücretin  hak edebilmesi için   orada  da bir emek vermesi gerekir. Aylık mesaisini maaş  karşılığı  çalıştığı kuruma  vermek zorunda  olan  bir şahıs, ikinci ücreti hak etmek için ikinci kuruma hangi   sürede nasıl hizmet verebilecektir ? Demek ki; maaş karşılığı  çalıştığı kuruma   vermesi gereken  aylık/ haftalık   çalışma   süresinden   ve  emeğinden   bir kısmını kısarak  (Çalarak demeye  dilim varmıyor)  bu kuruma sunması gerekiyor. Peki  ikinci kurumun hizmetine  sunmak için  diğer kurumu  mahrum bıraktığı   hizmetin  karşılığı olan ücretleri oradaki maaşından düşüyor mu? Hayır. O halde  çalışmadığı  süreler için de haksız/ haram  gelir elde  ediyor. Tersine  değerlendirme  yapacak olursak, ikinci kuruma  vermesi gereken   emeği de tam olarak  veremiyor ama   tam ücretini alıyor. 

Bu örneğimizde  iki yerden  ücret alanı irdeledik. İkiden fazla yerden ücret alanların durumu ise  çok daha  vahim. Onların saplandığı  haksız kazanç/ haram batağı  çok daha  derin… 

Her bir görev için, o görevi hakkıyla ve  gerekli emeğini sunmak  suretiyle  yerine  getirecek, alacağı ücreti helalinden  hak edecek  insan potansiyelimiz  yok mu ki;  Bir kişiye  birden çok görev vererek  haksız  kazanç elde etmelerine  neden oluyoruz?  Yetişkin ve yetkin bir çok İnsanımız  işsizlik girdabında  boğuşurken, böylesi bir  uygulamayı  hangi ilmi, fenni, yada inanç  sistemi içerisinde  bulabiliyorlar ? 

Ücreti  alanlar da  Maşallah hiç ses çıkartmadan kabul edip afiyetle yediğine, halkın tabiri ile “ malı götürdüğüne”  göre, akıl ve  vicdanlarını ikna  edip  rahatlatabildiklerine bir yol bulabiliyorlar. Demek ki  becerikli insanlar. Öyle olmasa  bu kadar  görevi birden üstlenebilirler miydi ?...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?