Mars’a araç göndermek

İnsan ilişkileri, her zaman için zor bir kavram olmuş. İnsan sosyal bir varlık olduğundan dolayı, etrafı ile mutlaka bir ilişki içerisinde olmalıdır. Fakat bunu nasıl yapabileceğini bilmeyen ya da bunu yapmak istemeyen çok fazla kişi var.

İoanna Kuçuradi yaptığı bir röportajda insan ilişkilerinin zorluğu için çok güzel bir söz söylemiş. “Dünyanın en zor şeyi insan ilişkileridir, ondan zor bir şey yok. Mars’a da giderler ama insan ilişkilerini becermek önemli… Zordur...” İnsanlar İoanna Hanım’ın da dediği gibi Mars’a bile araç gönderdiler, ama insan ilişkilerine hâlâ bir çözüm bulunamadı. Halbuki bulunsa ne de güzel olurdu dünyamız.

Herkesin mutlu olduğu bir dünya yaratılabilir mi? Bu soruyu pek çok yerde görmüşüzdür. Bence bu çok ütopik bir hayal.  Çünkü insanın bünyesinde sorun yaratma ve bir şey hakkında dertli olma sevgisi vardır. Bir insana senin tüm dertlerini yok edeceğiz, artık hiçbir şeyi kendine dert edinemeyeceksin dersek muhtemelen bunun karşılığından ondan bir şey isteyeceğimizi düşünüp, bu sefer de bunu dert ederdi. Yani tüm insanların mutlu olduğu bir dünya yaratmak gibi ütopik hayaller hiçbir zaman gerçek olamayacak düşüncelerdir. Ama mutluluk oranı artırılabilir. Herkes mutlu olmasa bile, çoğunluğun mutluluğunu sağlayabiliriz. Zaten herkesin mutlu olması dünyanın tüm dengesini bozardı. Dünya farklı kişilikler ve farklı düşünceler üzerine kurulu olan, çok ince yapılı bir mekanizma. Eğer tüm kişiler aynı şekilde mutlu olup, aynı şekilde üzülseydi, ince yapılı mekanizmamız sıkıcı bir yer olurdu.

İlkbaharın açan ilk tomurcuğuna, üstünden geçen martıya, aldığı temiz havaya, renkli bulutlara, gökyüzünden düşen ilk damlaya, denizin kıyıya vuruşuna, bir köpeğin kuyruk sallamasına, kedinin mırlamasına, güneşin doğmasına, güneşin batmasına, güzel bir gün geçirmeye, sevdiği içeceği içmeye, keyif aldığı şeyleri yapmaya, doğaya, dans etmeye, müzik dinlemeye, okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve bilgi sevgisine, içtiği temiz suya ve yediği sıcak yemeğe teşekkür eden ve onlarla mutlu olan insanlarız hepimiz. Bunu bu şekilde devam ettirmeliyiz yoksa insan ilişkilerinin kurbanı olur, bu dünyadaki kısacık süremizi de kötülüklerle akıtır gideriz.

İnsanların bazıları gerçekten acımasız varlıkların da en acımasız olanlarılar. Ama bazılarının içinden de iyilik ve güzellik şelalesi akar. Bu insanları görüp bulmamız, onları sevmemiz gerekiyor. Yoksa İoanna Kuçuradi’nin de dediği gibi, sadece Mars’a araç göndermekle kalırız.

Etrafımızdaki güzel insanların yanı sıra, kendimizi de çok sevmeli, yaptıklarımızla gurur duymalıyız. Yalnız kaldığımızda sıkılmamalıyız mesela. Çünkü asıl yalnız kaldığımızda en yakın arkadaşımız, yani kendimiz ile vakit geçirebiliriz.

Bazen sadece bir kağıt, bir tuval dinler bizi. Onlara anlatırız tüm içimizi. Kalbimizden geçenleri, isteklerimizi, başarılarımızı, her şeyimizi onlar bilirler. Benim tüm sırlarımı, düşüncelerimi bilgisayar klavyem, kağıtlarım ve kalemlerim bilir. Onların yardımıyla dökerim hepsini içimden.

Kitaplarım bilir içimdekileri. Bazen içimizde geçenler aynı olur çünkü. Aynı yerde ağlar, aynı yerde güleriz. İlginçtir ki en yakın arkadaşlarım masamın iki yanında duran kitaplıklarımın içindeki bazen kısa, bazen uzun, kağıtlara yazılmış olan hikayelerdir. Onların varlığı beni var eder, yokluğu ise içimde fırtınalar kopartır.

Deniz, martı, çiçek bilir derdimi. Büyük dostlardır onlar. Denizin de kızdığı çok olur. Bazen dayanamaz, içindeki tufanı dışarı da yansıtır, vurdukça daha da sert vurdurur dalgalarını kıyıya. Martılar özgürlüklerini paylaşırlar benimle. Çiçekler güzel kokularını…

Yorgunken kendimi bıraktığım güzel kahvem anlar benim dediğimden. İlla ki bir kahve arkadaşına ihtiyacımız yok ki kahve içerken, kahvenin kendisi var ya. Köpüğüyle, hafif acılığıyla anlatır o da içindeki güzeli, çirkini.

Dünyanın cehennem sıcaklığından ve sinirinden bıktığım zaman hemen dostum rüzgar rahatlatır beni. Dünyayı da rahatlatıyor bazen ama o hep sıcak ve sinirli. İç taraftaki çekirdekten oluyor bunlar herhalde. İçindeki ateş hiç sönmüyor, üstündeki insanları da yakıyor.

İnsan ilişkileri dünyanın zorluklarından biri olabilir, ama ilişki sadece ‘sosyal’ varlık olan insan ile kurulmaz. Bu yüzden “Ne olacak bu insanların hali?” diye kendimizi hırpalamak yerine, doğaya dönüş yapmak, bir kedinin, köpeğin başını okşamak, çiçekleri koklamak, denizi izlemek daha güzeldir. Benden size söylemesi…

                                                                                                       YAĞMUR UĞUZLUOĞLU

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yağmur Uğuzluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kandıra Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?