Reklamı Kapat

Patates-soğan meselesi

Bir de başımıza “patates-soğan meselesi” çıktı.

Gündem yoğunluğu nedeniyle fazla konuşulmadı, ama çok önemli.

Tarımdaki plansız üretimin, ekonomik krizin ve ülkemizin nasıl yönetildiğinin çarpıcı bir göstergesi.

İyi incelendiğinde, tek başına Türkiye ile ilgili fikir vermeye yeter.

Aslında yeni değil, bu sorunu onlarca yıldır yaşıyoruz.

Bir yıl “yokluğundan”, ertesi yıl “çokluğundan” şikâyet ediyoruz.

“Yokluk” yılında patates ve soğan ithal ediyoruz…

“Çokluk” yılında ise patates ve soğanları depolarda çürütüyoruz.

Kafalar değişmediğinden, sorun sürüp gidiyor.

Sebebini biliyorsunuz… 

Çiftçi, patates ve soğanı “kafasına göre” yetiştiriyor.

Satıp satamayacağını veya kaça satacağını bilmiyor.

Varını yoğunu, bir şeyi yoksa da borç alıp üretim için harcıyor…

Bu süreçte devletin hiçbir organizasyonu, hiçbir öngörüsü yok.

Bir yıllık patates-soğan ihtiyacımız nedir, dışsatım olabilir mi, araştırılmıyor.

Çiftçi, ürününü hasat ediyor, deposuna kaldırıyor, ama bakıyor ki satışlar zayıf.

Aradan bir ay, üç ay, beş ay geçiyor, yeni ürün mevsimi yaklaşıyor, patates ve soğanlar depolarda sürgün vermeye başlıyor, Anadolu’dan feryatlar yükseliyor.

“Bir liraya mal ettiğimiz ürünü 25 kuruşa vereceğiz, alan yok!”

Çiftçi, bırakın masrafını çıkarmayı, hepten zararda!

Her gün gazete ve televizyonlarda, “patates ve soğanlar depolarda çürüyor” haberleri…

Üretici; icra kıskacında, perişan!

Ve iktidar devrede

Sonunda iktidar, “kahraman” edasıyla ortaya çıkıyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi’ne, “Çiftçinin elindeki patates ve soğanı satın alın, fakir fukaraya garip gurabaya bedava dağıtın” talimatı veriyor.

Böylece hem üreticiye, hem de tüketiciye şu mübarek Ramazan ayı başlangıcında “jest yapmayı” düşünüyor, “kıyak geçmeyi” hesaplıyor.

Aklınca, bir taşla iki kuş vuracak.

Patates ve soğan yüklü kamyonlar, ne ilgisi varsa Türk bayraklarıyla donatılarak, fakir semtlerin yolunu tutuyor.

İşte Türkiye’nin gerçeği bu!

Burada iki gerçek var.

Birincisi, “üretimin plansızlığı” gerçeği…

İkincisi, “halkın bir kesiminin bedava dağıtılan patates ve soğana muhtaç olması” gerçeği…

Türkiye, özellikle 80’li yıllardan itibaren tarımda ipin ucunu iyice kaçırdı.

Köyden kente göç arttı…

Tarımsal üretimle ilgilenenlerin sayısı azaldı…

Köylü, çiftçi toprağa küstü…

Üretim maliyetleri karşılanamaz oldu…

Devam ettirilen üretimlerde de “planlama” yapılamadı.

Şu anda Türk tarımı, tam başıboş!

Kimin ne yaptığı belli değil.

Ve en acısı da, tarım ürünlerinde de artık dışa bağımlıyız.

Soframızdaki gıdaların çoğu, ithal!

Böyle bir coğrafyada, böyle bir iklim kuşağında, tarım ürünü ithal etmenin utancını yaşıyoruz.

Bu, bir gerçeğimiz.

Diğer gerçeğimiz de, Türk halkının içinde bulunduğu fakirlik.

21.Yüzyıl’da Türk halkı “bedava dağıtılan patates-soğana muhtaç” hale getirildi.

Ve tabii işin en acı tarafı, iktidarın bu durumdan “siyasi çıkar” sağlıyor olması.

Üreticinin elinde kalan patatesi alıyor, kendi kafasına göre üreticiye kıyak geçiyor…

“Bedava patates-soğan” dağıtarak da fakir fukaraya, “Bakın, ben sizin yanınızdayım” mesajı veriyor.

Aslında her iki olay, ülkeyi yönetenlere “eksi” yazması gerekirken, iktidar bu olumsuzluklardan dahi çıkar sağlamaya çalışıyor.

Üreticilerden ve tüketicilerden (fakir fukara halktan) özür dileyeceğine, “dua” bekliyor.

Patates-soğan meselesinin özü bence bu!

Resimmmm

Patates soğan

Libya’ya aşı

Bir devletin çok parası olur…

“Bütçe fazlası” vardır…

Bir başka devlete para yardımı yapabilir.

Yine bir devlet, aşı üreten tesislere sahiptir…

Ürettiği aşılarla kendi vatandaşlarının tamamını aşılamıştır…

Bir başka devlete “Bu da bizden” deyip aşı gönderebilir.

Normali budur.

Olması gereken budur.

Ama bizimkilerin yaptığına bakın!

Paramız yok, ekonominin çarkını “borç para” ile döndürüyoruz…

“Ağa devlet” havası atmak için, o bu şu ülkelere “hibe para” gönderiyoruz.

Kendi halkımız pandemiden kırılıyor, aşı yokluğundan aşılama işini gereği gibi yapamıyoruz, gelgelelim yine hava atmak için bin bir güçlükle satın aldığımız aşıların bir kısmını bir başka ülkeye bağışlıyoruz.

Libya’ya 150 bin doz aşı gönderilmesinin mantığını birisi açıklayabilir mi acaba?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?