Ulus egemen mi?

Yarın, ulusal bayramlarımızdan biri, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.”

Hani, son yıllarda bir türlü “ULUS OLARAK” kutlayamadığımız, “formalite gereği” protokol düzeyinde çelenk koyma ve birkaç hamasi sözle geçiştirilen bayramımız!

Hani, formalite icabı, birkaç dakika oturtulduğu koltukta; “Şimdi artık tüm güç sende. İster asar ister kesersin” diye, “demokrasi dersi” verilen çocuklarımızın bayramı!

Nereden çıkmış bu bayram?

Osmanlı Devleti, ekonomik ve siyasal açıdan tükenmiş, üstelik emperyalist sahneye en son çıkmış Almanya’nın sürüklediği “Birinci paylaşım savaşı” sonunda yenik düşmüş. Saray yönetiminin boyun eğdiği SEVR Antlaşması ile toprakları yabancı ülkeler tarafından paylaşılıp İŞGAL edilmiş.

Emperyalizmin taşeronu Yunan ordularının zulmünü yaşarken, Mustafa Kemal ve yakın silah arkadaşlarının ANADOLU HALKI ile birlikte verdiği KURTULUŞ SAVAŞI sonunda, özgürlük ateşini yakılmış. Bu onurlu mücadelenin önderi Mustafa Kemal’in diplomatik ve “DEVLET ADAMI” kimliği ile LOZAN’da özgürlüğü taçlanmış.

Mustafa Kemal, yüzyıllar boyunca bir sülalenin mutlak egemenliğinde “Padişah’ın KULLARI” olarak yaşamış bu onurlu halkın artık “ÖZGÜR YURTTAŞLAR” ve “ULUS” kimliği ile yaşamaları için, CUMHURİYET yönetimini seçmiş.

Kurtuluş Savaşı’nı verirken bile “MEŞRUİYET” i temel değer olarak gören ve MECLİS iradesiyle hareket eden Mustafa Kemal, yeni devlet düzeninde de ulus adına tek ve temel karar verici kurum olarak, 23. Nisan 1920 günü, “Cumhuriyet’in temel kurumu” olarak TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’ni açmış.

Sonra da 23 Nisan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak belirlenmiş.

Cumhuriyet bir “DEVRİM” dir.

Ve, her devrime karşı bir de “KARŞI DEVRİM” yanlıları vardır!

Bugün, Mustafa Kemal’i “diktatör” olarak göstermeye çalışan ancak “DEMOKRASİ” yi “amaçlarına ulaşmak için bir araç” olarak gördüklerini de saklayamayanlar, 1920’li yılların Türkiye’sinin nesnel koşullarını yok saymaktadırlar.

Ülkenin ekonomik, toplumsal koşulları, halkın eğitim düzeyi, nitelikli insan gücünün yoksunluğu ve maddi yoksulluğunu hiç hesaba katmamaktadırlar!

21. yüzyılda hala “Saltanat ve Hilafet” tutkusu içinde, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, Laik Devlet’i, Hukuk Devleti düzenini yok etmeye çalışanlar var!

Dedik ya; her devrimin bir de “karşı devrimci” safları vardır!

Bugün, Cumhuriyet, Laik Devlet karşıtlıklarını ve Mustafa Kemal Atatürk’e karşı “kin ve öfkelerini” çeşitli yollardan ve alenen ifade etmektedirler!

Ne yazık ki, bu emellerine ulaşabilmek için, anaokulu düzeyinden başlayarak, ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın gelecekleriyle oynamaktadırlar!

Çocuklarımız büyük bir tehdit ve tehlike altındadırlar!

“Darbe teşebbüsü” diyorsanız, bunlar açık seçik örneklerdir!

Her şeye karşın, bu ülkede “ULUS DEVLET” düzeninde “VATANDAŞ” kimliği ile yaşama bilinç ve kararlılığındaki yurttaşlarımızın varlığı en büyük güvencedir.

Emperyalist güçler ve işbirlikçilerine karşın, Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızda yer alan “Demokratik, Laik, Sosyal bir HUKUK DEVLETİ” kimliği ile sonsuza kadar yaşayacaktır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Tarik Kardağ - Tek kişiye özel statü tanına , kanunlarla korunan eleştirenin adli takibata uğrayıp 5816 dan hapse atıldığı devlet sizin yetersiz hukuk bilginize göre hukuk devleti olabilir ama dünya hukuk normlarına göre kişilere özel kanunların olduğu devletler hukuk devleti olamaz. padişahı eleştirdi diye Osmanlıda kimse hapse atılmadı ama Türkiye'de çok sayıda kişi , sözde çağdaş demokratik olduğu iddia edilen bir ülkede bir kişiye karşı eleştiri hakkını kullandığı için hapse atılmıştır. Sizin gibilere göre de bunlar karşı devrimcidir ve bu tip kanunların olmasından çok memnusunuzdur, kalkması için en ufak bir girişimde bulunmazsınız. Bir halka bir kişinin kanun zoru ile sevdirilmeye kalkılması aslında o kişiye yapılan en büyük kötülük ve muhaliflerine koz vermedi. tavsiyem gerçekten bu ülkenin hukuk devleti olmasını istiyorsanız bu işlere meraklıysanız padişahlık döneminde dahi padişahı eleştirildiği için hapse atılmayan insanların sizin iddia ettiğiniz çağdaş ! ülkede sırf eleştiri hakkını kullandığı için hapse atılmasına sebep bir kişiye atıf ve nomal hukuk devletlerinden olmayan kanunun kaldıması için girişimde bulunmanız. Fakat bunun sizi pek işinize geleceğini sanmıyorum sizde bir takım gerçeklerin farkındasınız ve halk demokratik hukuk devleti ülkelerinde olduğu gibi küfretmeden hakaret etmeden eleştiri hakkını kullanırsa tarihi gerçekler, adli soruşturmalara maruz kalmadan açıklanrsa olacakların sizde çok iyi farkındasınız. Bunu anlarım ama buna rağme bu ülkeyi hukuk devleti diye nitelndirmenizi gerçekten anlayamıyorum.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Nisan 00:40


Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?