Güzelliğin çirkin yüzü

Anlaşılan güzellik çileli yoluna devam edecek. Kısaca, gerçek dünyaya gelen Venüs acı çeken bir Frida'ya dönüşecek

Meksikalı Ressam Frida Kahlo'nun saçlarında çiçeklerle çektirdiği fotoğraftaki gülümseme, bence bir sırrını fısıldamaya hazır olduğunu ima ediyor. Karşımızdaki bu yüz, Sandro Botticelli'nin Venüs'ü gibi duygusuz bir güzellikten ibaret değil. Onun sırrı, çektiği acıları ifade eden çivili portresinde ortaya çıkıyor. Frida'nın güzelliğini ve fırtınalı yaşamını tasvir eden bu iki portre yan yana gelince hikaye tamamlanıyor. Her gün gazetelerde gördüğümüz, şiddete maruz kalmış kadınların örselenmiş yüzleri de nice çirkin sırları ifşa ediyor. 

İlk çağlardan itibaren insanlar güzel görünebilmek için boyalar ve süs eşyaları kullandılar. İlk mezarlarda deniz kabukları ve renkli taşlardan yapılan takıların yanında çiçek polenleri de bulundu. Muhtemelen o dönemlerde de kadınlar güzelleşmek için, Frida'nın yaptığı gibi saçlarına çiçek takıyorlardı.

Bazı toplumlarda güzelleşmek için kullanılan geleneksel yöntemler, ne yazık ki, faydadan çok zarar veriyordu. Örneğin Çin'de ayakları küçültülen kız çocukları yürüyemez hale geliyordu. Günümüzde de abartılı estetik işlemler için yattıkları ameliyat masalarında yaşamlarını kaybedenler bile oluyor. Pandemi döneminde, sosyal medyada kendinin ve başkalarının yüzünü daha dikkatle inceleyenlerin estetik ameliyat olmak istemesi bana ilginç geldi.

Bu yazıda konumuz güzellikle yan yana duran çirkinlikler olacak. Öncelikle güzelliği nedeniyle talihsizlik yaşayanlardan bahsedeceğim. Daha sonra güzel olmak için çekilen çileleri anlatacağım. Bir de kendini güzel gösterebilmek için başkalarını çirkinleştirmeye çalışanlara değineceğim. 

"GÜZELİN TALİHİ ÇİRKİN OLUR"

Tarih boyunca köle ticareti çok kârlı bir faaliyet oldu. Ortaçağ ve Yeniçağda korsanlar ve haydutlar insan kaçırmak amacıyla, Afrika'da, Avrupa'da ve Orta Asya'da özel seferler düzenledi. Ortadoğu'daki köle pazarlarında; Rusya, Ukrayna, Polonya ve Kafkasya'dan kaçırılan güzel kızlar satıldı.  

İlk çağlardan itibaren savaş ganimetleri arasında esirler önemli yer tutardı. Orduları takip ederek savaş meydanlarına kadar giden köle tacirleri, askerlerden esirleri satın almak üzere hazır beklerdi. Erkek esirlerin de eli yüzü düzgün ve güçlü olanları tercih edilirdi. Onlar da ev, tarla, inşaat ve gemilerde çalıştırmak üzere pazarlanıyordu. Eski Yunan'da ve Roma'da ağır işlerde kullanılan köleler nüfusun çoğunluğunu teşkil ediyordu. Ne yazık ki, erkek kölelerin kısırlaştırılması da çok yaygındı. 

Afrika'dan Amerika kıtasına on milyon kadar güçlü kuvvetli köle götürülmüştü. Onların büyük bir kısmı gemilerde zincirlendikleri yerlerde canlarını verdi. Karaya ulaşabilenlerin çoğu da çalıştırıldıkları çiftlik ve madenlerdeki kötü şartlar altında yaşamlarını yitirdi.

Günümüzde bile ne yazık ki, zorla evlendirme ve fuhuş amaçlı olarak kaçırılan milyonlarca kadın olduğu hesaplanıyor. Öte yandan, pek çok güzel kadının da eşleri veya sevgilileri tarafından şiddete maruz kaldığı bir dönemde yaşıyoruz. Kadın cinayetlerinde artış ürkütücü bir seviyede. 

KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARMAK

Süslenme konusunda en eski bulgular yüzün ve bedenin boyanması ile ilgilidir. Afrika'daki bazı kabilelerde hâlâ beden boyama sürdürülüyor. Günümüzde bir tarafta beyaz tenli olanlar güneşte ve solaryumlarda bronzlaşmaya çalışırken, diğer tarafta bazı siyahiler beyazlaşmaya çalışıyor. Hatırlayalım, Michael Jackson siyahi olarak doğmuş ama beyaz tenli olarak ölmüştü. 

Kafataslarının çocuk yaşlarda şekillendirilerek uzatılması, Güney Amerika'da ve Afrika'da yaygındı. Geçen yüzyılda yasaklanana kadar Afrika'da bu uygulamalar devam etti. Boyun uzatma amacıyla günümüzde bile Asya'da kullanılan metal halkalar boyuna ve omuza hasar veriyor. Afrika'da kulak memelerinin ve dudakların abartılı şekilde büyütüldüğünü görüyoruz.

Geçen yüzyıllarda Avrupa'da çocuk yaşta başlayan korse uygulamaları, kızların omurgalarında bozulmalara neden oluyordu. İnce belli görünmek için giyilen korseler günümüzde hâlâ kullanılıyor. Hatta ince belli görünmek için en alttaki kaburgaların ameliyatla çıkarıldığını duyuyoruz.

Günümüzde Afrika'da hâlâ uygulanmakta olan diş sivriltmeler, hızlı bir şekilde çürümelere neden oluyor. Yüze ve vücudun çeşitli bölgelerine yapılan dövmeler için kullanılan kimyasallar da deri hastalıklarına yol açabiliyor. Vücut geliştirme sporcularının kullandığı hormonların da tehlikeli sonuçları olduğu biliniyor. Sumo güreşçilerinin olağanüstü güçlü bedenlere sahip olmaları, onların yaşam beklentilerini on yıl kadar kısaltıyor.

Özetle, kadınların güzelleşme ve erkeklerin yakışıklı ve güçlü görünme hevesi günümüzde de ciddi sorunlara neden olmaya devam ediyor. İnsanlar bu amaçla, yaşamı zorlaştıran ve ömrü kısaltan yöntemlere başvurmaktan geri durmuyorlar. 

GÜZEL OLMAK İÇİN RAKİPLERİNİ ÇİRKİNLEŞTİRMEK

Güzelliğin yarattığı sorunları konuşurken, kendini beğenmenin en abartılı şekli olan narsisizmden bahsetmemek olmaz. Narsisizm psikolojik soruna dönüşebilen iki davranış ile tanımlanabilir. Bunlardan birincisi kendini yüceltmek, ikincisi de diğer insanları aşağılamak.

Hollywood filmlerinde kahramanlar abartılı olarak yüceltilir hatta insanüstü varlıklara dönüştürülür. Güzel ve yakışıklı kahramanlar aynı zamanda ahlaklı ve akıllı olarak tanıtılır. Böyle mükemmel bir kahraman mağdur olduğunda seyirci kolayca onun tarafını tutacaktır. Bu basit formül her zaman işe yarar. 

Kahramanın hikayesi gelişirken narsisizmin ikinci hamlesi gelir. Onun karşısına rakip olarak seyircilerin kolayca itici bulacağı çirkin ve ahlaksız birileri çıkarılır. Kimi zaman onlarşeytani Ortadoğulu veya  Asyalı çetelerdir. Kimi zaman da çirkin uzaylılar, zombiler veya robotlardan oluşan düşmanlar devreye girer. Bütün bunlar, kahramanın sergileyeceği çirkinlikleri ve şiddeti meşrulaştırarak izleyici için eğlenceli hale getirir.

Nazi propagandası kendilerini yüceltirken, vahşete maruz kalan Yahudileri çirkinleştiriyor ve şeytanlaştırıyordu. Toplama kamplarında onların kimliklerini yok etmek için saçlarını kesiyor ve bedenlerine dövme ile numaralar yazıyorlardı. Artık onlar insan değildi ve ölmeyi hak ediyorlardı.

Geçmişte Avrupa ve Amerika'da pek çok yaşlı kadının öldürülmesine neden olan cadı avı da çirkin ve şeytani düşman yaratmanın bir şekliydi. Büyücülük ile suçlanan yaşlı ve kimsesiz kadınlar öldürüldü ve mallarına el konuldu. Aslında kadınların suçlanmasına neden olacak hiç bir delil yoktu. Günümüzde de çirkin cadı kavramının yaşatılması bu izlerin kolayca silinemediğini gösteriyor.

Mizah amacıyla bazen fiziksel veya zihinsel engellerle alay edildiğini, bazen de hatalı davranışların abartıldığını görüyoruz. Maçlarda fanatik taraftarların rakip oyunculara hakaretleri de engellenemiyor. Bazı politikacılar da, rakiplerini karalamak ve çirkinleştirmek suretiyle kendilerini yüceltmeye çalışıyorlar. 

SON SÖZ: DÜNYAMIZA HOŞ GELDİN VENÜS!

Tarih boyunca güzel kız ve yakışıklı erkek çocukların kaçırıldıklarını ve köle olarak satıldıklarını biliyoruz. Ne yazık ki, günümüzde de fuhuş amaçlı köle ticareti devam ediyor. Geçmişte güzelleşme amacıyla kullanılan geleneksel yöntemler çoğu zaman sakatlanmalara neden oluyordu. Şimdi onların yerini tehlikeli ameliyatlar ve hormonlar aldı. Anlaşılan güzellik çileli yoluna devam edecek. Kısaca, gerçek dünyaya gelen Venüs acı çeken bir Frida'ya dönüşecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Talat Çiftçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kandıra Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?