Kurnaz ve uyanık geçinen halkımızın bu kaçıncı tongaya basışı?

Son olayı biliyorsunuz...

Adı, Faruk Fatih Özer.

24 yaşında.

Thodex isimli bir “kripto para borsası” kuruyor ve muhterem halkımıza “kısa yoldan köşeyi dönmeyi” vaat ediyor.

Tam 392 bin uyanık, 24 yaşındaki bu tıfılın sözlerine sazan gibi atlıyor.

Elinde avucunda ne varsa, götürüp yatırıyor.

Nakit parası olmayan; evini, dükkânını, bağını bahçesini satıp “kolay para kazanmanın” yolunu tutuyor.

Hepsini bırakın, bankadan kredi çekip “kripto para” işine giren var.

Bire üç, bire beş, bire on kazanacak; çalışmadan ve üretmeden paşalar gibi yaşayacaklar ya…

Kripto para borsasına hücum ettiler.

Sonuç?

Vınnn!

Faruk Fatih Özer, iddiaya göre, 392 bin kişinin 2 milyar dolarını alıp Arnavutluk’a kaçtı.

Şimdi 392 bin uyanık ve de kurnaz (!) vatandaşımız, perişan!

Aralarında bunalıma girip intihar edenler bile var.

“Tosuncuk” olayı…

Daha yeni…

Üç yıl önce…

Bu ülke “Çiftlik Bank” olayını yaşamadı mı?

Yine tıfıl biri, “tosuncuk” lakaplı Mehmet Aydın (30), “saadet zinciri” sistemiyle çalıştırdığı “Çiftlik Bank” adlı oyun aracılığıyla milletin 511 milyon lirasını çarpıp Uruguay’a kaçmamış mıydı?

Demek muhterem halkımız, yaşanan acı olaylardan ders çıkarmasını bilmiyor.

Uslanmıyor, akıllanmıyor…

“Banker Kastelli” olayı…

Geçmişe bakın, benzer pek çok olay görürsünüz.

Bunlardan biri de “Banker Kastelli” olayı…

Belleklerden silinmesi mümkün değil.

1980’lerin başı…

Piyasa “banker” kaynıyor…

Her köşe başında bir “banker” tabelası…

İnşaatçısı, nakliyecisi, bakkalı, terzisi, berberi; işini gücünü bırakıp “bankerliğe” başlamıştı.

Halkın birikimlerine, bankaların iki katı faiz veriyorlardı.

Dönemin en ünlü bankerlerinden biri de, “Banker Kastelli” lakaplı Cevher Özden idi.

Özellikle memurlar arasında çok büyük güven sağlamıştı.

Dönemin Yeşilçam artistleri sıraya girmişler, Banker Kastelli’nin reklamını yapıyorlardı.

Millet, “yüksek faiz” kuyruğuna girmişti.

Ve tabii sistem çöktü ve Banker Cevher Özden tıpkı son olayda olduğu gibi yurt dışına kaçtı.

Parasını “yüksek faiz” uğruna kaptıranlar, yasta!

Banker hakkında on binlerce suç duyurusu!

Bir süre sonra yurda döndü, tutuklandı, yargılandı ve serbest bırakıldı.

Ancak toplumdaki itibarı sıfırlanmıştı, eşine, çocuklarına ve savcıya mektup bırakıp intihar etti.

Sadece Banker Kastelli mi…

O dönemde ortaya kim bankerim diye çıkmışsa, hepsi battı.

Yaşananlar, “banker krizi” olarak tarihe geçti.

Türkiye’nin geçmişinde böylesine acı olaylar var.

Hatta yaşanan olayların filmi bile çekilmişti.

“Banker Bilo”…

Halkın nasıl aldatıldığını, bankerlerin nasıl zengin olduğunu anlatır…

“Faizsiz kazanç” peşinde koşanlar da vardı

Özellikle yurt dışında çalışan ve faize karşı olan vatandaşlarımız, “Faiz değil, kâr payı dağıtıyoruz” diyen dinci kesimin tuzağına düştüler.

Dinciler, bu yöntemle Avrupa’da yaşayan on binlerce vatandaşımızı söğüşlediler.

Türkiye, bunları da gördü.

Ve kentimizde yaşananlar

Benzer olayları kentimizde de yaşadık.

“Sarraf Tüysüzler” olayı…

“Kuyumcu Gülaçtı” olayı…

Hatırlayın, her ikisi de vatandaşın kilolarca altını ve milyonlarca parasını alıp kaçtılar.

“Bu olayların özünde ne var”, şöyle bir düşünelim.

Yine vatandaşın “yüksek kazanç” tutkusu…

Banka ne veriyorsa, iki mislini, üç mislini alacak.

Aşağısı kurtarmaz.

Vatandaş kurnaz ve uyanık olunca, bu kurnazlık ve uyanıklıktan yararlanmak isteyen “başka uyanıklar” da çıkıyor.

Ve benzer olayların ardı arkası kesilmiyor.

“Tamam, bu son olur, vatandaş artık akıllanmıştır” diyorsunuz, çok geçmeden aynı filmi bir kez daha seyrediyorsunuz.

Tabii bütün bu yaşananlarda devleti yönetenlerin kusuru yok mu?

Ne olup ne bittiğini görmüyorlar mı, bilmiyorlar mı?

Görmez, bilmez olurlar mı?

“Üç ayaklı” bir oyun bu.

*”Aşırı kazanç” peşinde koşan vatandaş.

*Vatandaşın bu tutkusunu fırsat bilenler.

*Olup bitene seyirci kalan devlet.

Sorunun çözümü

Sevgili okurlarım, Türk toplumunun “değer yargıları” çok değişti.

Çalışmadan, üretmeden, artı değer yaratmadan yaşamak ve kısa zamanda köşeyi dönmek, “en geçerli değer” oldu.

Çalışarak, üreterek yaşamak ise artık “beceriksizlik ve aptallık” olarak kabul ediliyor.

Gördüğünüz gibi, “ahlaki bir sorunla” karşı karşıyayız.

Ne yazık ki, “değer yargılarımız” aşındı, aşınmaya devam ediyor.

Kendine göre kurnaz ve uyanık geçinen, kolay para kazanmak isteyen vatandaşlarımızın sayısı çoğaldıkça, onların bu zaaflarından yararlanmak isteyen “tosuncuklara” da fırsat doğuyor.

Bu nedenle yaşadığımız olaylara şaşırmayalım.

“Ülkemizdeki iklim”, gayet uygun.

Bu iklimden son yararlanan da, 392 bin kişinin 2 milyar dolarını alıp yurt dışına kaçan kriptocu 24 yaşındaki tıfıl oldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket MHP'de yeni il başkanı kim olacak?