Reklamı Kapat

Psikolojik içerikli diziler psikolojimizi mi bozuyor?

Son günlerde neredeyse tüm televiyon kanallarında psikolojk sorunları konu alan diziler var. Çoğu bir psikiyatri uzmanının kaleminden çıkan senaıryolar. Gerçek hayat hikayelerine dayandığı vurgusu ile izeleyiciyle buluşuyor. Gerçek oldukları düşüncesi izleyicinin merak ve ilgisini arttırıyor. Kurgu olduğunu bildiğimiz televizyon programlarına mesafeşi yaklaşırken bu dizilerde anlatılanlar bizi daha fazla içine çekiyor. Bu “gerçek hayat hikayeleri”nin senaryolaştırılması hastaların mahremiyeti açısından tartışılmıştı. Ben bu tartışmaya girmeyeceğim. Kendi uzmanlığım olan, dizilerde verilen mesajlar ve bu mesajların bizim psikolojimizi nasıl etkileyebileceği üzerinde duracağım.

Msaumlar Apartmanı, Kırmızı Oda ve bir kaç hafta önce yayına başlayan Camdaki Kız dizilerinde sürekli olarak aile bireylerinin birbirlerine uyguladıkları şiddeti izliyoruz. Bu şiddet bazen duygusal şiddet şeklinde bazen de duygusal ve fiziksel şiddeti barındıracak şekilde karşımıza çıkıyor. Karakterlerin çoğu, anne ya da babalarından kötü muamele ve şiddet görmüşler. Ebeveynlerden biri şiddet uygularken diğerleri de bu duruma sessiz kalarak suç ortağı olmuşlar. Küçücük çocukların yaşadıkları acıları ve çaresizliklerini izlemek benim için dayanılmaz bir durum. Yüreğimiz dayanmıyor diye görmezden gelecek değiliz elbette. Maalesef kötü muamele gören, hak ettiği ilgi ve sevgi ile büyüyemeyen ne kadar çocuk ve yetişikin var.

Bu dizilerdeki sorunlu noktalardan biri, bu şiddeti bir psikolojik rahatsızlık şeklinde sunarak neredeyse kabul edilebilir hale getirmesi. Aille içindeki bireyler kötü muamele görürken herkesin duruma sessiz kalmasıyla yıllarca devam eden ve derin yaralar açan acılar izliyoruz. Hem geçmişte şiddet uygulayanlar hem de bu acılar nedeniyle şu anda sorunlar yaşayanlar, yaptıkları davranışlardan sorumlu değiller sanki. Tam da Covid-19 salgını sürecinde çocukların okullarından uzak kaldığı, tüm aile fertlerinin daha önce hiç olmadığı kadar birarada oldukları bir dönemde aile içi şiddeti hiç bir çözüm önerisi sunmaksızın ortaya dökmenin izleyiciye nasıl bir yararı var?

Toplumun temel bazı kurumları da devre dışı bıraklıyor bu dizilerde. İyi ve kötü, doğru ve yanlış arasındaki sınırlar belirsizleşiyor. İnsanların topluma ve kişilere olan güvenlerini sarstığını bile söyleyebiliriz. Örneğin Kırmızı Oda dizisinde bir çocuğun sokaklarda nasıl büyüdüğünü izliyoruz. Delikanlı Sadi adıyla sosyal medyada da oldukça popüler olduğunu görüyorum. İyi yürekli, mert, eşini ve çocuklarını seven bir aile babası olarak anılıyor. Oysa bir yetişkin olarak psikiyatrdan destek almaya çalışan Delikanlı Sadi’nin yasal olmayan işler yaptığını, belinde silah ve korumalarla gezdiğini de görüyoruz. Sorunlu bir çocukluk geçirmiş olduğu için mi Sadi’nin yaptığı yasadışı işler hiç gösterilmiyor? Nasıl bir iş yaparak para kazandığını görümüyoruz ama zengin olduğunu ve kendisi gibi sokaklarda yaşayan çocuklara yardım ettiğini biliyoruz. Kimsesiz çoculara yardım ettiği için yasal yollardan para kazanıp kazanmamasının bir önemi yok mu?

Peki kimsesiz çocuklara sahip çıkmak mafyavari “delikanlılar”ın görevi mi? Çocuklarımızı emanet ettiğimiz kurumlarımız yok mu? Çocukların korunması, merkezi ve yerel yönetimler tarafından uygulanan sosyal hizmetler aracılığıyla sağlanmalıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile yerel yönetimlerin çocuk ve gençlik merkezleri kimsesiz ya da ailesi tarafından yeterli ilgi görmeyen çocuklara destek olmayı hedefleyen kurumlar. Bu konuda yapılan çok güzel çalışmalar var. Eğer eksiklikler varsa bunları gidermek, sorunların çözümüne odaklanmak lazım. Bu dizilerde kurumlara ve yasal çözümlere hiç değinilmeyerek dolaylı biçimde, ailelerinden yeterli bakımı göremeyen her çocuğun böyle bir hayata mahkum olduğu mesajı veriliyor. Maalesef insanların kurumlara olan güven ve inançlarının zedelenmesi, çaresizlik duygusunu doğurur ve pekiştirir.

Bir kaç hafta önce yayına giren Camdaki Kız dizisinde ise yetişkinlik çağına gelmiş olmasına rağmen annesi (aslında anneannesi) tarafından yoğun psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalan bir genç kızı izliyoruz. Kadına yönelik şiddetin sözde gerekçelerini yeniden üreten ürkütücü bir dizi. Annenin uyguladığı şiddete, babanın ve tüm olan biteni gören yardımcı kadının sessiz kalışı güven duygumuzu derinden sarsıyor. Kız okul ortamında bile annesi tarafından şiddet görürken öğretmeni ve arkadaşları da bunu dururmak için bir adım atmıyorlar.

Bu dizlerde verilen mesajların, bu mesajların yaratabileceği sonuçların çok iyi düşünülmesi gerekiyor. İnsanların merak ve acıma duygularına hitap etmeye çalışırken içinde bulunduğumuz şu zor günlerde hepimizi ciddi bir güven bunalımına sokabilecek kurgulardan uzak durmak gerek. Herkes üzerine düşeni yapmalı, daha sorumlu ve toplumun yararını gözeten bir yayıncılık için çaba göstermeli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emel Baştürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?