Basın özgürlüğü…

1994 yılında, ülkemizin de üyesi olduğu Birleşmiş Milletler, 3 Mayıs gününü “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak kabul etti.

Amaç; “çağdaş” bütün ülkelerde basının özgür olmasıydı.

Siyasi iktidarların “ hukuka ve yasalara aykırı” tutum ve işlemlerini önlemede basının büyük bir görevi olmalıydı.

Gerçekten “Demokratik bir Hukuk Devleti’nde, halkın “doğru bilgi alma hakkı” engellenmemeliydi. BM üyesi ve “demokratik hukuk devleti” olma iddiasındaki tüm üye ülkeler ve Türkiye; basın özgürlüğünü koşulsuz ve eksiksiz uygulayacaklarına dair, Anayasalarına temel hükümler koydular.

Anayasamızın 28. Maddesi; “Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır” diyor.

Madde 26’da ise; “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla, tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” hükmü yer alıyor.

Ancak; “Milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği” gibi gerekçelerle bu hak ve özgürlüklere engel de getiriliyor!

Ne yazık ki, “12 Eylül Askeri Darbesi’nin” özgürlüklere koyduğu bu ve benzeri engeller, 40 yıldır değiştirilemiyor!

Elbette basın özgürlüğünün de temel değerleri ve kuralları var.

Halkın, yaşadığı ülkede başta “kendisine hizmet etmek” sözüyle yönetim erkini elinde tutan siyasi iktidarın hizmetleri ve hizmet kusurları hakkında “doğru bilgi” alma hakkı, var.

Basının siyasi iktidarı ve muhalefeti eleştirme, uyarma hakkı var.

Toplumsal olayları yansıtma ve eleştirme hakkı var.

Ama bu hakları kullanırken, “yalan yanlış haber” yapmama ve “kişilik haklarına tecavüz” etmeme gibi ödev ve sorumlulukları da var.

Basın, bir “şantaj aracı” olarak da kullanılamaz!

Basın özgürlüğü ve sorumlulukları üzerine uluslar arası kabul görmüş kurallar ve her ülkede bu kurallarla uyumlu “Basın Hukuku” olmasına karşın, pek çok ülkede de “Basın özgürlüğüne tecavüzler” eksik olmuyor!

“Demokrasi ve Hukuk Devleti kültürü” gelişmemiş ülkelerde bu tecavüzler, basına ve topluma büyük zararlar veriyor.

Siyasi partiler ve üst yöneticileri, muhalefette iken, siyasi iktidara gelmek amacıyla yayınladıkları programlarında, basın özgürlüğü üzerine “harika” denebilecek sözler veriyorlar!

Siyasi iktidarda olanlar ise, basın özgürlüğü günahlarıyla yaşıyorlar!

“Velinimeti olan VATANDAŞA” karşı sorumluluk duygusu zayıf, ülkede var olan Anayasa ve Yasalara aykırı işler yapan –kimi- siyasi iktidarlar, basın üzerinde her türlü engel ve baskıyı uyguluyorlar!

Şu bir gerçek ki;

Bir ülkede ekonomik, siyasal, toplumsal sorunlar ne kadar büyükse, o ülkede “Basın Özgürlüğü” de o kadar güdük kalıyor!

Çünkü, pek çok yanlışı vatandaştan gizlemeleri gerekiyor!

Bir ülkede basın özgürlüğünün varlığı ya da yokluğu, basın-yayın organlarına getirilen sansür, idari ve mali cezalar ve cezaevlerindeki gazetecilerin sayılarıyla ölçülebilir!

Ya ülkemizde basın özgürlüğü ne durumda?

2020 yılında gazeteciler 479 kez yargı önüne çıkarılmış, toplam 140 yıl hapis cezası verilmiş. Dünya genelinde en fazla gazetecinin tutuklu olduğu ülkeyiz!

Basın-yayın kuruluşları “iktidar yandaşı” ve “muhalif” olarak ayrılmış!

Ulusal yayın kuruluşlarımız TRT ve Anadolu Ajansı’nın “tarafsızlığı” tartışılıyor!

Radyo-Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve Basın İlan Kurumu (BİK)’in siyasi iktidarı destekleyen medya ile “muhalif medya” arasında büyük hak ihlalleri alenen yaşanıyor!

Yayınlara “ERİŞİM ENGELİ” konabiliyor ya da “UNUTULMA HAKKI” gibi anlaşılması zor gerekçelerle yayınlanan haber ya da yazılar ortadan kaldırılabiliyor!

SONUÇ;

Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 154. sırada!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Atıf Koca - Yazar Süleyman Yeşilyurt bir TV programında, içinde küfür , hakaret olmayan bir olayı zikretti diye bir cümle sarf etti diye 70 li yaşlarda adam yaka paça hapse atılıyor, Derin Tarih dergisi her hangi bir ilavede bulunmadan Latife Hanımın mektubunu yayınladı diye bayilerden toplanıp yasaklanıyor, Necip Fazlın kitabı adını burada zikretmiyorum 2019 toplatılıp yasaklanıyor, yayınlayanlar dava açılıyor, hiç bunlardan bahsetmiyorsunuz. Her halde sizin gibi düşünmeyenleri karşı devrimci ve susturulması gereken basın olarak görüp sonra basın özgülüğünden uzun uzadıya dem vuruyorsunuz. Bence sizde basın özgür olmasından yana değilsiniz siz sadece kendiniz gibi düşünen basına özgürlük arayışı içindesiniz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Mayıs 00:02


Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?