Reklamı Kapat

Kahrolsun inekler

Öncelikle hem SPK kuralları hem de basın etik ilkeleri çerçevesinde bu yazıda yer alan bilgilerin yatırım tavsiyesi olmadığını ve yazar olarak benim de kripto para yatırımı olan birisi olduğumu sizlere beyan ediyorum.

Yazının başlığı bu hafta içerisinde sosyal medyada baya bir gündem olan “kahrolsun kripto” konu başlığını sosyal ağlarda dolduran zevattan ilham alınarak belirlenmiştir. Malum son bir ay içerisinde ülkemizde üç kripto para borsasının kurucularının yaptığı vurgunlar neticesinde mağdur olan epey bir kişi var. Bu kişiler kendi işbilmezlikleri neticesinde yedikleri kazığın acısının çıkartılması için topyekün bir düşmanlık içine girdiler. Normaldir, bu kişiler zeka ve algı kapasitelerini zaten yedikleri kazıkta gözler önüne sermişlerdir. Bundan dolayı toptancı bir şekilde bir konsepte düşmanlık sergilemeleri anlaşılabilir.

İşin bir de tabi ekonomik olarak çok sıkıntılı bir süreç içerisinde elindekini avucundakini kaybetmiş olmaları da madalyonun trajik yüzüdür. Allah hepsine yardım etsin. Bundan sonra da bir şeye para yatıracakları zaman zahmet edip iki tane uzman dinlesinler, taksicinin, simitçinin, çöpçünün ya da kim olduğunu bilmediği anonim Twitter hesaplarına itibar etmesinler. Ya da etsinler, bana ne?

Nasıl ki Çiftlik Bank dolandırıcılığı sonrasında insanlar bir araya gelip “kahrolsun inekler” demedilerse, bu mağdurların da “kahrolsun kripto” diye bağırmamaları gerekir. Zira onları kazıklayan kripto paraları ortaya çıkartanlar, bu projeleri yapanlar ya da bu yeni para konseptini savunanlar değil; bu düzlemde üçkağıtçılık amacıyla oluşumlar kuranlardır.

BENZER İŞLER

Ülkemizde dolandırıcılık nesilden nesile gelişen, yeni şartlara hızlıca uyum sağlayan bir iş alanı olarak yıllar yılı sürmekte. İstanbul’a ilk göç dalgasının yaşandığı 60 – 70 sene öncesinden bugüne insanlara Galata Kulesini, Boğaz Köprüsünü satanlardan tutun da Jet Fadıllara, Çiftlik Banklardan tefeci kuyumculara, faizsiz holdinglerden bugünün kripto borsa vurguncularına kadar geniş bir skalada ülkemiz üçkağıtçıları faaliyetlerini sürdürmekteler.

Geçtiğimiz haftalarda bizzat şahit olduğum ve ilgililerine olayı aktardığımız bir olay yaşadım. Ülkemizde de yatırımları olan küresel bir şirketin aynı ismiyle kel alaka bir yerde bir şirket kurup, benzer bir logo yapıp kartvizitlerinde CEO, Genel Müdür falan yazan kişilerin kamu kuruluşlarıyla protokoller imzalama girişimleri oldu.

Diyeceğim o ki dolandırıcılık dünyanın her yerinde var ama ülkemizde maşallah çok daha büyük ölçeklerde ve yenilikçi yaklaşımlarla uygulanıyor. Bunun sebepleri arasında elbette stabil bir ekonomik düzenimiz olmaması, Ortadoğulu uyanıklığımız ve çalışmanın erdemine olan inancın az olması yer alıyor. Bu organizasyonların bir tık ilerisinin suç şebekeleri olduğunu da uzun uzun anlatmaya gerek yok herhalde.

İlk yayın tarihi bulabildiğim kadarıyla 1966 olan, büyük yazarımız Orhan Kemal’in Müfettişler Müfettişi romanı da benzer işlerin aslında bundan çok çok uzun yıllar önce de ülkemizde dört bir yanda kol gezdiğini çok güzel anlatıyor. Bu eserin devam kitabı olan ikinci cildi olan Üçkağıtçı da ilk romanın perde arkasını ve akabinde gelişen olayları anlatmaktadır. Herkese şiddetle tavsiye ederim, bana çok küçük yaşlarda kitap okuma alışkanlığını kazandıran eserlerdir.

Çiftlik Bank kurucusunun dualarla açılışlar yaptığı videoları hepimiz hatırlıyoruz. Hatırlamayanlar YouTube’da izleyebilir. Sunucu “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta bir yiğit” diyerek tosuncuğu methederken, tosuncuk dayanamayıp kendisi gülmeye başlıyor çaktırmadan.

Öylesine söylemlerle insanları vurguna sürüklediğini kısa sürede unuttuk. “Muhtaç olduğun kudret şah damarından daha yakın” sloganları atılan reklam filmlerinde önce Atatürk’ün konuşmaları arkasından dronelarla çekilmiş cami görüntüleri olan hem nalına hem mıhına reklam filmleriyle bu dolandırıcılığın altyapısı kuruldu. Ne menem bir yapı oldukları ifşa edilmeye başlanınca “Londra merkezli saldırılar altındayız” safsatalarını yatırımcılarına pompaladılar. Uyanık olanlar bir şekilde sistemden kaçtı, kalanlar hala daha paraları bir gün gelir umudunda.

YENİLİKLERE DEĞİL AHLAKSIZLIĞA DÜŞMAN OLUN

İnsanımız ne yazık ki bir şeyi enine boyuna araştırmadan biraz hamaseti gördüğü zaman aklını yitirmişçesine o meseleye dalıyor. İşin içine bir de kısa sürede kolay yoldan vurgun olasılığı girince kendisini iyice kaybediyor. Varını yoğunu hesap kitap yapmadan, önüne ardına bakmadan, sorup soruşturmadan üçkağıtçıların eline teslim ediyor.

Kripto vurguncu kişi lise 2’den terk. Bu eğitim seviyesinde birisinin dünyanın en yeni ve tüm mevcut finansal düzenin kurulu oyununu değiştirebilme kapasitesine sahip teknolojisinde gerçekten nitelikli bir şekilde iş üretebileceğine inanıyorlar. Sakıp Ağaların devrinin geçtiğini, dünyanın artık değiştiğini insanımız hala anlamış değil. Çünkü biz ortalama olarak hemen her konuda küresel standartların ulaştığı noktaların çok gerisinde bir ülkeyiz.

Siyasetçisinden iş adamına, bürokratından akademisyenine, sanayicisinden çiftçisine hala daha geçen yüzyılın ortalarında bir yerlerde hapsolmuş zihin dünyalarına sahibiz. Günlük yaşamımızda sadece tüketicisi olduğumuz yeni nesil teknolojik ürünleri ve hizmetleri kullanıyoruz diye kendimizi gelişiyor sanıyoruz; aslında yaptığımız 100 kamyon buğday satıp, bir tane telefon ithal etmek. 10 konteyner plastiği eğip demiri büküp yapılmış ürünleri sanayi ürünü zannedip, bunlar satıp 10 tane yazılım lisansı almak. Bu kafa yapısıyla, bu model kurgularla gidebileceğimiz yol bir arpa boyudur, o da belki.

Çağın gerisinde, yeni teknolojileri sadece tüketen noktada kalırsak; daha çok üçkağıtçımız küresel konseptleri bu ülkede vurgun aracı haline getirir. Bugün dünyanın en nitelikli beyinlerinin hemen hepsi kripto paralar, blokzincir, merkeziyetsiz sistemler üzerine çalışıyor. Ülkemizde bu alana yönelenlerse ekseriyetle hırsızlar, ahlaksızlar ve bir avuç aklı başında insan.

Kalan geniş ilginin tek sebebi 100 Lira yatırıp 100 Milyon kazanmak isteyen matematik bilmeyen halkımız. PİSA ölçme ve değerlendirme sonuçlarında matematik ve fen bilimlerinde ülkemizin skorları ortada zaten. Aslında her şey açık ve net, bizler görmek istemiyoruz.

Kısa yoldan köşe dönme isteği de işin içine girince bu ahlaksızlar çok rahat top koşturuyorlar. Devlet, iktidarı muhalefeti toptan siyaset, iş dünyamız ve bürokrasimiz, 200 yıldır bir tek Atatürk dönemi hariç, dünyanın gerisinden gelmeyi adet edinmiştir. Anlamadığı konuyu hemen de değil; iş işten geçtikten sonra yasaklamayı düstur edinmiş bir şekilde davranmaya devam ediyoruz. Mağdurlar mağdur olduklarıyla kalıyor, hırsızların çaldıkları yanlarına kar kalarak dünyanın bir köşesinde para eziyorlar.

Dünyanın herhangi bir noktasında yeni bir teknolojik, finansal, kavramsal ya da bilimsel bir gelişme olduğu zaman devletin hızlıca araştırmaya girip; bireyin ve sermayenin özgürlüklerini ve haklarını merkeze alan bir şekilde, önceliği vergilendirme olmayan ve en önemlisi kısa ve sade regülasyonlar tanımlaması gerekiyor. Serbest piyasanın gerçek anlamı olan piyasaya girme özgürlüğünü devletin sağlaması gerekiyor. Rekabetin koşullarını oluşturduktan sonra da gerçek işi olan hırsızları tespit edip cezalandırmak, mağdurların haklarını teslim etmek noktasına çekilmesi gerekiyor.

Kripto para borsalarının bugün hala daha tam anlamıyla regüle edilmemiş olduğu gerçeği önümüzde duruyor; ancak insanların kripto paralarla (ya da varlıklarla) ödeme yapması yasaklanıyor. Bu tür reflekslerle devam ettiğimiz müddetçe bizi bekleyen daha nice tosuncuklar, nice kripto vurguncular, nice Jet Fadıllardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?