Reklamı Kapat

Korumayı bırak, yaşamaya bak…

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.” (Hicr, 9)

Ayet-i kerimenin mesajına bakıldığında birçok şey söylenebilir.

Mesela onun güvenilirliğinden şüphe edenlere ya da onu tehdit edenlere yönelik bir meydan okumadan bahsedilebilir.

Onun zarar görmesinden endişe edenlere yönelik bir güven telkininden bahsedilebilir.

İnsanoğluna genel manada “had” bildirdiği ifade edilebilir.

Hatta bu haddin, inanmayanlardan çok inananlar için gözetilmesi gereken bir uyarı olabileceğinden bile söz edilebilir.

Ki kanaatimce bugün için belki en çok bunun üzerinde durmak gerekir.

Zira bu açıdan bakıldığına ayetin biz inananlara şunu söylediğini düşünmek mümkündür:

Siz Kur’an’ı, dolayısıyla dini koruyamayabilirsiniz ki o kısmı biz güvenceye alıyoruz.

Ama o sizi koruyabilir.

Bunun yolu ise onu yaşamaktan geçiyor.

Dolayısıyla sizin işiniz onu “korumak” değil, “yaşamak”.

Nitekim yaşamadığınızı koruyamazsınız.

Mesela nefsinizi “tanrı” edinerek tevhidi hayatınıza geçiremez ve dolayısıyla kendinizi şirkten koruyamazsınız.

Mesela “dosdoğru” olmadığınız, başkalarına iyiliği emrederken kendinizi unuttuğunuz takdirde hayatınızı samimiyet ve ihlas üzere inşa edemez, dolayısıyla kendinizi sahtekarlıktan koruyamazsınız.

Mesela aleyhinize dahi olsa adaleti gözetmediğiniz, doğruyu herkes için doğru, yanlışı herkes için yanlış olarak kabul etmediğiniz takdirde hayatınıza adaletin hakim olmasını sağlayamaz, dolayısıyla kendinizi zulümden koruyamazsınız.

Mesela elde ettiğiniz menfaatin hakkınız olup olmadığına aldırmadığınız takdirde hayatınızın helal lokma üzerine inşa edilmesini sağlayamaz, dolayısıyla kendinizi haram lokmanın getireceği yıkımdan koruyamazsınız.

Mesela insanlara hikmet ve güzel öğütle hitap etmediğiniz, onlara söverek hakaret ettiğiniz takdirde hayatınıza edebi hakim kılamaz, dolayısıyla edepsizliğin getireceği seviyesizlikten kendinizi koruyamazsınız.

 Mesela kamu malına ihanet etmeyi, gücünüzü sağlama almak ya da “darü’l harp” mantığı gibi çeşitli nedenlerle kendinize hak gördüğünüz takdirde, hakka riayet etmenin getireceği güven iklimini hayatınıza taşıyamaz, dolayısıyla kendinizi kul hakkının vebalinden koruyamazsınız.

İlahiri…

Ve tüm bunlara dikkat etmediğiniz takdirde korunamayan şey din değil, sizin hayatınız olur.

Tabii bir de “doğru din algısı.”

Ki bu da sizi bir başka açıdan sorumlu kılar.

Kısacası, dini korumaya değil, yaşamaya odaklanın.

Zira dinin sahibi Allah’tır, koruyacak olan O’dur.

Ve bunun teminatını vermiştir.

Ama aynı teminat, uymadığınız bir dinin sizin hayatlarınızı koruması için verilmemiştir.

O nedenle asıl meseleniz öncelikle inandığınızı, ya da inandığınızı söylediğinizi yaşamak olsun.

Korumak da korunmak da bundan sonra gelir…

Bu mesajı hakkıyla idrak etmek ve hayatımıza geçirebilmek niyazıyla…      

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?