Reklamı Kapat

Elektronik kelepçe ve sarık

Ülkemizde kısa bir süre önce yaşananları şöyle bir gruplandıralım.

Bir tarafta…

*“Montrö Boğazlar Sözleşmesi” ve “sarıklı amiral” konularında kaygılarını dile getiren ve haklarında soruşturma açılan 104 emekli amiral var. 10’u sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu, sonra “elektronik kelepçeli” olarak serbest bırakıldı. Kelepçe vurulan vurulmayan emekli amirallerin tamamı, Türk Deniz Kuvvetleri’ne hizmet etmiş değerli komutanlar. Hepsi de Atatürkçü ve Cumhuriyet ilkelerine sıkı sıkıya bağlı.

Diğer tarafta ise…

*Halen görevde bulunan “sarıklı bir amiral” var. Türk Silahlı Kuvvetleri Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı… Makam arabasıyla gittiği tarikat evinde, “askeri üniforma üzerine giydiği sarık ve cüppe” ile çekilmiş fotoğrafı basında yer aldı. Yetkililer, sorulan bir soru üzerine sadece “böyle bir davranışı uygun bulmadıklarını” söylediler. Ancak Mehmet Kurdoğlu Tarikatı’na bağlı olduğu iddia edilen sarıklı amiral hakkında henüz bir işlem yapılmadı, görevini sürdürüyor.

Yine…

*104 emekli amirali, görüşlerini açıkladıkları için sosyal medya üzerinden ölümle tehdit eden kişi ve gruplar hakkında da herhangi bir işlem yok. Onlar, ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar.

Bir diğeri…

*Daha yeni, Ocak 2021’de İstanbul’da “4. Asrica Uluslararası ASSAM İslam Birliği Kongresi” düzenlendi. Düzenleyen, daha kısa bir süre önceye kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın askeri danışmanlığını yapan emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi idi. Kongrede, “İslam Devletler Birliği” kurulması görüşüldü. Ortak anayasa, ortak yargı, ortak savunma, ortak dış politika ve ortak icra organları kurulması da tartışılan konular arasındaydı. Birliğin resmi dili Arapça olacaktı. Daha önceki tarihlerde benzer üç kongre daha yapılmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ortadan kaldırmayı amaçlayan bu kongreler öyle gizli saklı değil, yönetimin bilgisi dahilinde yapıldı, çeşitli kamu kuruluşları tarafından desteklendi. Katılanlar, resmen “İslam Devleti” kurulmasını istediler. Türkiye’deki anayasal düzeni değiştirmeyi amaçlayan bu kongreyi düzenleyenler ve kongreye katılanlar hakkında da herhangi bir yasal soruşturma açılmadı.

Bu gidişat nereye?

Kısa zaman diliminde yaşanan birkaç olayı aktardım size.

Belleğinizi yoklayın, benzer yığınla olayı hatırlayacaksınız.

Bir tarafta, bu ülkenin yararını düşünen Atatürkçü ve Cumhuriyetçiler…

Bunlara konuşmak ve görüş açıklamak yasak, konuşanların ayağına tıpkı emekli amirallerde olduğu gibi “elektronik kelepçe” takıyorlar.

Diğer tarafta, tarikat üyesi bir sarıklı amiral görev yapmaya devam ediyor, orduda çok sayıda sarıklı ve cüppeli subay olduğu söyleniyor, haklarında herhangi bir işlem yok.

Ve yine topraklarımızda resmen “İslam Devleti” kurulması istemiyle kongreler yapılıyor, bırakın soruşturma açmayı bu kongreler kamu kurumları tarafından resmen destekleniyor.

Belediyeler ve kamuya ait savunma sanayi kuruluşları, kongrenin sponsorları…

Bütün bunlardan ne anlam çıkarılabilir?

Çıkarılan anlam şu:

*Bundan böyle Atatürkçü ve Cumhuriyetçilerin herhangi bir faaliyetlerine izin verilmeyecek.

*Sarıklı ve cüppeliler ile topraklarımızda “İslam Devleti” kurmak isteyenlere ise her şey serbest!

İşte Türkiye’nin geldiği, getirildiği nokta tam burası!

Atatürk, 101 yıl önce subaylara neler söylemişti?

Türkiye’de dün Ergenekon- Balyoz kumpasları ve bugün emekli amirallere yaşatılanlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün Afyonkarahisar’da yaptığı o tarihi konuşmayı anımsatıyor.

Tarih, 31 Temmuz 1920…

101 yıl önce…

Mustafa Kemal’in, Kolordu Komutanlığı’nda subaylara hitaben yaptığı konuşmanın satırbaşları şöyle:

*Efendiler… Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum…

*Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları, milletimizin bağımsızlığını imha etmeye karar vermişlerdir. Milletler, bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir.

*Kuvvetli olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.

*Kuvvet, ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, ona inanan milletin vicdani imanıdır.

*İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, onu evvela ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile önce silahlarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Ordumuzu tamamen lağvederek, milletimizi bağımsızlığı için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye çalıştılar.

*Ordu, düşmanlarımızın birinci hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engel kalmaz.

*Bu hakikat karşısında subaylarımıza düşen vazifenin mahiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkıyor.

*Ordu, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Ordunun ruhu subaylardır. O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenen ordumuzu tamir edecek, canlandıracak, ordumuzun ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.

*Millet; bağımsızlığın korunmasını ordudan, ordunun ruhunu temin eden subaylardan bekler. İşte subayların vazifesi budur. Düşmanlarımız, herkesten önce onları öldürür, onları aşağılar ve hor görür.

*Dolayısıyla subay için ‘Ya istiklal, ya ölüm’ vardır. Fakat arkadaşlar, ölmeyeceğiz! Bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız.”

101 yıl önce, 101 yıl sonra…

Sevgili okurlarım, Atatürk’ün bu konuşmasını Anadolu’da Yenigün Gazetesi’nin 10 Ağustos 1920 tarihli sayısından özetleyerek verdim.

101 yıl önceki bu konuşma, bugün için de son derece anlamlı.

Ordudaki Cumhuriyetçi ve Atatürkçüler kumpaslarla tasfiye edildi, Atatürkçü ve Cumhuriyetçilerin emeklilerine dahi tahammülleri yok, onları sürekli itibarsızlaştırıyorlar; ancak ordudaki sarıklı ve cüppelilerin itibarı en üst düzeyde!

101 yıl sonra dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta burası.

Atatürkçü ve Cumhuriyetçi amirallere, elektronik kelepçe!

Sarıklı ve cüppeli amirallere, itibar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Bahçecikli - sarığın bir ağırlığı var birde medenileşeceğiz deyip millete zorla foter giydirmişlerdi onun ilede çağdaş batılı ülkeler düzeyine çıkacaktık bilindiği kadarı ile bir tek s.demirelin elinde kaldı hatta bazıları klozet olarak kullanmış türkiye ilk defa klozeti onunla keşfetmiş durum böyle

Yanıtla . 1Beğen . 4Beğenme 04 Mayıs 15:46
01

OF’LU - Maalesef hepsi doğru tespitler, yüz yıl önce yapamadıklarını bu dönemde gerçekleştiriyorlar. Bir tarafta Milli Eğitim tarikat, cemaat ve vakıfların etkinlik alanına terkedilmiş, diğer taraftan da milli ordumuzu da aynı yola sokma çabaları. Cumhuriyet Başsavcısı asıl bu konuyla ilgilenmesi gerekmiyor mu?

Yanıtla . 6Beğen . 1Beğenme 04 Mayıs 10:04


Anket Karamürsel Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?