Şaşırmamaya şaşırmak!

Günümüz dünyasında yaşadıklarımız bizi hayatta her şeyin olabileceğine ikna ediyor sanki. Adeta şaşırmayı unutur hale geliyoruz.

Hatta şaşırmamaya şaşırma gibi bir durum söz konusu oluyor kimi zaman…

Bizim gibi tarihsel süreci büyük oranda gerginliğe dayanan toplumlarda, bir taraftan ani gelişen olaylara karşı hazırlıklı olma kabiliyeti gelişirken diğer taraftan bu “hazırlıklı olma” hali, yarattığı sürekli gerginlik nedeniyle psikolojik bir deformasyona da sebebiyet verebilmektedir.

Bu nedenle belki iki yüzyılı aşkın bir zamandır Türk aydınlarının cevabını aradığı konularından biri, toplumdaki buhranlar ve nedenleridir. 

Söz konusu nedenler arasında modernleşme ve bunun yarattığı etkiler başta olmak üzere savaş, ihtilal, ekonomik sıkıntı, küreselleşme gibi tarihsel süreç içerisinde tecrübe edilen birçok hadise ve olgunun sıralandığını görüyoruz.

Bu hadise ve olguların birçoğu ani ve dolayısıyla hazırlık süresi kısa ya da zor olarak gerçekleştiği, tepeden ya da dışarıda yaşanan gelişmelere bağlı olarak hayatımıza girdiği için, etkileri de sarsıcı olmakta, dolayısıyla bizi adeta kaçınılmaz bir biçimde gerilimden beslenen bir toplum haline getirmektedir.

Nitekim gerilim hayatımızın o kadar içerisine girmiş durumda ki, izlediğimiz programlarda dahi kendini göstermektedir. Yoğun takipçisi olan birçok gündüz kuşağı programlarından dizilere kadar izlenen programların nitelik ve içerikleri bunu açıkça ortaya koyuyor.

Geçmişte yaşanan gerginliklere hayatın içinde çözüm bulunmaya çalışılırken, günümüzde dijital çağın şartları itibariyle hayatın içinde çözüm bulma imkanı da oldukça zor hale gelmektedir.

Özellikle gençler açısından.

Çünkü dijitalleşen ortamda, tahsil sürecinin de etkisiyle, gerçek hayatın içine girebilme imkanı oldukça azalmakta, zamanı oldukça gecikmektedir.

Bu durum ise hayatın gerçeklerine yönelik problemlere çözüm üretebilme kabiliyetini köreltmektedir.

Neticede gerginliklerimiz onlar için daha da travmatik hale gelmektedir.

Bu nedenledir ki gençlerin çoğu umutsuz ve mutsuz, geleceklerini nasıl şekillendireceklerine dair kararsızdır.

Bir de üstüne büyüklerinin yaptıkları hatalar eklenince ya da büyükleri de bu sorunların çözümünde rehberlik edemedikleri takdirde, bu hal iyice derinleşmektedir.

Nitekim yapılan seçim anketlerinde özellikle gençler arasında kararsızların önemli bir paya sahip olmalarının alt yapısında, içinde bulunduğumuz gerilime dayalı ortamın kendilerinde yarattığı bıkkınlığın önemli bir payı olduğunu düşünmek mümkündür kanaatindeyim.

Peki, ne yapmalıyız?

Öncelikle toplumda uzun süredir devam eden gerginlik psikolojisine, bu psikolojiyi tetikleyen üslup, tutum ve söylemlere, gençlerimizin selameti için, biz yetişkinler son vermek durumundayız.

Artık yaşanan olumsuzlukları kanıksamak yerine onlara şaşırmalı, şaşırmayı unutmamalı ve ortadan kaldırılmalarına yönelik kalıcı çözümler üretmenin yoluna bakmalıyız.

Aksi halde gençlerin, dolayısıyla geleceğimizin haline “şaşırmamızın” bir anlamı kalmayacak demektir…

Saygılarımla… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?