Miras

Miras denilince insanların aklına hemen ev, para, arsa vs gelir. Ama önceden başınıza gelen bir olaydan, size maddi kazanım sağlamayan bir miras kalabilir ve sizi olumlu veya olumsuz olarak yıllarca  etkiler.  

Bana böyle bir miras kaldı.

Yüksek ses.

Ben 1944 Nisan doğumluyum. İzmit-Çukurbağ Mahallesi’nde.

Bahariye caddesinde bir evde doğmuşum.

Çok kısa zaman sonrasında babamın tayini nedeniyle Hendek’e gidiyoruz.  Orası 1943 depreminden çıkmış, harap, etrafı ormanlarla çevrili, havası  ve suyu temiz, sebzesi ve meyvesi çok bol yemyeşil bir ilçeymiş. Tekel Müdürlüğüne bağlı bir lojmanda bir erkek bebek…

**

Ama orada 1,5 yaşında iken  öyle bir bağırsak hastalığına yakalanıyorum ki beni gören korkuyor. Çünkü derler ya; bir deri ve bir kemik.  Annem, II.Dünya Savaşı bittiğinde Nazi kamplarında bulunan esirlerin  fotoğraflarına bak, hiç farkın yoktu derdi..

Beni tedavi için İstanbul’a götürüyorlar. Anneannem ve annemin kardeşleri orada yaşıyor. Ama hastaneler almıyor, ölecek bu çocuk diyorlar. Annemin İstanbul’dan bir kız arkadaşının inşaat mühendisi eşi durumu öğrenince Ankara’da Sağlık Bakanlığında müfettiş olan amcasıyla irtibat kurarak benim Şişli’de Etfal Hastanesine yatırılmamı sağlıyor. Yani Türkiye’nin hastalığı “torpil!” bunun için de gerekiyor. Elimdeki tek evraka göre bu hastane o zaman İÜ Tıp Fakültesine bağlı Çocuk Hastanesi. Tarih 19 Ekim 1945. Yani tam 1,5 yaşındayım.  O kadar bitkinim ki yattığım koğuştaki hemşireye (Annem onun isminin Metine olduğunu söylerdi) doktorlar tembih etmiş. Yarım saatte bir Necdet’in başını yastığında öbür tarafa çevirin. Şu mecalsizliğe bakar mısınız!

**

Orada tedaviden sonra 6 kilo ağırlığa ulaşıyorum. Yabancı literatüre bile baktım; 1,5 yaşında iken en az 12 kilo olmam gerekiyor. Herhalde hastaneye yatırdıkları zaman 3-4 kiloydum. Hastaneden dönüşte annem beni Hendek’te pirinç lapası ve yumurta ile beslediğini söylerdi.

İnanın bir örneğini zor görürsünüz. Beni öldü bilenler vardı. Çocukluk çağımda İstanbul’a gittiğimizde hasta halimi görmüş olan, annemin arkadaşları beni görünce gözlerine inanmazlar, beni sevgi ile kucaklarlardı. Anladığım kadar bir mucize yaşanmıştı. Üstelik o günün tedavi şartlarında yaşanmış bir mucize...

Bu hastalıktan bana miras olarak gür bir ses kalması ne kadar normal değil mi! Bebeklik çağında ağlamaktan olacak çok gelişkin akciğerler. Hani çocuk doğduğunda poposuna vurup ağlatırlar ya.. Herhalde İzmit’in en tanınmış ebesi Saniye Hanım da benim popoma vurup beni ağlatmıştır. Ne bilsin ki bu bebek daha çok ağlayacak !..

Ama bu yüksek sesin faydasını gördüğüm zamanlar oldu. Örneğin konuşmacı olarak katıldığım seminerlerde arazide veya salonda ben mikrofon kullanmazdım. Böyle bir ses askerlikte de çok gereklidir. Yedek subay olarak Kars’ta Hudut Taburunda göreve başladığımız gün komutan içtimada biz yedi asteğmenden, teker teker, bütün tabura belirlediği bir emri vermesini istedi. En son olarak sıra bana geldiğinde sesim öyle çıkmış olacak ki yanımızdaki katlı tabur binasının pencereleri açıldı, içerdeki subayların “ne oldu acaba!” diye aşağı baktıklarını gördük. Bu durumda arazide bütün tabura sabah jimnastiğini kim yaptırır! En uzaktaki asker bile sesimi rahat duyuyordu.

Hep aklımdadır: Lisede haftada bir gün yapılan “Askerlik” dersine resmi kıyafetiyle bir albay gelirdi. Sınıfa her girdiğinde derse başlamadan bana sınıfın önünde ‘Atatürk’ün Gençliğe Hitabını” okuturdu. Her dersten sonra neden sadece ben okuyorum diye düşünürdüm. Bunun nedeninin güzel okumam değil, yüksek sesim olduğunu askere gidince anladım  

Ama bu özelliğimin hiç zararı olmuyor mu? Olmaz olur mu! Mesela ben halk tabiriyle “fiskos” yapamam. Bunu yaptığımda sesim başkalarının normal konuşma sesidir. Bu yüzden fiskosla hiç işim olmuyor. Ne kadar faydalı bir mirasa konmuşum!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?