Reklamı Kapat

Lobin yok, fobin çok: Hekimoğlu Trabzonlular, maçın geç başlatılacağını biliyordu !..

Bendenize ait bir sözcük bu…

Lobin yoksa, fobin olur…

Tıpkı ‘Başka Kocaelispor yok’ sözcüğü gibi, içimden gelmiş ve cuk oturmuş bir sözcük…

Her zaman gençlere de öğütlerim…

Yazı sanatında, duygularını ifade etmek için sözcükleri kullandığından, onların en içten, yürekten ve bir çırpıda gelmesi, anında da kağıda dökülmesi gerekir…

Sadece yerel değil Türkiye’de de ‘Günlük spor yazısının’ ilk mucidi olan bu gazete ve dolayısıyla bu sütunun emanetçisi olan bendeniz, bunu izninizle 34 yıldır sürdürüyorum…

Bunları neden mi sık sık yazıyorum:

Okuduğunuz kişiyi iyi tanıyın diye…

Yani yazdığım yazılara referans olsun diye…

Lobi, fobi…

Sözcük anlamı itibariyle, aslında birbiriyle hiç ilişkisi olmayan, neden-sonuç metodu nedeniyle birazcık ilintili olabilecek iki kelime…

Bugün dünyada bir ‘İslamafobi’ varsa, bunun tek nedeni, yeteri kadar lobi oluşturamamış olmamızdır…

Burada gerçek anlamıyla bir lobi-fobi faaliyetinden söz edebiliriz…

Buradan yola çıkarak, Kocaelispor için lobi-fobi neden-sonuç ilişkisini masaya yatırabiliriz…

BU İŞİN USTASI SEFA SİRMEN’Dİ…

Türkiye futbolunda lobi faaliyeti dendiği zaman, benim için şüphesiz tek isim gelir:

Sefa Sirmen…

15 yıl belediye başkanlığı yapmış olan Sirmen, “Seçmenin kalbine giden yol Kocaelispor’dan geçer (Bu da benim 90’lı yıllarda tutturduğum bir deyimdir)” diyerek, Kocaelisporlu eski futbolcularla kapı kapı gezmiş ve oy istemiştir…

İsmail Kalkandelen karşısında ilk belediye başkanlığı seçimini kıl payı kazandığında, Aynalıkavak oyları ve Kocaelisporlu kararsızların oyları, seçim sonucunu belirlemişti. Bunun sonucunda da Sirmen, bu desteğe ihanet etmemiş, tüm kaynakları Kocaelispor’a seferber etmiştir.

Pekalâ zarar mı etmiştir ?..

Kesinlikle hayır…

Tam tersi, Kocaelispor’un Türkiye futbolundaki inanılmaz zaferleri sonrasında, kentin en etkin reklamını yapmıştır…

Bunun ardından, kanuna uydurularak büyükşehir olma hakkı, üniversite inşaat, Kartepe turizm merkezi ile nice projeler art arda kente yağmaya başlamıştır…

Mantığa uygun olarak da, Sirmen’in ardından gelen belediye başkanları Hikmet Erenkaya, İbrahim Karaosmanoğlu, Tahir Büyükakın, aynı yolu izlemiş izlemektedir. Tabii 90’lardaki kent ile şimdiki kent arasında, demografik olarak dağlar kadar fark vardır…

KENDİNE YABANCI BİR KENT…

Kocaeli kenti artık kendine yabancıdır…

Kent merkezini tanımak, kent merkezinde de tanıdık bulmak imkânsız hale gelmiştir…

Şairin dediği gibi:

Öz yurdumuzda garibiz, öz yurdumuzda parya…

Sonunda, İstanbul’a benzeme aşkı olanların, kına yakma dönemi gelmiştir…

Kocaelispor ve İzmit âşıklısı merhum Alaattin Nemutlu amca, İzmitliler Derneği’ni kurduğu zaman alaya alınmış, hatta tepkiyle karşılanmıştı…

“İzmit’te İzmitliler Derneği olur mu?” denmişti…

Şimdi, bırakın İzmit’i, Kocaelililer Derneği bile var ve o da sahipsiz bırakılıyor…

Diğer hemşeri dernekleri ise kentin yönetimini resmen ele almış durumda bulunuyorlar...

Tabii ki faaliyetlerde bulunsunlar kentimizde…

Ona sözüm yok…

Ancak, bu dernekler tarafından ‘Kocaelili, dolaylı sonuç olarak da Kocaeli düşmanlığı’ yapıldığında ve bu dernekler, yerel yönetimleri kuşattığında, orada birileri (ben dahil) dur derler…

Çünkü, aynı hemşeri derneklerinin kendi kentlerinde bir Kocaelili olarak aynı şeyi yapmak için mangal gibi yürekli olmak gerekir… Bırakın etkin olmayı, adama dernek bile açtırmazlar…

LOBİ SAHİBİ DEĞİLSEN, FOBİ SAHİBİ OLURSUN…

Lobi yapamıyorsan, fobi sahibi olursun…

Hele hele ne idüğü belirsiz bir Türkiye futbolunda…

Sefa Sirmen ve Kocaelispor, 90’lı yıllarda hangi kente gidilirse gidilsin, kafileler tarafından karşılanırdı. Anadolu kralıydı…

Futbolda bir devrim yapılmıştı…

Sirmen aldığı bu güçle, İstanbul belediye başkan adayı bile olmuştu…

Kocaelispor öyle bir marka değeriydi…

Aydın’da, Mardin’de, Avrupa kupası maçlarında gurbetçiler tarafından yaşadıkları ülkelerde Kocaelispor’a yoğun ilgi oluşmuştu…

Maradona’ya transfer teklifinde de bütün dünya bizi konuşmuştu…

Bunları bire bir yaşamış biri olarak, perşembe akşamı Kocaeli Stadı’nda gördüğüm manzara, yüreğimi derinden yaraladı…

AĞAOĞLU KİMİ TEMSİL ETTİ, KOCAELİLİ TRABZONLULAR NE HİSSETTİ ?..

Zamanında da, kentimize birçok kulübün başkanı misafir olarak gelmiş ve İsmetpaşa’da maç izlemişti…

Hem de krallar gibi…

Hatta inşaatçı Kocaelispor yöneticisi Medet Yıldız, Kocaelispor-Galatasaray maçında ilgiyi abartmış ve kendi ayakta alma pahasına Galatasaraylı yöneticilere yer ayarlamış, tepki almıştı…

Perşembe günkü maçta da Hekimoğlu Trabzonspor ile organik bir bağı olmayan, yasal olarak da olmaması gereken Ağaoğlu, tribünde yerini almış, bu maçta pandemiden ötürü kesinlikle olmaması gerekirken, usulüne uydurularak maça gelmiş ve krallar koltuğunda maç izlemesi sağlanmıştır…

Bir kişiden ne olur?” diyerek olayı küçümsemeyin…

Trabzonspor için Hekimoğlu Trabzonspor projesi çok önemlidir…

Abdullah Avcı beyefendi, bu takımın acilen 1.Lig’e yükselmesini istemiş ve pilot takım olarak Trabzonspor’un geleceğinin burada olduğuna herkesi ikna etmiştir…

TFF ve Nihat Özdemir dahil…

Doğal olarak da maçın temsilcileri, Kocaelispor’un bir şeyden haberi yokken, rakip takımın baskısıyla tribünleri, yarım saat önce olması gerekirken, sadece maça 5 dakika kala boşalttırmayı kararlaştırmış, doğal olarak ilk maçta ev sahipliği avantajını kullanmak isteyen ve erken bir golle ikinci golü araması gereken Kocaelispor’un, maça 16 dakika geç ve soğuyarak başlamasına sebep olmuştur…

Rakip takımın beraberlik dışında bir beklentisi olmadığı için, olaydan önce müsabakanın geç başlayacağından kesinlikle haberi olduğundan, maçta hiç de zorlanmamıştır…

Kocaelispor maça ısınana kadar, zaten ilk yarı bitmiştir…

Bahattin Şimşek’i, bir hakem eskisi olarak kınıyorum…

Bu derece zorluğu olan maçın 16 dakika bekletildikten sonra oynatılmaması, bir sonraki güne ertelenmesi gerekirdi…

Kocaelispor’un hakkı yenmezdi…

Ama yaptırmazlardı sana bunu hocam…

Nitekim Ağaoğlu’nun tribünde olması bile, hakemin, Kocaelispor’un, Trabzonlu teknik heyetimizin, yönetimimizin baskı altına alınması demektir…

Fanatik başkan Ağaoğlu, çıkıp da ‘Ben Kocaelispor’u da destekledim’ derse kim inanır…

Tabii ki sadece Kadir İnanır…

O yörenin 34 yıllık eniştesi olarak, bu söze en başta ben kahkahalarla gülerim…

YÖNETİM SAHİPSİZ BIRAKILDI…

Başkan Engin Koyun ve yönetimini tek başına suçlamanın hiç bir mantığı ve faydası yoktur…

Lobi demek, kentin siyasetçisi, sanayicisi, halkı, başta da bu kentte yaşayan ve önce Kocaelisporlu olduğunu yineleyen Trabzonluların desteğiyle baskı oluşturmak demektir…

Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe şampiyonluklarında, sıradan insanlara bir şey demem ama, zamanında hem Kocaelispor forması giymiş, hem de Kocaelili olan ‘Eşek’ kadar bazı eski futbolcuların o formaları giyip, oğluyla torunuyla sosyal medyada poz vermesi, en adi deyimiyle ihanettir…

Bunu gören ve kente dışarıdan gelmiş insanlar, neden Kocaelispor’a sahip çıksın ki ?..

“Sen önce kendi hemşerine bak!” derler adama…

Kentin en önde gelen kanaat önderlerinin giremediği stada Ağaoğlu elini sallaya salaya girebiliyorsa, siz hangi Süper Lig’den, hatta hatta 1.Lig’den söz ediyorsunuz ki ?..

Pazartesi ne mi olur ?..

Oldu bile…

Yazıyı bir kez daha iyi okuyun bence…

Ama, Tüpraş bu kentte ve ülkenin en büyük sanayi kuruluşu…

Sahibi Ali Koç…

Fenerbahçe stadı boydan boya Tüpraş ilanları ile dolu…

Biz pazartesi günü Ali Koç’un Kocaelispor’un destekçisi olarak Trabzon Akyazı Stadı’na getirir ve baskı oluşturursanız…

O zaman lobiniz var diye, en başta ben sizi ayakta alkışlarım…

Rahmetli Özhan Canaydın’ı İsmetpaşa’da elinden tutup sahaya indiren ve tur attıran Sefa Sirmen, bunun için büyük lobiciydi…

Maradona’ya transfer teklifinde bulunan, İstanbul’dan ev bile tutan ve bunların yalan olmadığını ispatlayan Sefa Sirmen büyük lobiciydi…

Bilmem anlatabildim mi ?..

Tahir başkan ve Engin Koyun bu noktada vekiller tarafından da yalnız bırakıldıkça, kimse onlara da kızma hakkına sahip değildir…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?