Şakir Balkı için…

“1950’lerin ortasındaydık. “Dolmuş” mizah dergisini yönetiyordum. Bir gün kapı vuruldu. İçeriye çekine çekine birisi girdi. Elindeki yazıları uzattı.

Şakir Balkı’yla böyle tanıştık.

Getirdiği öyküler ilginçti. Yayınladık. O gün bu gündür yazarlık yaşamını sürdürür Şakir; başlangıçta kısa öyküler biçiminde ürünler verirken, bir dönemden sonra roman alanında kendisini göstermiştir.

Bir rastlantıyla Şakir Balkı’nın ilk romanının yayınına da ben aracı oldum. 1960’ların ortasıydı bu kez. Cumhuriyet’teki yüksek tavanlı ve loş çalışma odamda oturuyordum bir gün; kapı aralandı; Şakir “Merhaba” dedi.

Ve masamın üstüne bir dosya bıraktı. Balkı’nın yazdığı ilk roman Cumhuriyet’te yayınlandı.

Kitabına önsözü, bu anılara dayanarak yazıyorum.

                                                        ***

Şakir Balkı gerçek bir emekçidir.

Yalnız fikir emekçisi değil…

Aynı zamanda kol emekçisi.

Demek ki Şakir iki kez emekçidir ve tüm yaşamını böyle sürdürmüştür.

Şimdiye değin çoğu yazarımız yaşamını memurlukla sürdürürdü. Edebiyat tarihimizde bunun zengin örnekleri vardır. Bir yandan müfettişlik, müdürlük, kaymakamlık, valilik, elçilik yaparken; bir yandan şiir, roman, öykü yazan çok kişiye rastlamak olasıdır. Bürokrasinin bir basamağında geçimini sağlarken sanata dönük işlevini sürdüren ünlü edebiyatçılarımız çoktur. Ama fabrikada işçilik yaparak yazarlığını sürdüren sanırım Şakir Balkı’dan başkası yok.

Türkiye’de bu noktaya varılması için Cumhuriyet’ten buyana uzun bir süre geçmesi gerekti. Emekçi kesiminden yazar, ozan, romancı çıkması toplumlar için bir gelişim sorunudur. Eskiden sanatçılar saraylarda, sonra devlet dairelerinde barınırlardı.

Fabrika gürültüsünde alınteri dökerek fikir ve sanat ürünü verebilmek, sanıldığınca kolay değildir. Türkiye’de bilinçli işçi olmak, yaşamın acı gerçeğiyle göğüs göğüse yaşamak demektir. Şakir Balkı bir ömür boyu, fabrikanın gerçeğiyle mizah yazarının bilincini bağdaştırmış kişidir.

Fabrikanın atölyelerinde geçen bir hayatın üniversitesinden diplomalıdır Şakir…

Türkiye’de dışarıdan fabrikaya bakan yazar çok; fabrikadan dışarıya bakan yazar yok. Elinizdeki roman işte böyle bir kişinin ve böyle bir yazarın sürecinde bir kilometre taşıdır. Ne var ki yol burada bitmiyor. Kişinin çevresini özümseyerek kazandığı güç, hem kendisini yeniden üretmekte, hem yazarlık alanında yeni ürünler verebilmesinde belli başlı kaynaktır.

Elinizdeki “Büyük Usturalar” toplumun bir kesitini size sunuyor ve toplumsal gülmecenin bir örneğini veriyor. Şakir Balkı, usturayı neşter gibi vurmuş siyasal yapımızın bir yanına… Balkı’nın emekçi kişiliğinin dünya görüşünü biçimlendirmesi, kitaplıklardan yansımış bir oluşum değil, yaşam yasasının doğal bir sonucudur.”

İlhan Selçuk, Şakir Balkı’yı böyle anlatır

Yukarıda okuduğunuz satırlar, ünlü gazeteci-yazar İlhan Selçuk’a ait.

İlhan Selçuk, Şakir Balkı’yı, Şakir Balkı’nın 1978’de yazdığı “Büyük Usturalar” adlı mizah romanının önsözünde böyle anlatır.

21 Haziran 2010 tarihinde 85 yaşında aramızdan ayrılan İlhan Selçuk bizim meslek büyüğümüz, üstadımız.

Üstatların üzerine söz söylenir mi?

Söylenmez…

İlhan Selçuk, geçen hafta 27 Mayıs’ta hayata veda eden Şakir Balkı’yı çok güzel anlatmış.

“Türkiye’de dışarıdan fabrikaya bakan yazar çok, fabrikadan dışarıya bakan yazar yok” diyerek Şakir Balkı’nın edebiyat dünyasındaki yerini farklı konumlandırmış.

Gerçekten de öyle.

Şakir Abi; hem kol, hem de fikir işçisiydi.

Bir taraftan SEKA Fabrikası’nda çalışırken, diğer taraftan KOCAELİ Gazetesi ve CUMHURİYET Gazetesi’ne çeşitli konularda makale yazar, roman ve araştırma kitapları yayınlardı.

Belirli bir çizgisi vardı.

Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laik ve çağdaş çizgisinden hiç sapmadı.

Hep dik durdu.

Meslek ahlakını hep en üst seviyede tuttu.

Eli kalem tutanların güç sahiplerine yalakalık etmesine çok kızardı.

Bıraktığı eserler

Şakir Balkı’nın kitapları masamın üstünde duruyor.

Hepsi de imzalı.

Ya bana, ya eşime…

Bazıları da her ikimize…

*Büyük Usturalar (1978)

*Aç Ayı Oynamaz (1980)

*Piliç Şermin’in Evi (1983)

*Şeytan Aletleri (1992)

*İzmit’te Zaman (1995)

*Nikomedia’nın Büyülü Yüzü İzmit (1999)

*O Yılları Yaşamak-İzmit Sinemaları (2001)

*İzmitli Üç Yazar/Metin Yüce, Naci Girginsoy, Avni Öztüre (2004)

*Agora’da Dans ve Düş (2005)

*Atatürk’ün Yaşamında İzmit İmgesi ve SEKA’nın Trajik Sonu (2010)

*Göçmen-Ah Balkanlar Vah Anadolu (2012)

Bizlerle yaşamaya devam edecek

Şakir Balkı; uzun, huzurlu ve onurlu yaşadı, 92 yaşında aramızdan ayrıldı.

Bundan böyle kitaplarıyla, fikirleriyle, anılarıyla yaşayacak.

Allah rahmet eylesin!

Ailesinin ve sevenlerinin acısını paylaşıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket MHP'de yeni il başkanı kim olacak?